Translate

29 Temmuz 2014 Salı

Uçakta doktor var mı?

Doktor gerektiği andaki ruh durumum. (Kaynak Office cliparts)
Bu kadar uçak yolculuğumun içinde beni en korkutan soru budur. Aniden bir anons gelir: "Sayın yolcularımız, uçakta hastalanan bir yolcu için yardıma ihtiyacımız var. Uçakta bir doktor varsa lütfen kabin ekibine kendini tanıtsın. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler!"

İşte o an benim koltukta en küçük alanı kapladığım andır.

Doktor olduğum doğru, ancak yaklaşık 15 yıldır aile efradı dışında hiç bir kimsenin her hangi bir hastalığına müdahil olmadığım da doğru. Artık aklımda acil müdahale akış şemaları falan kalmadı. Ama herhalde ilk yardım ve neyin acil olmadığı konularında sıradan insandan daha iyi karar verebiliyorumdur. Tabii bilgi başka, beceri de bambaşka.

Koltukta en küçük alanı kapladığım andan hemen sonra yaptığım, kafamı bir periskop gibi koltuktan dışarıya çıkarıp uçağı 360 derece taramak olur. Benden başka ayaklanan biri varsa ve hostesler onu bir kişiye doğru yönlendiriyorlarsa rahatlar ve otururum. Ne de olsa kendine benden çok güvenen biri duruma müdahil olmuştur.

Bu tarama hareketini yapıp da kimseyi görmezsem, o andan itibaren bir vicdan muhasebesi başlar içimde. Bir tarafım "Saçmalama! Otur oturduğun yerde! Sen artık doktor falan sayılmazsın. Hem rezil edeceksin kendini, hem de bu rezalet kimsenin bir işine yaramayacak!" derken öbür yanım "Daha ne oturuyorsun! Hipokrat yeminini unuttun galiba. Hemen k.... kaldır, koş! Belki de bir insanın hayatı senin ellerinde!" diye haykırmaktadır. Gerilimi daha fazla artırmadan söyleyeyim, her zaman ikinci taraf kazanır. İçimden "Allahım utandırma!" duaları ede ede hasta olan kişiye doğru giderim.

Yine bu oldu...

Son yolculuğumda Jakarta'dan dönerken (yani yaklaşık 13 saatlik bir yolculuktan söz ediyoruz havada) ilk saat içinde bu anons geldi. Anons sonrasında neler olduğunu artık biliyorsunuz. Uçağın arkasına doğru yürürken mırıl mırıl dudaklarım oynuyordu...

Arkaya gittim. Daha yaklaşırken üzeri çıplak, 12 - 13 yaşlarında, besili, genel durumu iyi bir erkek çocuk gördüm ve aniden rahatladım. Aklımdan anında bir sürü olası tanı üzeri çizilerek çöpe atıldı. Birkaç dakika konuşma sonrasında da çocuğun sadece ateşi olduğunu, başka hiç bir belirtisinin olmadığını ve ateşin birkaç saat önce başladığını öğrendim. Çocuk ailesiyle birlikte 1 aydır Bali'delermiş ve şimdi evleri olan Paris'e dönüyorlarmış. Ateş koltuk altından 38.5 derece civarında ölçülmüş. Baba 30 dakika önce de parasetamol vermiş çocuğa. 

Yani, o anda bana olabilecek en iyi şeylerden biriydi ateşli bir çocukla karşılaşmak. Ne de olsa yaklaşık iki hafta önce ben de Endonezya dönüşü bir yüksek ateş deneyimlemiş, bununla ilgili hem doktorlarla konuşmuş hem bir sürü şey okumuş hem de 34volt'a bir yazı yazmıştım. Bundan iyisi Şam'da kayısı (dedim ve aklıma Suriye geldi... Hay aksi!).

Neyse... Çocuğa ve babasına gerekli önerilerde bulundum. Gece boyunca durumda herhangi bir olumsuz değişiklik olursa çekinmeden bana haber vermelerini söyledim hosteslere. Sonra da uyudum.

Sabah kahvaltı sırasında çocuğun rahat bir gece geçirdiğini ve herhangi bir sorun olmadığını öğrendim. 

Eve yaklaşmıştım, çay sıcaktı ve doktor olmak güzeldi! 


2 yorum:

  1. Ben de bu anonstan çok tırsarım ve benzer söylenmeleri kendi kendime yaparım. Olurken güldüm ve yine gerildim. Bu arada geç olacak ama çok geçmiş olsun. Seyahat hastalığından ben de çok korkarım. Selamlar...

    YanıtlaSil
  2. Ben de bu anonstan çok tırsarım ve benzer söylenmeleri kendi kendime yaparım. Olurken güldüm ve yine gerildim. Bu arada geç olacak ama çok geçmiş olsun. Seyahat hastalığından ben de çok korkarım. Selamlar...

    YanıtlaSil