Translate

Rüyada öğrendiklerim

Bazen gecenin bir yarısı, bazen sabah normal vaktinde uyandığımda aklımda cümleler olur. Bunlar hiçbir dilde söylenmiş cümlelerdir. Onları alır bildiğim dillerden birine çeviririm hemen, kaydedebilmek için. Bunlar öyle güçlü olurlar ki bazen, artık hiç unutamam diye düşünürüm. Ama bazen birkaç saat, bazen birkaç gün içinde geldikleri yere giderler. Artık başucuma kağıt kalem koyuyorum, bundan sonrakileri saklayabileyim diye. İşte bu sayfada bu cümleleri bulacaksınız. Çok sık olmayacaklarını biliyorum. Sizin de varsa rüyada öğrendikleriniz, paylaşın bizimle...


Ekim 2012: Evren adsız (ya da tek ve aynı adlı) yaratılarla dolu. Göremiyor olmamız bizden kaynaklanıyor. Böyleyken herşeyin üstüne adımızı yazma, imza atma, bundan bir kazanç sağlama isteği neden?

Aralık 2011: Benliğimizin bir parçasının sürekli olarak olanları kaydetmekte olduğunu bir rüya aracılığıyla deneyimledim. Okumak için buraya TIKlayın.

Kasım 2011: "Başına gelenler, daha önce yaptıkların ve daha sonra yapacaklarınla denge içindedir."

Aralık 2016: "Daha önce yapılmamış olanı yap. / Do what has not yet been done."

1 yorum:

  1. “Psiko-Tarih Sezgilerimiz ve Takıntılarımız” isimli bir kitap okuyorum, yazarı bir psikiyatrist olan Dr. Nusret Kaya. Yazar öncelikle üst beyin (korteks) ve alt beyin farkından söz ediyor. Üst beyin sadece insanlarda olan ve algılama, düşünme, konuşma, okuma yazma gibi işlevleri yürüten kısım. Üst beyin aşırı çalıştığında stres ve strese bağlı hastalıklar kendini gösteriyor. Alt beyin ise hayatı devam ettirme ve koruma fonksiyonunu refleksif olarak yürüten bölüm. Yazar alt beyinde sadece bebeklik, çocukluk veya unutulmuş hatıraların değil, bize atalarımızdan miras kalan deneyim ve bilgilerin de genetik olarak depolandığını anlatıyor. “Düşünce” üst beyinden, “sezgiler” ise alt beyinden köken alıyor. Yazar, üst beynin çalışmasını biraz yavaşlatmaya yönelik girişimlerle (meditasyon gibi), alt beynimizdeki kayıtlı bilginin ortaya çıkabildiğini söylüyor. Rüyalar da sanki böyle işliyor.
    Kendimi bildim bileli tuhaf bir rüya görürüm. Rüyamda aslanlar, kaplanlar, türlü çeşit vahşi hayvan etrafımda gezinir durur. Her sefer tuhaf, sert ve keskin bir koku duyarak korku içinde uyanırım. İlk defa yurtdışında hayvanat bahçesine gidip, aslanların olduğu bölüme yaklaşınca o kokuyu hemen tanıdım. Rüyamda almaya alıştığım ve unutulamayacak kadar keskin olan bu koku, gerçek hayatta ilk o zaman karşıma çıktı.
    Üst beynimizi hiç olmazsa ara sıra yavaşlatabilsek, biraz rüyalarımıza fırsat tanısak belki alt beynimizde saklı bilgi ve deneyimler gün yüzüne çıkacak. Yazarın kitapta “sezgi” dediği, eskilerin “gönül gözü” olarak adlandırdığı bu durumun oluşumunu ısrarla engelliyoruz. Modern insanlar olarak, korteksimizi aşırı çalıştırarak stres içinde yaşayıp gidiyoruz. Bu nedenle rüyalara fırsat tanımak çok önemli.
    Selamlar,
    Pınar Ay

    YanıtlaSil