Translate

10 Ekim 2013 Perşembe

Gözde Kansu'nun dekoltesi


Hüseyin Çelik 54 yaşındaymış. Bu yaşa gelen erkekler artık ergenlik dönemlerinde başlarına dert olan ani hormonal artışları yaşamazlar. Hem bedenleri, hem zihinleri artık tüm uyaranlara karşı daha ılımlı, daha kontrollü, daha rahat tepkiler verir. Fiziksel ve zihinsel dürtülerini kontrol edebilirler; olmadık yerde utanılacak durumlara düşmezler. Gündelik hayat içinde akıllarını belaltından başka yerlere de rahatlıkla odaklayabilirler. Elbette 25-30 yaşlarındaki o en üst düzey beyinsel aktivite, yaratıcılık, zihinsel esneklik falan azalmıştır ama yerine gelen deneyim ve hayat bilgisi genellikle bunu kompanse ederek bu yaş grubundaki erkeklerin (ve de kadınların) son derece üretken, topluma faydalı insanlar olmasına yardımcı olur. Hemen hemen her toplumda yaşlıların saygı görmelerinin ardında bu ve benzeri nedenler yatar. Dolayısıyla Hüseyin Çelik'in Gözde Kansu'nun dekoltesinden tahrik olduğu için "olmaz böyle kardeşim, dünyanın hiç bir yerinde bir sunucu böyle dekolte giymez, ar var izan var" mealinde laflar ettiğini düşünmek biraz yersiz. Mümkün elbette ama düşük bir olasılık. Peki o zaman nereden çıktı bu laflar?

Vikipedideki sayfasına bakınca Hüseyin Çelik'in 1999'dan bu yana milletvekili olduğunu gördüm (önce DYP'den sonra AKP'den). İki kez de bakanlık yapmış (Kültür Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı). Yani o Meclis'e girdiğinde doğan bir erkek bebek şu anda 14 yaşında ergenliğinin en iniş-çıkışlı, hareketli, tahrike açık günlerini yaşıyorken Sayın Çelik hala Meclis'te.


Gezi olayları sırasında yazdığım bir Kibir Sendromu yazım vardı bu blogda; en çok ilgi gören yazılarımdan biri oldu (kadere bakın ki bu çevirdiğim yazılardan biriydi!) İşte Hüseyin Çelik de aynı dertten muzdarip olabilir. Batılı toplumlarda yaklaşık 10 yılda yerleşip kendini göstermeye başlayan Kibir Sendromunun bizimki gibi doğulu toplumlarda daha da erken ortaya çıkabiliyor olması acaip olmaz. Ama şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Mesela sizin hayatınız şöyle olsa:



  • Dandik eşofmanınızla sabah koşunuza çıktığınızda bile çevrenizde bir koruma ordusu olsa,
  • Görüştüğünüz hemen hemen herkes sizin önünüzde ceket ilikleyip, hazırola geçse,
  • Ağzınızdan çıkanı emir telakki etmek için aportta bekleyen işadamları, gazeteciler, yöneticiler, genel müdürler, sendikacılar, ve bilumum "mühim insan" olsa,
  • Üst düzey memurlarınız bile mesai bitiminde bakanlıktan çıkabilmek için sizin işten ayrılmayı tercih ettiğiniz zamanı beklese,
  • Çevrenizdekilere hakaret, hatta küfür ettiğinizde bile insanlar "aman daha kötüsü olmasın" diyerek sussa ve alttan almaya devam etse,
  • "Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir şey yok" gibi laflar sarfettiğinizde kayınçonuz bile "amma da desteksiz salladın yahu!" diyemese,
  • Makam arabanızla seyahat ederken trafik kuralları, lambaları ve de polisleri sizin makamsal varlığınızdan doğan öneminiz karşısında hiçleşse,
  • Çocukluğunuzdan beri hayalini kurduğunuz hedefe adım adım, teker teker, kurum kurum, değer değer yaklaşıyor olsanız ve bunun esrikliğini epeydir damarlarınızda hissetseniz,
siz de bir süre sonra "ben hakikaten de çok önemli bir insanım canım! Yoksa bütün bu insanlar neden bana böyle davransınlar? Benim/partimin icraatları bu kurum/kent/ülke için vazgeçilmez. Hem bizi halk seçti, bu mevkilere getirdi" demez misiniz? Lise biyoloji derslerinden Pavlov'u ve köpeğini hatırlıyor musunuz? Bu analojide kim kimdir, bunu size bırakıyorum.

İşte Çelik o yüzden; kendisi Meclis'e girdiğinde yeni doğmuş olan erkek çocuklarını düşünerek Gözde Kansu'nun dekoltesine laf etmiştir olsa olsa. O çocuklar iki memenin arasındaki o düz alanı ve çevresindeki yuvarlakları görerek tahrik olmasınlar, onların ana-babaları "eyvah, oğlumuz sunucu memesi görerek tahrik oldu, napcaz şimdi!" paniği yaşamasınlar diye. Böylece AKP bir kez daha erkek çocuklarımızın tahrik olmasını engelleyecek bir önlem alarak kız çocuklarımızın da namusunu korumuş oldu.

Da... Bu çocukların hepsinin elinde akıllı telefon yok mu yahu? Türkiye'den internete rahatça ulaşılamıyor mu? Artık ailenin meşrebine ve denetim tarzına göre ister sınırsız, ister sınırlı, ister yasaklı ama göz ucuyla her türlü fiziksel aktivitenin incelenebildiği internet sitelerine bu 14 yaş grubu çocuklar değil de 54 yaşındaki adamlar mı daha çok giriyor yani?

Sonuçta olan şudur: orta yaşlı bir adamın gözü bir sunucunun memesine takıldı, "hay Allah! bu kadarı da fazla!" diye düşündü adam kendi kendine. Ancak bununla kalmayıp her an etrafında olan gazetecilere de bunu söyledi. Ne de olsa onun aklına gelen her şey önemliydi ve kendi ile ülkenin çıkarları da epeydir bir ve ortaktı. Sonuçta da yukarıda yazdığım gibi onun ağzından çıkacak lafı emir telakki eden bir takım karar-vericiler söz konusu memelerin sahibi kadını işten attı. Yani bir erkeğin gözü bir kadına takıldı, kadın işten atıldı.

Kocamdan öğrendiğim güzel bir laf var, bugünlerde sık sık söylüyorum kendime, hadi onunla bitireyim:

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner...


Gözde Kansu ve söz konusu elbisesi. Bugünkü Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman'ın yazısından alınmıştır.


4 yorum:

  1. Ağzına sağlık harikasın sen hepimizin hislerine tercuman oldun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Papatya! İnsanın yazdığı yazının altında bir yorum görmesi ne kadar güzel oluyor bilemezsin.

      Sil
  2. daha neler göreceğiz acaba ??

    YanıtlaSil
  3. Yıne kadın , yıne kadın...nedır bu kadınların bu kocaman akıllı adamlardan cektıği..
    İlk dinledğimde şok oldum, akıllara zarar , memelkete zarar, kadına, topluma zarar.

    YanıtlaSil