Translate

15 Temmuz 2014 Salı

Yüksek ateş hikayesi

Başını yastıktan kaldırtmaz yüksek ateş. (Kaynak: Thinkstock)

Endonezya'dan döndükten tam bir hafta sonra bir akşam, yemeği hazırladıktan sonra, ve dahi evde misafir varken ne olduğunu tam da anlayamadan hastalandım.

Acaipti... Önce yavaş yavaş belim ağrımaya başladı. Sonra bir yorgunluk çöktü. Pişman olmaya başlamıştım yemeğe misafir çağırdığım için ki mutfakta işim bitti. Bir duş yapıp kendime geleyim dedim. Sıcak su çok iyi geldi. Çıktıktan sonra ayakta duramadım, giyinip insanlar gelinceye kadar yatayım dedim. Uyuyakalmışım.

Kocam uyandırdığında bir saattir uyuyor olduğumu farkettim. Kalktım, sofraya oturduk. Hiç keyfim yoktu. Sofrada fazla oturamadan kalktım, kocaman koltuğa geçip yayıldım. Artık yavaş yavaş bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkına varmıştım. Milletten özür dileyip battaniyeyi üstüme çektim ve üşümeye başladığımı farkettim. İşte ateş geliyordu.

İlk ölçtüğümde ateşim 38 civarında çıktı. Artık bir yandan "resmen" hasta olmaya başladığımı fark etmiş ve doktor beynim epeydir kullanmadığı "semptomdan teşhise" algoritmalarını arşivlerden çıkarmaya başlamıştı.

Yattığım yerden yaptığım sistem sorgulamasında genel yorgunluk, kas ağrıları ve ateş dışında bir sorun bulamadım. En belirgin bulgu olan ateşin nereye kadar çıkacağını merak ettiğim için de herhangi bir ilaç almadan beklemeye koyuldum. 

İzleyen iki saat içinde ateşim 41 dereceye vurunca daha fazla beklemeden bir parasetamol aldım. Bu, bundan sonraki 48 saat içinde aşağı yukarı altışar saat arayla alacağım pek çok parasetamolün ilkiydi...

Ne yapmadım? Nedenini bilmediğim için hemen atlayıp bir antibiyotik başlamadım. 

Ne yaptım? Bir şey yiyemememe rağmen mümkün olduğunca sıvı almaya dikkat ettim. Ateş ile kaybedilen sıvıyı yerine koymak son derece önemlidir çünkü. Hafif çorbalar ve limonlu su içtim (sade su bulantı yaptığı için). Ayran ve çay da içilebilirdi elbette...

Pazartesi günü sabah erkenden Üniversitenin Tropikal Hastalıklar Kliniğine gittim. Devamı yarın...

4 yorum: