Translate

28 Ekim 2013 Pazartesi

Rüzgar


Boğazda martılar
Bu sabah yataktan kalktığımda mutfağın ve salonun balkon kapıları açıktı. Yarı aralık perdelerin kenarından içeriye güneş ışınları giriyordu. Çocuklar ve köpek uykudaydı, kocam arabayı lastik değişimine götürmek için evden çıkmıştı. "Bugün 28 Ekim" diye düşündüm, "balkon kapılarının böyle açık olmaması lazım, üşümemiz lazım." Dün fırtınalar, rüzgarlar çıkmıştı, yakın bir yerlerde hortum olmuş haberi almıştık. 

Kahvaltı tabağımı alıp üstümdeki keten gömlekle balkona çıktım. "Üstüne bir şey giy" derdi kocam olsaydı. Olmadığı için giymedim. Güneşe arkamı verip balkon masasına oturdum. Arka bahçedeki ağaçlar sonbahar giysilerini giyiniyorlardı yumuşak hareketlerle. Serçeler uçuşuyordu. Kahvaltımı yaptım.

Arabayla işe giderken güneş giriyordu habire gözüme yaprakların arasından sızarak. Gökyüzü masmaviydi. Dünkü fırtına, rüzgar normalde bütün kış tepemizde asılı duran bulutları temizlemiş, gökyüzü neredeyse meleklerin yaşadığı katlara kadar görünür hale gelmişti. Biraz ötede ağaçların arasından bembeyaz bir uçak yükseldi havaya. Bir koşucu geçti kaldırımdan kulağında müzik, başında kasket. Arka bahçelerden yaprak üfleme makinalarının sesi duyuluyordu.

"Dünkü fırtına olmasaydı hava bugün bu kadar berrak, yüksek ve parlak olamazdı" diye düşündüm.

2 yorum:

  1. Bayıldım. İnce ince mesajlar içeren nefis bir yazı olmuş. Umutlandım bir de sanırım... :)

    YanıtlaSil