Translate

18 Aralık 2012 Salı

Silah ve babam

Butan'lı okul çocukları.
(Kaynak: Wikimedia Commons)
Şu Amerika'daki olay herkesin sinirlerini bozdu yine...

Bir de Ulusal Silah Birliği'nin (National Rifle Association) "bu katliam, silahı yasaklayan zihniyetler yüzünden olmuştur. Okullardaki öğretmenlere silah taşıma izni verilse böyle şeyler olmaz!" mealindeki açıklamaları üstüne tüy dikti tabii... Düşünsenize, okula silah kuşanarak giden öğretmenler, müdürler falan... Atlarını dışarı bağlarlar, sigaralarını deri pantolonlarına sürterek ateşledikleri kibritle yakıp geniş adımlarla yürüyerek sınıfa girerler artık... (fonda ıslıkla bir kovboy filmi müziği...)

Her toplumun kaçıklığı kendine özgü oluyor. Amerika'da bu tip okul katliamları senede ortalama 20 kez tekrarlanıyormuş. Allah'a şükür bizde yok ama onlarda da töre cinayetleri, kadına aleni şiddet ve eşcinsel hakem mobbingi yok. Kimin kaçıklığı kiminkini döver bilinmez. Kriterlere bağlı...

Silaha gelince herşeye rağmen ondan nefret edemiyorum. Leslie Hazleton'u okudum da bugün, yazısının başında nasıl silah görünce kusma hissi duyduğundan, silahların hepsinden nefret ettiğinden, ne de olsa amaçlarının öldürme olduğundan söz etmiş. Haklı... Ama benim hayatımda silahla ilgili anıların hepsi babamla ilgili. Ne acaip değil mi?..

Bir çifteyi ilk elime aldığımda babamla birlikte Akçakoca'da, o zaman dağ başı olan küçük evimizin bahçesindeydik. Hemen aşağısı deniz, yukarısı, sağım solum dağ, taş, toprak ve yabani böğürtlen çalısıydı. Bir kütüğün üzerine teneke kutular koyarak bana ateş etmeyi öğretmişti babam. Çiftenin nasıl teptiğini, nasıl tutmak gerektiğini, nasıl nefes alıp tetiği çekmeden önce nasıl tutulacağını, gez-göz-arpacığı... Onun yumuşak sesi, doğanın sessizliği, dalgaların hışırtısı... Ben böyle bir ortamda aldım elime silahı. 

Evde hep oldu sonra o çifte. Yani o dağ başındaki evde. Zaman zaman alıp temizlerdi babam, sonra da kaldırırdı bir yerlere. Birkaç kez daha birlikte talim yaptık. En son elime aldığım silah da balayında gittiğimiz yerde katıldığım bir atıcılık yarışmasında oldu. Birinci oldum, merak ettiyseniz, bir sürü kocaman erkeği geçip.

Ne acaip değil mi? Silah gibi korkunç, soğuk, ölümcül bir şey bile babamla birlikte aklıma geldiği için bu özelliklerini kaybediyor, farklılaşıyor.

Allah çocukların ana-babalarına sabır versin. Onlar nasılsa daha iyi bir yerdeler...





2 yorum:

  1. Kovboy benzetmenı ve 3. Paragraftakı tespıtını cok sevdım.
    Bence de toplumların hayatında hıc bırsey bırdenbıre ve tesadüfen ortaya çıkmıyor . Her toplum kendı tarıhını yazmaya ve kulturuyle bu tarıhı süslemeye devam edıyor.
    Fıgen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler! Ben de bundan sonra yorumlarını bekliyor olacağım her gün. Alıştırdın artık...

      Sil