Translate

15 Ocak 2013 Salı

Rembetiko

Rembetiko filminin DVD kapağı.
Bugün sabah gözümü açtığımda odanın dışında yoğun bir kar yağışı, aklımda dün gece seyrettiğim filmden kalan Marika'nın ilk solo şarkısı vardı.

Film İzmir'de başlıyor Marika'nın bir kahvehanenin arka odasında, tahta bir masa üstündeki doğumuyla. Sonra mübadele ile Atina'ya göç, oradaki derin yoksulluk, itilmişlik, işsizlik, eğitimsizlik... İki parça kemik için satılan bedenler... Dibe vurmuşluk...

Film artarda eklenmiş yağlıboya tablolar tadında ilerliyor. Bazen tiyatro izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz uzun planlarda. Yıllar hızla akıp geçiyor, kuşaklar aynı yoksulluğu, aynı kaderi paylaşmaya devam ediyor.

Bir yandan bireysel bir hikaye, öte yandan Yunanistan'ın 1923 ile 1950'ler arasındaki acı tarihi sergileniyor filmde. "Küçük Asya felaketi", ardından göç ve getirdiği ekonomik sorunlar ve rembetikonun bir çeşit Yunan blues müziği gibi yükselişi, sonra 1940'larda II. Dünya Savaşı ve Nazi işgali, ardından trajik iç savaş, ve izleyen yıllarda da ekonomik ve politik olarak yine zor yıllar.

Filmde bütün bu arka planı Marika adlı rembetiko şarkıcısının gözlerinden görüyoruz. Filmdeki Marika'nın hayatı, aynı adlı (Marika Ninou) gerçek bir şarkıcının hayatından da ögeler içeriyormuş. 

Filmde Marika, ölen şarkıcı annesinin ardından dönüp dolaşıp şarkıcı olur, bir grupta şarkı söylemeye başlar. Çocukluk arkadaşı Yorgis onu yüreklendirmektedir solo söylemesi için. "Yapamam" der Marika, "sesim güzel değil." "Ses önemli değil" der Yorgis, "senin içinde yeterince acı var, yapabilirsin." İşte bir akşam Yorgis'in "hadi" demesiyle ilk solosunu yapar Marika. Aklına annesini öldüren, onu kemerle döven babasını getirir, onu bırakıp giden çocuğunun babasını getirir, ve derinlerden gelen bir çığlığı bırakır dinleyenlerin sofralarına... Çiğ, açıkça, sereserpe ve utanmadan... İşte filmden o sahne:



Marika batakhanelerden yükselir, ünlenir, yükseldikçe yalnızlaşır, sevdiklerini tek tek kaybeder; sevenlerine zaten hep uzak durmuştur... Öldüğünde otuzlu yaşlarındadır. Filmdeki cenaze sahnesini sözcüklerle anlatabilmek çok zor.  Gelin birlikte seyredelim:



Film 1983 yapımı, yönetmeni Costas Ferris. Müzikleri olağanüstü! Oyunculuk, çekimler, hikaye çok etkileyici. Daha söylenecek çok şey var ama boğazınız düğümlenir söyleyemezsiniz ya, işte öyle... İzleyin derim. Çok güçlü, çok acıtan, çok yalın, çok çıplak bir film. 

Hadi bir de hayatı bu filme esin olan Marika Ninou'dan Gülbahar'ı dinleyerek onu da analım:


3 yorum:

  1. ne güzel bir filmmiş, seyretmek istedi şimdi canım...

    YanıtlaSil
  2. Izleyesım geldi...tenkyu canım arkadasım , nerden buldun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kış tatilinde İstanbul'dan aldığım bir DVD. İndirimde 9.90 TL idi...

      Sil