Translate

28 Mayıs 2013 Salı

Santiagolu İki Maria ve ahtapot

Galiçya usulü ahtapot.
(Kaynak için TIK)
Geçen hafta sonu, restoranların "ahtapotçu" diye adlandırıldığı bir yere gittik uçan kazlarla: Santiago de Compostela.

Burası kadar ahtapota takmış başka bir yer olmasa gerek. Kendileri sadece "ahtapot" diyorlar ama uluslararası yemek literatürüne bu tarz ahtapot hazırlamaya "Galiçya tarzı" ahtapot olarak geçmiş. 

Olay çok basit. Büyük bir ahtapot alıyorsunuz. Yaklaşık iki saat bol tuzlu suda haşlıyorsunuz. Çıkartıp öyle vantuzlarıyla falan, 1 cm kalınlığında doğruyorsunuz. Ilıkken üstüne füme paprika serpip üzerine bol zeytinyağı ile servis ediyorsunuz. (Üç gün üstüste her gün -kahvaltı hariç- yiyince ancak, biraz ağır geliyor. Nitekim ekip eve döner dönmez salata ve zeytinyağlı fasulyeye sardırmış.)

İki gece kaldık orada. Bir günü de kuzeydeki Coruna'da geçirdik. Cuma günü 9, Cumartesi 16 ve döndüğümüz gün olan Pazar da 7 kilometre yol  yürüdük. (Benim üzerimdeki Fitbit'ten aldık mesafeleri. Bu çok şirin bir akselerometre, yani adım sayarın gelişmiş bir kuzeni... Herkese öneririm.)

Santiago yılın 100 günü yağışlı olan bir kentmiş. Galiçya özerk bölgesinin -sanırım- başkenti. Kocaman katedralleri çok etkileyici. Özellikle yosun tutmuş, sağından solundan ağaçlar, çalılar fışkırmış gövdesiyle... Katedral çevresindeki üniversites binası, manastır ve döneme ait diğer binalarla birlikte kentin göbeğinde, sadece yayaların girebildiği bir alanın ortasında... Önünde kocaman bir meydan var elbette, ihtişamını daha da çok ortaya çıkaran.

Katedralin tam karşısında bir tepenin üstünde güzel, büyükçe bir park var. Bu parkın girişinde de "İki Maria" heykeli karşılıyor sizi. Hikayesi de şu: bu iki kadın 13 kardeşin ikisiymiş. İsimleri de Maruxa ve Coralia imiş. Anneleri gibi terzi olan bu iki kadın, Franko karşıtı bir parti üyesi ve aktif militanlarmış. Savaş dönemindeki İspanya'da kendi diktikleri kıyafetler, şapkalar, eşarpları renk renk giyinir, yüzlerini pirinç nişastasıyla pudralar, parlak bir makyaj yaparak her gün saat ikide parkta gezmeye çıkarlarmış. Bu gezi sırasında üniversite öğrencileriyle şakalaşır, açıkça flört ve sohbet ederlermiş. Zaman içinde bu "iki Maria"nın park turları halk tarafından da beklenir olmuş. Seksenlerinin ortasına kadar yaşayan kadınlardan Maruxa öldükten sonra ablası artık bu geleneği bırakmış. Zaten Coralia da Maruxa'dan birkaç ay sonra onu takip etmiş. İşte size iki Maria'nın fotoğrafı ve park içinde şu anda onları sembolize eden heykelleri.

Coralia ve Maruxa kardeşler.
İki Maria heykeli.

Santiago'ya THY uçuş koymuş. Vakti ve parası olana gidin görün derim. Bir haftasonu uzaklaşmak için ideal.

2 yorum:

  1. Kardeşler çok hoşuma gitti, yaşadıkları zamanın önünde gidiyorlarmış, ne güzel...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama o dönemin "asil"leri ve burjuvaları tarafından da sıkı bir şekilde aşağılanıyorlarmış sürekli. Türkiye'de şu anda bir orta Anadolu kentinde yaşadıklarını düşün bu kadınların. Ne yapar sence necip milletim? En iyi ihtimalle aşağılarlar. Daha büyük bir olasılık da fiziksel olarak taciz edilmeleri olur...

      Sil