Translate

23 Mayıs 2013 Perşembe

Benim tonton dizlerim

Buraya koymak için bir resim ararken buldum. Okurken güldüm, hala gülüyorum.
Şöyle diyor alt yazıda mealen: "Peki hangisi bu çok yoğun hayat tarzınıza daha iyi uyar: günde bir saat egzersiz yapmak mı yoksa günde 24 saat ölü olmak mı?
Bugün doktora gittim en sonunda...

Spor doktoru deyince benim aklıma şöyle üzerinde bir gram fazla yağ olmayan, sabah hastaneye paraşütle inmiş, eve de triatlon yaparak gidecek olan biri geliyor. Ama benim doktor adeta sabah aynaya bile bakmadan saçlarını lastikle toplamış, Volvo'suna binip işe gelmiş ve beni içeri almadan önce de tığ işini çekmecesine sıkıştırmış bir havadaydı.

Neyse ki (anlaşılan) önemli bir şeyim yoktu. Öykümü aldı, dizlerimi ve bacaklarımı ileri-geri, sağa-sola hareket ettirdi, diz kemiğimi sıkıştırdı falan ve sonuçta tanısını koydu. Dizlerimdeki gerginliğin sebebi bacak ön ve arka kaslarının arasındaki dengesizlikmiş. Bunun çaresi de hem koşmadan önce hem de sonra çok iyi esnetme yapmakmış. Elbette kilo vermeyi de önerdi. Hatta isterseniz kilo verdiğiniz sürede bisiklete binin, sonra koşmaya başlarsınız da dedi. Ama ben bisiklette çok rahat edemiyorum. Daha doğrusu korkuyorum. Bu da geçen sene işe bisikletle gitme girişimimden sonra peydah oldu. 

Şimdi kara kara düşünüyorum. Hem 6 haftadır başladığım koşu programı bana çok iyi geldi, devam etmek istiyorum, hem de dizlerimi korumak istiyorum. Önce biraz kilo vereyim sonra devam ederim diyorum, ama öte yandan pistlerden kanepeye dönmeyi hiç canım istemiyor. Bir yandan da korkuyorum, çünkü insan tembelliğe kolay alışıyor.

Kocam da bu sabah, "neden spor salonuna başlamıyorsun?" dedi. Hatırlarsanız aslında ben minik arabamı yüzmeye başlamak için almıştım hemen yanımızdaki otelin spor salonunda... Sonra koşu falan, yüzme kaldı. 

Bir yandan eve bisiklet alayım diyorum. Öte yandan evdeki bisikletlerin genellikle toz toplamak, üstlerine giysi asmak için kullanıldıklarını hatırlıyorum, canım istemiyor. Hem neredeyse bir (adam gibi) bisiklet fiyatına bizim buradaki havuzlu spor salonuna bir seneye yakın bir süre abone olabiliyorsun.

Neyse, kafam karışık gördüğün gibi sevgili okuyucu... Sanırım bu akşam iş çıkışında spor salonuna gidip bir kez daha bakacağım. Kesin kararımı da ondan sonra vereceğim.

Hayırlısı olsun hakkımızda, ne diyelim...

4 yorum:

  1. Karikatüre bayıldım.
    Dur bulayım '' face '' de paylaşayımdır.

    Geçmiş olsun, aman dizlerine iyi bak, şişko spor hocası ne diyosa onu yap ltf. Diz çok önemli, çook.

    Annesi diz derdinden müzdarip anne.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla koşmaya ara verdim şimdilik. Bakalım nolcek..

      Sil
  2. İki yıl evvel eşimin eski yöneticisiyle karşılaştım..Sohbet sırasında bana emeklilikte iki şey en gerekli, biri dizler biri gözler dedi. İkisi de dünyaya açılan iki ana kapı..:-) Geçmiş olsun Handem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye? Daha önce lazım değil miymiş?
      Şaka şaka... Haklı adam. Ben de yaşlılıkta mobil kalabilmek için şimdiden başladım işte...

      Sil