Translate

26 Şubat 2014 Çarşamba

Başbakan ve Bilal oğlan

Başbakan ve oğlu Bilal arasında geçtiği söylenen konuşmanın metninden bir görüntü.
Ben bu kasetteki konuşmaların başbakan ve oğlu arasında yapıldığına, hakikaten 17 Aralık sabahı başbakanın panik içinde evdeki nakit parayı eritme çabası içine girdiğine inanıyorum. Bu yüzden de dağıt dağıt bitmeyen bu miktar karşısında dehşete düşüyorum her normal insan gibi. "Kalan parayla bilmemne konaklarından birkaç ev alıcaz" ne demek! Birisi Facebook'ta "biz para üstüyle sakız falan alırız, adamlar konak alıyorlar" yazmış... Çivisi çıktı diye buna mı denir?

Ben buna inanıyorum dedim ama inançla fikir ve olgu arasındaki farkın da pek iyi farkındayımdır çok şükür. İnsanın kendinin farkında olmasının da en büyük meziyetlerden biri olduğunu biliyorum. O yüzden artık toplumun önemli bir kısmında inandırıcılığı ve güvenirliği önemli ölçüde yara almış olan bu başbakanın Yüce Divan'a gitmesinden başka bir çıkar yolu olmadığını düşünüyorum. Gitsin, davası görülsün, ak koyun kara koyun belli olsun. Suçsuzsa "napalım, adamı sevmiyoruz ama dürüstmüş. Halkımızın çoğu da onu seviyor, seçiyor" der, susar otururuz. Suçluysa da bir zahmet, suçlu insanların yapması gerektiği gibi cezasını çeker. 

Peki bu konuşmalar gerçekse, bir ülkenin başbakanını kim dinleyebilir yahu! Kriptolu mriptolu telefonlar, en gelişkin teknoloji falan filan... Bunlar benim halk sağlıkçı beynimin almadığı şeyler. Anlaşılan başbakan da benim gibi anlamıyor ki "devletin kriptolu telefonunu dinlemişler yahu!" gibi bir cümle kaçtı ağzından kazayla... Bilerek söyleyebileceğini düşünmüyorum. Daha çok, "ulan bunu kaydettilerse kim bilir başka neleri de kaydetmişlerdir!" paniğiyle söylemiş gibiydi. Bu düşüncem doğruysa bekleyelim ve görelim. Başbakan gibi kendi sesine düşkün ve egosu geniş birinin eminim daha ne konuşmaları vardır kayıtlarda. 

Yani aslında bu konuşmalar gerçekse fena: hem içerik açısından fena, hem de hangi güç bunu yapabilir açısından.

Yalansa da fena ama en azından analizlerle falan ortaya konabilir. Ben şahsen bekliyorum. Ama öyle "İsviçreli bilim insanları test ettiler, onayladılar" gibi bir sonuç değil. Adam gibi, kim, nerede, nasıl test etti ve sonuçları ne oldu söylensin. 

Ben yine de her işte bir hayır vardır diyorum. 

Askeri demokrasinin üstünden atan halk, siyasi İslam'ı da atacak ve arkasından ülkeme çoğunlukçu demokrasi gelecek. 

Hırsızlık norm değil, istisna olacak. 

Bu olacak ve biz de göreceğiz...

Gönlünüzü ferah tutun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder