Translate

13 Mayıs 2014 Salı

İlle de koşucam diyorsun...

Ayağın arkasında, topuğun hemen üstündeki sert doku aşil tendonu.
(Kaynak: Wikimedia Commons)
Biraz önce koşma serüvenimle ilgili burada yazdıklarıma baktım da, ben bu işi ciddiye almışım anlaşılan. İsterseniz "Koşmak" etiketi altında yazdıklarıma bakın, epeyce yazı var. İlk başlangıcım, Amsterdam'da koşmam, sonra dizimin ağrısı, doktora gidişim falan... Sonra uzunca bir süre yazmamışım bu konuda. İşte o arada spor salonuna gittim bir sene kadar bacak kaslarımı güçlendirmek için. Ta ki yaklaşık bir ay önce tekrar koşmaya başlayıncaya kadar. 

Bu kez mahallemizde "Sağlığım için koşarım" adındaki bir programa yazıldım. Ancak programdaki herkesten yavaş koştuğum ve arkadan nal topladığım için canım sıkıldı, ben de kendi programıma ve kulağımdaki Laura'ya geri döndüm. Bu konuda daha önce yazdıklarım için buraya ve şuraya bakabilirsiniz.

Şu anda "Kanepeden 5 Kilometreye" programının 4. haftasındayım. Bu haftayı ikinci kez yapıyorum. Çünkü henüz bu programı tam anlamıyla uygulayabilmiş değilim.

Bu esnada dizlerim iyiyken bir aşil ağrısı peydahlandı. Bunun üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda ikna olup ayakkabıları fırlatıp attım ve yalınayak koşmaya başladım. Her yerde yalınayak koşmaya geçmek için bir alışma süreci geçirmek gerektiğinden söz ediliyordu. Ben koşucu değildim ki, en baştan başlıyordum... demek ki kafadan yalınayak başlayabilirdim.

İnanın 4 gün aşil ağrısı çektikten sonra yalınayak koşmaya başladım ve o günden beri hiç bir tarafım ağrımıyor. Tabii yalınayak koşmak için uygun bir pist bulmak gerekti, onun için de kocamla birlikte haftanın 3 günü biraz uzaktaki bir piste gittik. Bu arada ben de kendime bir "yalınayak ayakkabı" ısmarladım. Evet efendim, böyle bir şey de varmış. Öyle ki bildiğiniz büyük isimli ayakkabı firmaları bile buna kayıtsız kalamamış ve onlar da kendi çaplarında minimalist ayakkabı çıkarmışlar. Ama dikkat! Bir ayakkabının yalınayak koşu etkisini göstermesi için şu özelliklere sahip olması gerekli:

1. Çok çok hafif olacak.
2. Çok çok esnek olacak (kendi üzerine katlanabilecek)
3. Topuğun yerden yüksekliği ile burnun yerden yüksekliği arasında bir fark olmayacak (diğer bir deyişle 'sıfır drop' olacak)
4.Tercihan taban kalınlığı da 3 ila 6 mm olacak. (Bu, ayak tabanından gelen algılamanın bloke edilmemesi için önemli)

Yani bir diğer deyişle sevgili okur, o yarış arabası benzeri, her 3 ila 6 ayda bir değiştirilmesi gerektiği söylenen, yüzlerce liraya satılan koşu ayakkabıları var ya, onları satın alırken tekrar düşünmek gerekiyor. 

Yalınayak ayakkabım 3 gün önce geldi, ben de artık tekrar her yerde koşabilmeye başladım.

Bu arada herkesle, her yerde koşma konuşmak, bu konuda kitaplar okumak, deneyim paylaşmak geliyor içimden. Yani bu konu buradan da uzun uzun yazılacak ilerki günlerde sevgili okur. Artık sen bilirsin...

Yalınayak ayakkabısı (ya da minimalist ayakkabı) için birkaç bağlantı:

Vivobarefoot ayakkabıları: ben bunlardan bir Uno aldım. Kocam da günlük ayakkabılarından deniyor hala. Şimdilik memnun.

Xeroshoes da çok hoşuma gitti. Şimdilik listeye aldım.

Daha çok bilindik olanlarından biri de Vibram. Hani şu 5 parmaklı ayakkabılardan. Bana acaip geliyorlar, deneyeceğimi sanmıyorum ama piyasadaki en eski isimlerden biri.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder