Translate

11 Haziran 2013 Salı

Lütfen git

İşte bu, benim içimi açan, yaratıcı zihinlerin mizahı...
Gencecik Gezi Parkı direnişçilerinin fotoğraflarına, yaptıkları videolara, sloganlarına, esprilerine bakıyorum, içim umutla doluyor. Yükselen espriler karşısında yılların mizahçıları "artık bizim vaktimiz geçmiş" deyip mesleği bırakıyorlar. Ruhum yükseliyor. Hafifliyorum. "Sadece iki ağaç" için olmadığını başbakan dahil herkesin bildiği bu direniş*, benim de çoktandır kürtajla, sezaryenle, alkol yasasıyla, üçüncü köprüyle, devletin tepesinden ahlak dersleriyle, üç cocukla, Suriye kriziyle, muhtelif reformlarla örselenmiş ruhuma iyi geliyor. Demokrasiye inancım pekişiyor. Geleceğe, ülkemin geleceğine...

Sonra başbakanın konuşmasını görüyorum, fotoğrafını, yüz ifadesini, 10 yıldır oturttuğu, mükemmelleştirdiği beden dilini... Olayları, olguları kendi mantık ve zihin süzgecinden geçirip ustalıkla istediği şekle sokuşunu... Söylenenleri isteyerek anlamayışını... Her olayı kendi düşüncesinin propagandasını yapmak için bir fırsata dönüştürmesini... 

Onu dinleyenleri görüyorum, kafalarını, gönüllerini emanete vermişlerin anlatılan "öteki"ne karşı zaman zaman alaycı, zaman zaman kindar bakışlarını, alkışlarını... Ruhum daralıyor, üstüme bir ağırlık çöküyor. Kendimi kirlenmiş hissediyorum. 

Başbakanı dinlerken nefesim kesiliyor ama sanki birisi yüzüme yastık bastırmış gibi... Derin derin nefes almak için kendimi zorluyorum. O konuşunca sanki güneşin önüne birden bir bulut giriyor; ruh ortamım soğuyor, aniden etraf kararıyor, göz gözü görmez oluyor. Onun özenle seçtiği sözcüklerin bizi gittikçe daha fazla ikiye böldüğünü, bunu isteyerek yaptığını hissediyorum. 

Elimde değil, o konuştukça, kendinden emin bir şekilde elini kolunu salladıkça, olup bitenle dalga geçtikçe, "İstiklal'de esnaf kan ağlıyor, bira satanlar hariç" dedikçe, "faiz lobisi" dedikçe, "boyun mu eğecektik" dedikçe, "camide bira içmişler" dedikçe, içimden sadece zayıf bir ses yükseliyor: git artık, hemen git, lütfen git... 

Ak Parti madem seçimle geldi, daha zamanını doldurmadı, o kalsın. Ne de olsa seçim geliyor, halkımız sandık başında kararını verir. Tekrar Ak Parti'ye devam derse de parti içinden başka bir lider çıkar. Ama artık bu Başbakanın gitme vaktidir. Gönlünü kuşatmış kibir kulelerini yıkma vaktidir. Elbette onu kimse mecbur edemez buna. Ben kendi içinde, en derinlerde kalan o öze kulak verip çekilmesini diliyorum. Hem kendi hem de bizim iyiliğimiz için... 





*Ne için olduğunu bütün gazeteciler yazdı; bazıları alfabetik sırayla hem de...

3 yorum:

  1. akp 'nin gitme vaktidir, bunca zulme hiç gerek yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz yaşayarak göreceğiz... Zulmün hiç bir dilde ve tarihte açıklaması yoktur.

      Sil
  2. Handeciğim bütün temennimiz budur.Çok güzel yazmışsın.Sevgiler....

    YanıtlaSil