Translate

21 Ekim 2013 Pazartesi

Stokholm

Bilin bakalım bu hanımın benim yazımla ne alakası var?
Kaldığım otelin yanıbaşındaki kilisenin çanı yarım saatte bir çalıyor... Neden diye düşünüyorum, bulamıyorum. Bazen uzun uzun çalıyor. Dün gece 23:45'de 3 kez çaldı. Bilmem ki neden... Zangoç öyle istedi zahir desem... iyi bir açıklama olur mu?

Otel acaip. Odalarda yıllar boyunca biriktirilen onlarca ıvır-zıvır var. Biriktir biriktir ne yapacaklarını bilememişler de "hadi bir otel açalım, odalarını, koridorlarını, kahvaltı salonunu, lobisini, resepsiyonunu bunlarla donatalım" demişler gibi. Bir tek banyo değişik. Banyoda ıvır-zıvır yok. Bembeyaz fayanslar, gümüş renginde ışıl ışıl parlayan kocaman bir yağmur duşu, bembeyaz havlular, ayna. Odadan banyoya girip çıktıkça sanki yüzyıl değişiyor...

Eski kentte bir otel ayarladım bu kez biraz farklı bir doku göreyim diye; gördüm... sabahın köründe ve gecenin karanlığında... Gündüz saatleri toplantıda geçtiği için bugün ve yarın da yine öyle olacağı için, kentin güzel yerinde otel ayarlamak pek istenen sonuçlara neden olmuyor kendiliğinden. Otel kraliyet sarayının yanıbaşında ama henüz Kraliçe Silvia'nın çay davetine icabet edemedim toplantılardan. Yarın da olay sabah dokuzda başlıyor, programa göre de akşam dörtte bitiyor. Bu iyi... Akşam dörtte burada hala hava aydınlık olacağına göre belki -belki- otel civarına dönüp daracık sokaklarda dolanabilecek vakti bulabilirim. Ertesi sabah da otelden çıktığım zaman umarım hava aydınlanmış olur.

Burada metro/otobüs sistemleri etkili, vızır vızır gidip geliyorlar. İnsanlar "düzgün." Püritan bir hava var etrafta. Gereksiz renk, gürültü, heyecan, telaş yok... Herkes (ergenler bile) sakin sakin takılıyor. Hava bile soğuk ama şaşırtmadan...

Ne oldu? Yoksa siz bu yazıda Stokholm'ün tarihi ve turistik yerlerini anlatacağımı mı düşünmüştünüz? Ne de olsa bu bir iş gezisi: otel, toplantı salonu, toplu taşıma, bazen akşam yemeği için gidilen lokanta. Ha, bir de havaalanını anlatabilirdim ama bir havaalanı gördüyseniz eğer onu da siz ekleyiverin bu hikayeye. Nasılsa hepsi aynı...

------

Efendim, yukarıdaki resimdeki hanım Lady Hamilton. Boşu boşuna hanım demiyorum yani... Bu hanım Trafalgar deniz savaşında kaybettiğimiz Lord Nelson amcanın sevgilisiymiş. Aslında acaip bir hayat hikayesi var, belki bir gün anlatırım. Ama konumuzla alakası şu: benim Stokholm'de kaldığım otelin adı Lady Hamilton Hotel idi ve içerisi de kendisinin resimleri, fotoğrafları vb ile doluydu. İşte artık eve döndüm, tam koordinat verebilirim.

4 yorum:

  1. harika yazmışsın bayıldım bu ara gezi yazılarına sardım ama öle güzel yazanlar varki biride sensin şuanda bu yazınla benim için :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler! Devamı da var birazdan...

      Sil
  2. aaaa olur mu. Ben yazılarının hepsini keyifle okuyorum.
    Operim.
    Hep mutlu anne

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler! Yazmaya devam o zaman :)

      Sil