Translate

14 Mart 2013 Perşembe

Ni kriçi!

Rus Milli Takımı
(Kaynak: TIK)

Dün Türkiye'ye geldim bir toplantıda konuşmak üzere.

İstanbul Atatürk Havalimanında en sevdiğim şeylerden birisi pasaport kontrolünde Türk vatandaşları için ayrı bir bölüm olması. Dünyanın hemen hemen bütün ülkelerinde Türk pasaportuyla giriş yaparken uzun uzun bir pasaportunuza, bir yüzünüze, bir pasaportunuza, bir yüzünüze bakan polislerden sonra burada kendi ülkeme girerken kendi polisimin hiç olmazsa pasaportumu tanıması, işlemi hemen yapıp "tak" diye damgayı basması, kendimi bana iyi hissettiriyor her zaman. Bir de bu tarafta daha az kuyruk oluyor. Eh, ülkeme girerken bu kadarcık da bir ayrıcalığım olsun diye düşünüyorum her seferinde. Mutlu oluyorum...

Ama bu kez yine her zamanki gibi "Türk Vatandaşları" yazan tarafa yönelmeme rağmen sıralardan birinde bol miktarda uzun boylu Rus kadın görünce "hop dediks! noluyoruz?" oldum içimden. Hemen oradaki polise sordum olayı, "burası Türk vatandaşlarının sırası, bunlar niye burada?" diye. Polis de (genç bir arkadaştı sağolsun) "valla söyledim ama çıkmıyorlar, siz önlerine geçin" demez mi! Allah allah! Pek şaşırdım ama peki deyip ön tarafa ilerledim. Artık konuşmalardan bu uzun boylu hanımların Rus olduğu ortaya çıkmıştı. Benim ilerlediğimi görenler "hop n'oluyoruz?" mealinde birşeyler söylediler. Ben de "sizin burada olmamanız gerek, burası Türk vatandaşlarının sırası" dedim İngilizce olarak. Buna cevap olarak "biz takımız" dediler. Ben de "hayırlı olsun, ne güzel, ama ben Türk vatandaşıyım, siz değilsiniz" dedim pasaportumu göstererek. Bu arada, takımın içindeki daha kısa boylu yaşlıca erkeklerden (antrenör, masör, havlucu falan olsalar gerek) biri, beni bloke ederek kadınların geçmesine yol açtı. Bunun üzerine ben de sesimi yükselterek biraz önce konuştuğum polisi çağırdım. Bizim polis kabinin içindeki polise "niye alıyorsun abi bunları!" falan gibi birşeyler söylüyordu o sırada. Sonra gelip beni sıranın önüne geçirdi.

Arkamda kalan kadınlar tepemden konuşmaya başlamışlardı artık sinirli sinirli. (Ben aşağı yukarı bellerine geliyordum bu sürünün.) Birisi elindeki akıllı telefondan bir tercüme programı açmış, bana birşeyler söylemek için uğraşıyordu. Bir yandan da bana "ben istersem seninle bir Türkçe konuşurum aklın şaşar" gibi şeyler söylüyordu İngilizce olarak. Bu arada bildiğim birkaç kelime çalındı kulağıma kadının biri diğerine söylerken. Anladım ki bunun Türkçesini arıyordu telefonunda. İşte o anda yüzümde hain bir gülümseme belirdi, arkaya döndüm, bakışlarımı kafamla birlikte yukarıya kaldırarak o güzel Rus kızına Türkçesini aradığı cümlenin kendisini söyledim: "ni kriçi!"

Bir afalladılar... Pasaport sırası bana geldi. Arkamda gazı alınmış mırıl mırıl konuşmalar ve ardından sessizlik oldu. Ve sonra artık güzel ülkemden içeri adımımı attım.



(Ni kriçi: Bağırma!)

Not: olayı öğrendim. Meğer bunlar Dinamo Moskova takımıymış ve bu akşam Kayseri'de Kayseri Kaski ile oynayacaklarmış. Daha fazla bilgi için TIK

1 yorum:

  1. Yerim senin ruscani...
    Cok artistsin valla....
    Tekrar dogum gunun kutlu olsun:)

    YanıtlaSil