Translate

27 Kasım 2014 Perşembe

Primal beslenmenin ilkeleri ve Kural 1

Bu iyi bir primal tabak mesela. Kaynak: TIK
Bu konuyla ilgilenip biraz okumaya başlayınca birbirinden az farklarla ayrılan ve farklı adları olan beslenme türlerine rastgeliyorsunuz. Primal, paleo, ancestral, whole food, vb isimlerle anılan bu beslenme tarzlarının temelinde ise günümüzün paketlenmiş/işlem görmüş besinlerinden uzaklaşıp bundan yüzlerce hatta binlerce yıl önceki atalarımızın yediklerine geri dönüş isteği yatıyor. Bunun nedeni de basit: son 50 - 60 yıldaki beslenme değişiklikleri insanların sağlığını bozuyor. O zaman bunlardan uzaklaşırsak sağlığa yaklaşmış oluruz.

Şimdi gelelim "primal" beslenmeye. Burada vereceğim bilgiler temel olarak Mark Sisson'un Primal Blueprint adlı kitabından. Konuyla ilgili bir önceki yazımda gerekli bağlantıları bulabilirsiniz. 

Mark Sisson iyi beslenmeyle ve sağlıklı yaşama ile ilgili önermelerini 10 başlıkta toplamış:

1. Yedikleriniz bitki ve hayvanlardan oluşsun.
2. Zehirli şeyleri yemeyin.
3. Yavaş yavaş fakat sık sık hareket edin.
4. Ağır şeyler kaldırın.
5. Arada bir çok hızlı koşun.
6. Uykunuzu alın.
7. Oyun oynayın.
8. Güneşten kaçmayın.
9. Aptalca hatalar yapmayın.
10. Beyninizi kullanın.

Gördüğünüz gibi bunlardan bazıları beklendik, bazıları da hiç beklenmedik öneriler. Bazıları da çok basit gibi görünmekle birlikte aslında derin bir bilgi birikimi sonrasında ortaya çıkmış kurallar. Şimdi bunları tek tek ele alacağım. 

Kural 1. Yedikleriniz bitki ve hayvanlardan oluşsun.

Bu beslenme biçiminde paleolitik çağda yaşayan ortalama bir insanın neler yemiş olabileceği düşünülerek (ve arkeolojik buluntulardan yola çıkılarak) ona yaklaşmaya çalışılıyor. (O dönemdeki insanların ilk yıllardaki doğuma bağlı ölümleri atlatabilirlerse çok uzun ve sağlıklı yaşadıkları bulunmuş. Tarımın gelişmesiyle insan ömründe (ve boyunda) bir kısalma gösterilmiş.) O dönemin insanının da genellikle sebze ve meyve, bulabildiği zaman da hayvansal protein aldığı tahmin ediliyor. İşte bugünün insanına da önerilen bu: bitki ve hayvan yiyin. Ancak, şimdinin hayvanları ve bitkileri elbette paleolitik dönemden çok farklılar. Onun için yenmesi önerilen gıda maddelerinin mümkün olduğunca hormon, pestisid, ilaç, ağır metal, GMO gibi kötü etkenlerden uzakta üretilmiş olması önemli. 

Mesela kapalı alanda, sadece tahıl yiyerek beslenmiş, antibiyotik, hormon verilmiş hayvanların yağlarındaki Omega 6, Omega 3 oranı, kırlarda otlayarak beslenmiş hayvanlarınkinden farklı. Bunun önemi de şu: Bu oran ne kadar çok Omega 6 lehine bozulursa vücutta enflammasyon yapıcı etkisi de o kadar artıyor. Enflammasyonun da günümüzde kalp damar hastalığından otoimmün hastalıklara kadar bir çok hastalığın temelinde yer aldığı düşünülüyor. Onun için otlayarak beslenmiş, doğal olarak sağlıklı, antibiyotik, hormon verilmemiş hayvanların et ve yağlarının tüketilmesi önerilen bir şey.

Bu beslenme çeşidinde sağlıklı yağlar önemli bir yer tutuyor. Özetle zeytin yağı, susam yağı (ya da tahin), bizde yok ama hindistan cevizi yağı ve her türlü (sağlıklı) hayvan yağı (kuyruk ve iç) serbest. Elbette etler de. Ve hemen hemen bütün sebze türleri. (Sadece ağırlıklı olarak nişastadan oluşan patates sebze sayılmıyor.)

Devamı bir sonraki yazıya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder