Translate

23 Eylül 2014 Salı

Gez dünyayı gör Cogne'yı !

Yok yanlış yazmadım başlığı... Şaka yaptım sadece. İtalya'daki Aosta vadisinde yer alan Cogne isimli kasaba, neredeyse aynen "Konya" diye okunuyor da o yüzden. (Sonundaki "a" azıcık "e"ye de kaçıyor ama inanın neredeyse farksız...)

Hafta sonunda kocamla gittik Cogne'ya. Evin ve ailenin gündelik işlerinin dışında da konuşacak şeylerimizin olduğunu hatırlamak için iyi bir fırsat böyle başbaşa seyahatler. Bir de her şeyden önce birbirimizin sevgilisi ve de en iyi dostu olduğumuzu hatırlamak için...

Cogne bizi çok güzel karşıladı. Denizden yaklaşık 1500 metre yükseklikteki bu dağ kasabası tipik bir Alp iklimi, insanı, flora ve faunasına sahip. Dağ evlerinin pencere ve balkonlarından rengarenk çiçekler fışkırıyor. Bu tip yerlerde olduğu üzre burada da yüzlerce yürüyüş rotası var. Bir iki tanesini kullandık ve işaretlerinin son derece güzel olduğunu söyleyebilirim.

Otel penceremizden görünüş.
İlk yürüyüşümüz Lillaz şelalelerineydi. Şelalenin bir tarafından giren yürüyüş yolu dik bir çıkışla sizi en tepeye çıkarıyor, sonra da keyifli bir şekilde iniyorsunuz. Toplam yol 2.5 km kadar. Manzaralar muhteşem! Su, kayadan bir havuza aktığı için kristal gibi parlıyor, en ufak bir bulanıklık yok.
Lillaz şelalesine tepeden bakış.
İkinci yürüyüşümüz Cogne'nın içinden akan nehir boyunca batıdaki Valnontey kasabasına gidiş ve dönüş oldu. Bu da yaklaşık 7.5 km'lik bir parkur ve iki yerdeki yokuş dışında düz bir yol. Yol boyunca diğer yürüyüşçüler ve dağ bisikletçileriyle karşılaşıyorsunuz ama yine de sessiz ve sakin bir parkur.

Valnontey yolu.

Ayrıca iki de güzel lokantaya gittik Cogne'de. Biri Lou Rossignon diğeri de Lou Bequet. (İkisinin de adının Lou olduğunu şimdi farkettim; başka isim mi bulamamışlar!) Her ikisinde de muhteşem yemekler yedik. 

Bu giriş yemeği. Kaz ciğerli karides, kuşkonmaz ve trüf mantarı ile mango sosu eşliğinde.

Bu da ana yemek. Ördek göğsü ızgara, hardal sosu ile.
Cogne'deki bir diğer sürpriz de inek güreşi oldu! Kasabanın, kentteki finallere göndereceği şampiyon inekleri seçmek için yaptığı bu karşılaşmanın ortasında bulduk kendimizi. İnek güreşi de ne mi? Şöyle: köylüler en balaban ineklerini seçip getiriyorlar. Bunlar kilolarına göre 3 kategoriye ayrılıyor. Sonra ikişer ikişer kapışıyorlar. Kapışmak da şöyle bir şey: İki ineği yanyana getiriyorlar, birbirlerine döndürüyorlar, onlar da boynuzları birbirine vurarak bir itişme içine giriyorlar. Kim yorulup da kaçarsa kaybetmiş oluyor. Bazı kapışmalar bir dakika içinde biterken bazıları 40 dakikaya kadar uzayabiliyor. O kadar ilgimizi çekti ki neredeyse 3 saate yakın bir süre izledik inekleri. İnekler de boğa gibiydi yalnız, fotoğrafa bakar mısınız?

Birazdan dövüşecek ineklerden biri tartıdan çıkıyor.
Cogne kesinlikle tekrar gidilecek yerler listesinde yerini aldı. Neden almasın ki? Bir kere evden çıktıktan 2 saat sonra varılıyor. Yani günübirlik bile gidilebilir. Her tarafından su akıyor, pet şişeye para vermiyorsunuz. Bir sürü yürüyüş rotası var, yemekler lezzetli... Bir de bizim Mont Blanc'dan geçiş için aldığımız toplu bilet var, yol parası da çok ekonomik oluyor. Hava çıtır çıtır, tertemiz, insanlar güleryüzlü... İnsan başka ne ister ki...

4 yorum:

  1. Mavili ev varya...onun balkonunda durabilirim öylece:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duramazsın. Etraf o kadar güzel ki dolaşmaya çıkarsın mutlaka... :)

      Sil
  2. Ne de iyi yapmışsınız... Keyfiniz bol olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler! Bloguma hoş geldiniz.

      Sil