Translate

9 Ekim 2013 Çarşamba

Pergamon Müzesi

Bergama Tapınağı (fotoğrafların hepsi Wikipedia'dan)
Berlin'de gittiğimiz tek müze Pergamon (Bergama) Müzesi oldu.

Berlin'in içinden geçen Spree Nehrinin oluşturduğu bir ada, üzerine 6 müze yapılarak Müze Adası haline getirilmiş. Adı da zaten böyle: Müze Adası. 

Pergamon Müzesine adını veren Pergamon Tapınağının tamamı Türkiye'den getirilmiş. Dün de dediğim gibi parça parça taşınarak ve sonra yeniden birleştirilerek...

Almanlara göre bu iş izinli yapılmış, bazı Türk araştırmacılara göre ise önce tapınak kaçırılmış, arkasından da bir takım izinler kılıfına uydurulmuş. İşte bu konudaki bir yazıyı Nebi Yıkaroğlu'nun blogunda okuyabilirsiniz. 

Müzede tapınağın bir kısmı sergileniyor. Gerisi hala toprak altında mı, müzede mi belli değil. Sergilenen kısmı bile nefes kesici. Duvarlarındaki rölyeflerde tanrılarla devlerin savaşı anlatılıyor. Figürler neredeyse gerçek insan boyutlarında ve detaylar olağanüstü.

Ancak bu müzedeki tek şey Bergama Tapınağı değil. Osmanlı'nın sön döneminde elinde kalan topraklardan alınan parçalar hemen hemen hepsi. Bergama, Milet, Halep... Bizim insanımız bu "değersiz taş parçalarını" dövüp kireç yaparken ya da bahçe duvarını örmek için kullanırken adamlar erken uyanıp hepsini taşımışlar gemilerle kendi ülkelerine. Bir yandan "iyi ki olmuş, yoksa bunlar belki de böyle korunamazdı" diyorum, öte yandan "iyi de bu açıkgözlülük, emperyalist yaklaşım reva mı!" diyorum... Ben "iyi ki korumuşlar, ortak miras" diyorum, kocam "onlara mı kalmış, uyanıklar, bıraksalardı da toprak altında kalsaymış; ait olduğu topraklarda" diyor. Siz ne dersiniz?


İştar kapısı
İştar kapısı neredeyse Bergama Tapınağı kadar nefes kesici. Bu, tanrıça İştar'a adanan, Babil'in sekiz kapısından biri. 


Bu da Milet'te bir pazar yerinin mermerden yapılmış kapısı.
Anlaşılan depolarda daha çok malzeme var bizim oralardan getirilen. Ya fazla büyük oldukları için, ya da başka nedenlerle henüz sergilenmiyorlar. Bu arada Pergamon Müzesi, yıllık 1 350 000 ziyaretçi sayısı ile Almanya'nın en çok ziyaretçi alan müzesiymiş. (Burada erkek okuyucularım için belirtiyorum, müzeye giriş adam başı 12 Euro. Yaptınız mı hesabınızı? Bakın devam ediyorum...)

Sonuç olarak Berlin'de istediğimiz kadar yer göremeden geri döndük. Ancak ben hemen EasyJet biletlerine bakmaya başladım bile. Mesela Şubat ayına bilet alırsak adam başı 60 franka gidiş-dönüş bilet var. Kalması da bir gece 70 - 80 Euro, toplam 200 - 250 frank iki kişi bir haftasonu Berlin, hiç fena sayılmaz.

Bir de mesela Sezen Aksu konseri denk gelse, kaymaklı ekmek kadayıfı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder