Translate

8 Mart 2013 Cuma

Toplumda yarı yarıya, mecliste yarı yarıya!


Rwanda'lı kadınlar
(Kaynak: www.voanews.com)
Dünya Kadınlar Günü ilk olarak 28 Şubat 1909'da Amerika Birleşik Devletlerinde Amerikan Sosyalist Partisi'nin çağrısı üzerine kutlandı. Bir sene sonra Kopenhag'daki Uluslararası Sosyalist Kongre, Luise Zietz ve Clara Zetkin'in önerisiyle bu günü uluslararası bir gün olarak benimsedi. Amaç bu günü kadınlar için eşit hakları savunmanın bir sembolü yapmaktı. İzleyen yıllarda Avrupa'nın çeşitli yerlerinde gösteriler yapan kadınlar özellikle oy hakkı ve devlet memuru olabilme hakkını talep etmeye başladılar. 

Dünya Kadınlar Günü Bolşevik Devriminden sonra Rusya'da resmi bir gün olarak kabul edildi ve 1965'den itibaren de tatil günü ilan edildi. Başlangıcından itibaren daha çok sosyalist ve komünist dünyada kutlanmış olan bu gün, 1977'den itibaren Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabulüyle birlikte 8 Mart Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak resmi, uluslararası bir nitelik kazandı. 

Madem bugün kadınları hatırladık, bakalım 2013'ün Mart'ında onlar ülkelerinin yönetimlerine ne kadar dahil oluyorlar? Yani 1909'dan bu yana ne kadar yol almışız? (Aşağıdaki tablo Interparliamentary Union'dan alınmıştır.)


Birinci sıradaki ülkeye bakar mısınız? Rwanda! Çok şaşırdım ve biraz araştırma yaptım. Araştırmamın sonuçları pek yakında burada!...

Gördüğünüz gibi dünya meclislerindeki kadın oranı %1 ile 56 arasında değişiyor. Halbuki toplumun yarısı kadınsa okulların, iş yerlerinin, sosyal hayatla ilgili kurumların, her aşamadaki yönetim kademelerinin, spor kurumlarının, üniversitelerin, ve dahi meclisin de yarısının kadın olması gerekir. Elbette küçük alanlarda, belirli iş kollarında mesela, tercihe bağlı bir cinsiyetin ağır basması söz konusu olabilir. Ama genele bakılınca bugünkü tablo kabul edilemez.

Aslında dünyada her 100 kız bebeğe  karşılık 107 erkek bebek dünyaya geliyor. Yaşayanlar büyüyüp 65 yaşını devirdiklerinde ise bu oran tersine dönüyor. Artık her 100 kadına karşı 78 erkek vardır hayatta. Erişkin çağda, yani 15-64 yaş arasında ise bu oran hala erkeklerin lehine 1.02. Yani her 100 kadın için toplumda 102 erkek var. (Belki mecliste de bu kadarlık bir farkı sineye çekebiliriz.)

Bu olguyu "kadın istemiyor, ilgilenmiyor, karakterine uygun değil, politika zaten kirli bir alan" falan filan gibi bahanelerle açıklamaya çalışmak saçmalık. Türkiye'de her 100 kadının 50'si kocasından şiddet görüyormuş, yeni yapıldı bu araştırma, dünkü gazetelerde vardı. Böyle bir toplumda "kadın zaten istemiyor" denebilir mi?!

Kadının yönetimde bu kadar söz sahibi olamadığı yönetim şekillerinde mutlaka bir yanlışlık vardır. Mutlaka... İşte bunun için bir şeyler yapmamız lazım. Yerel düzeyde, ulusal düzeyde varlık göstermemiz, meclise girmemiz lazım. Oradayken de kadının güçlendirilmesi için çalışmamız lazım. Millet Meclisinde yarı yarıya olana kadar hem meclisteki hem de her türlü siyasi alandaki kadınların şu anda en önemli görevleri budur, bu olmalıdır.

2 yorum:

  1. Doğru tespitler.. Sizin bu donanımızı sadece yazılarda değil, o bahsettiğiniz yerlerde de görmek isterim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler!
      Kocam bir, annem iki, siz üç... Şimdiden yolu yarıladım sayılır. :)

      Sil