Translate

8 Ekim 2013 Salı

Çıtır gurke!

Gittiğimiz konserin biletleri.
Haftasonunu kocamla Berlin'de geçirdik. Benim bir toplantım vardı; o da bana katıldı sonradan.

Berlin'i ikimiz de ilk kez gördük. En önemli hatamızı ilk gün, kenti yürüyerek gezebileceğimizi düşünerek yaptık. Bu İstanbul'u yürüyerek gezmeye çalışmak gibi bir şey. Elbette Berlin daha küçük ama yine de son yıllarını Cenevre ritmine alışarak geçiren bizler için yeterince büyük. Hele ki yürüyerek gezilecek gibi bir kent asla değil. Neyse ki toplu taşımacılık muhteşem! 

Neler yaptık... Aslına bakarsanız çok şey yapamadık. Biraz sokaklarında gezdik aval aval, Cuma akşamı Berlin Filarmoni'de Goebel yönetimindeki konsere gittik. Rebel, Mozart, Cannabich ve oğul Bach'tan eserler çaldılar. Biraz acaip bir karışım gibi geldi bana ama zaten klasik müzikten anlama gibi bir iddiam da yok. Sadece bu tür konserlerde ruh banyosu yapıyormuşum gibi hissediyorum kendimi; yine öyle oldu. Bu arada konser salonu da en az müzik kadar muhteşemdi! Bakın gittiğimiz konserin kaydı şurada: TIK

Sovyet tipi televizyon kulesinin gölgelediği Alexanderplatz'da gezindik, insan seyrettik. Sonra meydanın arkasındaki sokaklarda kurulmuş tezgahların aralarında gezindik, sokak yemeklerinden yedik, alışveriş ettik. Oktoberfest ruhuna birer kadeh kaldırdık. İki parça pembe kuvartz aldık.

Kreuzberg'e gittik sonra, birdenbire Orta Anadolu'ya ışınlanmış gibi olduk. Arada tek tük görülen "yabancılar" da olmasa tamamen bir mekan kayması yaşayacaktık. Pazar aynen, bildiğiniz pazar. Sebze-meyvesi, dikiş-nakış-dantel ipliği, ucuz plastik oyuncaklar, peynir-zeytinci, gözlemeci, ekmek-pide tezgahı... Bir tek ortalıkta gezinerek limon-maydonoz satan çocuklar yoktu, bir de taşıyıcılar... Ama taze tulumba tatlıcı vardı! Hemen orada yapıyor, kızartıyor, şerbetliyor ve satıyordu. Elbette yedik! En sevdiğim Türk tatlılarındandır kendileri...

Yazının başlığına gelince o da bu pazardaki da bir tezgahtan alınma. Salatalık dolu bir tezgahın üstünde bir kağıda elle yazılmış fiyat etiketi: "Çıtır gurke 1.5 euro" Bir başkası da şöyle bağırıyor: "FASULYE ALALIM, MUTLU KALALIM, BITTE SCHÖN!" Alışverişi bağlamak için pazarcının alıcıya söylediği de şu: "Danke abi!" Pazarin hemen yanıbaşındaki sokaklarda nişan-gelin arabası süsleyiciler, Adana'cılar, kuşbaşılı pideler, İstanbul'a ucuz uçak biletleri, kurban bayramı için para/kurban toplayanlar... Bir köşebaşında oturup ince belli bardaklardan çayımızı yudumlayıp peynirli böreğimizi yedik... Pek iyi geldi...


Arabanızı süsletmek isterseniz o da mümkün...
Oraya gitmişken elbette yurdumdan parça parça yap-boz gibi taşınarak Berlin'de yeniden kurulan Bergama Tapınağını da görmeye gittik. Onu da yarın anlatayım...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder