Translate

7 Ocak 2014 Salı

Karanlıkta Diyalog

 
Gözleriniz açık ve tüm görebildiğiniz zifiri bir karanlık. Daha çok, daha geniş açıyorsunuz gözlerinizi. Kulaklarınızı kabartıyor, havayı derin derin içinize çekiyorsunuz. Abidin konuşuyor sağınızda bir yerlerde, ona doğru ilerlerken yüzünüze bir ağacın yaprakları çarpıyor; irkiliyorsunuz. Önünüze bir şey çıkıyor, hafif eğilerek dokunuyorsunuz: yumuşak deriden bir şey, üçgen, altından bir demirle... aaa bu bir bisiklet!

Soldan duvarı izleyerek ilerleyin diyor Abidin, altında sular akan küçük bir köprüden geçerek sizi boğaz turuna çıkaracak bir tekneye biniyorsunuz. Tekne hafif hafif sallanıyor dalgalardan. Martı çığlıklarını duyuyorsunuz, ılıkça esen rüzgarı hissediyorsunuz. İsteyen şarkı söyleyebilir diyor Abidin, genç bir adam Teoman'ın İstanbul'da Sonbahar şarkısını söylüyor kısık bir sesle, neredeyse sadece kendisi için...

Işıktan karanlığa geçiş ile gelen o ilk panik duygusu geçtikten sonra zaman hızla geçiyor. Görme engellilerin işlettiği karanlık kafeteryada çayımı yudumlarken artık onlara "acımadığımı" farkediyorum. "Ne korkunç bir şey!" diye düşünürdüm "görememek." Şimdi görememenin var olmanın bir varyasyonu olduğunu düşünüyorum. Görme de sevme, anlama, idrak etme, zeka, hız, çeviklik, ruhsallık, hödüklük gibi bir insani beceri, oluş hali. Bu bağlamda mesela hödüklere, idrakı azlara, ruhsallığını farkedememiş olanlara daha fazla üzülünebilir.

Bir de "amma da çok karar veriyormuşuz sadece görerek" diye düşünüyorum. Bir insan, yer, durumla karşılaşmanın ilk birkaç saniyesinde hemen bir takım önyargılara varıyoruz. Mesela güzel/çirkin, eğitimli/eğitimsiz, zevkli/paçoz diye düşünüyoruz yeni karşılaştığımız birisi için. Ya da o gün makyaj yapmamışsa bir kadına "yorgun görünüyorsun şekerim" diyebiliyoruz sesi mutlulukla çın çın çınlasa bile. Yani görmemenin özgürleştirici bir yanı olabileceğini de fark ediyorum derin bir şaşkınlık duygusuyla.

Karanlıkta Diyalog şimdiye dek dünyada 30 ülkede, 130 şehirde, 7 milyon ziyaretçinin gezdiği bir sergi. Ama bu sergiyi gezerken görme duyunuzu ve önyargılarınızı kapıda bırakıyorsunuz, diğer duygularınızı ve varlığını bilmediğiniz düşüncelerinizi içerideki karanlık odalarda keşfe çıkıyorsunuz, İstanbul'un tanıdık mekanlarının maketleri içinde, görme engelli bir rehber eşliğinde.

Gidin, "görün," deneyimleyin. Herkese duyurun ki burası da bazı kentlerde olduğu gibi yıllarca açık kalsın. Hem "gören" insanlar kendi içlerinde bir yolculuğa çıkabilsinler, hem de görme engelli kişilere farklı bir iş imkanı olsun.

Hayatta yaşayabileceğiniz en etkileyici deneyimlerden biri. Hem de sadece 25 liraya ve tamamen güven içinde. Hiç düşünmeyin. Çoluk çocuk gidin. Ne ders alırsanız alın bu deneyimden, bir daha asla eskisi gibi olamayacaksınız.

Daha fazla bilgi için:

Karanlıkta Diyalog web sitesi


İngilizce Wikipedia sayfası


1 yorum:

  1. Önyargı sadece gormekten kaynaklanmaz sekerim. Kisisel biriktirmeler sonucunda olusur ve herturlu duyu ile beslenir. Onyargiyi yikabilecek sey kisinin herturlu insanlik durumuna acik olabilme halidir ancak.

    Ne laf ettim am :) Cok selamlar EVET EVET muthis bir deneyim ve kesinlikle gormeyenler yada herhangi bir fiziksel yada zihinsel kaybı olanlar degil üzülünecek insanlar. Bu fuygu en baskin olaniydi.

    YanıtlaSil