Translate

Yeni öğrendiğim/farkettiğim şeyler

16/1/2013: "Fenoloji"nin doğayı takip ederek hava ve toprak sıcaklığı tahmininde bulunmak demek olduğunu... (kaynak: Beste'nin blogu)
8/1/2013: Bir metrenin dünyanın kuzey-güney meridyeninin 40 milyonda biri olarak tanımlanmış olduğunu...
12/11/2012: Kıbrıs'a Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden girenleri Güney Kıbrıs hükümetinin yasadışı giriş yaptı diye nitelendirip güneye geçmeye kalktıklarında ceza kestiğini...
25/9/12: Fütürist diye nitelenen bir grup insan olduğunu ve bunların sistematik olaran toplumların veya dünyanın geleceğini tahmin etme uğraşında olan bilim veya sosyal bilim insanları olduğunu...
28/6/12: Tijen İnaltong'un benim blogumu okuduğunu...
13/3/12: Satürn'ün en büyük uydusu olan Titan'ın yoğun bir atmosfere sahip olduğu bilinen tek doğal uydu olduğu... Aynı zamanda yüzeyinde belirgin su kütleleri bulunduğu...
2/3/12: Külhanbeylerinin Osmanlı döneminde hamamların külhanında (hamamın suyunun ısıtıldığı ateşin yandığı bölümde) yattıklarından dolayı bu ismi aldıklarını... (Konuyla ilgili son derece ilginç bilgiler ve daha fazlası için İstanbul İstanbul Olalı adlı bloga bakmanızı öneririm. Buraya TIK.)
1/3/12: Kanuni'den sonra tahta geçen Sarı Selim öldüğünde karısı Nurbanu Sultan'ın onu buza yatırarak, oğlu 3. Murat'ın Manisa'dan gelip tahta geçebilmesi için ona zaman kazandırdığını...
27/2/12: mısır ekmeği yapmayı...
8/2/12: Argan yağının E vitamini açısından çok zengin olduğunu, %80 unsatüre yağ asitlerinden oluştuğunu ve kokusunun da azıcık garip zeytinyağı gibi koktuğunu... 
27/1/12: Şimdiye dek geriye dönemez (irreversible) olduğu düşünülen sirozun geriye dönebildiğini...
25/1/12: Dünyada yaklaşık 35 milyon HIV pozitif insana karşılık, yaklaşık 500 milyon kronik hepatit hastası olduğunu... 
20/1/12: Taksim Meydanı'nın adının, burada bir zamanlar su taksim etmek için kullanılan Taksim Maksemi adındaki binadan dolayı böyle kaldığını...
18/1/12: Guarana adındaki pörtlek gözlü meyvenin Amazon yerlileri tarafından öteden beri enerji artırıcı özelliği nedeniyle tüketildiğini... (bkz. basit bir yaşam'ın blogu TIK)
12/01/12: Yeni bir müzik aleti öğrenmenin ve yün örmenin zihinsel canlılığı korumaya yardım ettiğini... 
15/12/11: Erhan'ın oğlunun da benim kızım gibi bir Birleşmiş Milletler simülasyon grubunun içinde yer aldığını...
8/12/11: Çaykovski'nin homoseksüel olduğunu...
7/12/11: Kilo verince ayakların da küçüldüğü için olmayan ayakkabılarının olmaya başlayabildiğini...
3/12/11: Cenevre'de şamanik uygulama yapan bir Malezyalı'nın olduğunu...
2/11/11: HCV tarama testlerinin Afrika'da neden çok işe yaramadığının bilinmediğini...
27/10/11: Nezaketin, şefkatin, sevginin ve aşkın etkisinin kümülatif olduğunu. (Bunların zıttının da...)
13/10/11: Karaciğer sinüzoidlerinin sadece %5'inin arteriyel kanla dolduğunu ve geri kalanlarının portal ven ve hepatik arterden gelen kanla birlikte dolduklarını... (Neden bu %5 için bir farklılık var, hiç anlayamadım.)
11/10/11: Amazonit taşının Amazon ile hiçbir alakası olmadığını ve en çok Amerika ve Rusya'dan çıkartıldığını...
22/9/11: 21 Eylül'ün "Bir gün Barış" günü olduğunu... http://www.peaceoneday.org/
20/9/11: Bilmediğim yerlerimde egzersizden ağrıyabilen kaslar olduğunu...
13/9/11: Almanya'daki Köln şehrinin İngilizce adının Cologne olduğunu...
7/9/11: Yoganın beni çağırdığını...
2/9/11: Ton balığının ızgarada az pişirilip ortası pembe bırakıldığında hiç de tıkız olmayıp çok lezzetli olduğunu...
18/8/11: Kamerun'un iki resmi dili olduğunu (İngilizce ve Fransızca)...
13/8/11: Konveksiyon tipi yağmurun, havanın ısınması sonucunda göğün soğuk tabakalarına doğru yükselen nem tabakasının yoğunlaşarak sıvı hale gelmesi sonucu ortaya çıktığını... Günün en sıcak zamanı da öğleden sonra 3 civarında olduğu için bu yağmurun genellikle akşam 4-5 gibi yağdığını ve Türkiye'de buna (işten çıkan memurların sokakta olduğu zamana denk geldiği için) "memur yağmuru" dendiğini...
12/8/11: Ozon tabakasındaki deliğin ilk olarak, Tazmanya'daki koyunlarda artan cilt kanserinin nedenlerinin araştırılması sonucunda bulunduğunu...
11/8/11: Türkçe'de Fransızca kökenli yaklaşık 5000 sözcük olduğunu ve bunun Fransızca öğrenirken benim hiç işime yaramadığını! (İkinci en sık sözcük aldığımız dil ise yaklaşık 4000 kelime ile Arapça).
9/8/11: Cenevre'deki en iyi sushinin Misuji'de yapildigini...
8/8/11: "Fiil" sözcüğünün kendisinin isim olduğunu...
7/8/11: İngilizcedeki "whimsical" sözcüğünün oyunbaz, kaprisli, havai anlamına geldiğini...
5/8/11: İngilizce'ye Türkçe'den geçen bir diğer kelime olan "kismet"in aynen bizim dilimizdeki anlamıyla kullanıldığını...

2 yorum:

  1. Ya Hande ya sen ne şanslıymışın farkında mısın?
    Ya da şans denen şeyin aslında bizim tarafımızdan secimlerimiz ve hayat algımız ile ilgili olduğunu...

    YanıtlaSil
  2. Celalcim, ben çok şanslıyım. Sen de öylesin. Sevgiyle...

    YanıtlaSil