Translate

31 Aralık 2012 Pazartesi

2013 hoş gelsin!

Portrait of a boy aged 8
Gortzius Geldorp
İstanbul Aralık'tan beklenmeyecek kadar latif havasıyla karşıladı bizi bu senenin son günlerinde.

Bol bol metroya, şehir hatları vapuruna, tramvaya bindik. Pera Müzesi, Kadıköy Çarşısı, Şehir Tiyatroları, bir de habire sokaklarda dolanma...

Pera Müzesini çok beğendim. Altın Çocuklar sergisinde Avrupa'nın prens ve prenseslerinin yağlı boya tabloları vardı. Bizden de iki çocuk: Mihrimah Sultan ile Şehzade Abdürrahim Efendi. En etkilendiğim resim, nedense, Geldorp'un "8 yaşındaki bir erkek çocuğun portresi" oldu. Yukarıya bir fotoğrafını ekledim ama bildiğiniz gibi hiç bir röprodüksiyon aslındaki pırıltıyı, derinliği, rengi vermiyor.

Fatih Reşat Nuri Sahnesinde "Gönlümdeki Osman Hamdi" oyununa gittik ailece. Ne yazık ki metin pek zayıf, oyunculuk da genelde fazla abartılıydı. Osman Hamdi hakkında okuduğum bir sürü şeyden hiç bahsedilmemiş, bazıları da çok üstünkörü geçiştirilmişti. Oyunu seyrettikten sonra içimde şiddetli bir oyun yazma arzusu uyanmasını engelleyemedim. Bir "ben bile daha iyisini yazarım!" duygusu ile... Değil tabii.. Ben ne anlarım oyun, senaryo yazmaktan. Ama işte keşke daha iyisi olsaymış diyor insan bu gibi anlarda...

Vapurda karşıdan karşıya geçerken martılara yem atmak hala kentin en sevdiğim etkinliklerinden. Martılar o kadar yaklaşıyor ki insana neredeyse gözlerinde kendini görüyorsun. Bazıları uzanıp simit parçasını elinden kapacak kadar cesur, pervasız...

Yılın son gününün son saatlerini yaşıyoruz. Kocamla kızım evden çıktılar, geze geze gidecekler karşıya. Biz de biraz sonra arabayla çıkacağız. Gece maaile bir araya geliyoruz, bir-iki eksikle. Görümcem günlerdir hazırlanıyor. Onun elinin değdiği her şey güzel olur zaten, eminim çok güzel bir sofraya oturacağız bu akşam.

Joujou 2012'nin "en"lerini yazmış; benim de canım istedi okuyunca ama bendeki balık hafızasıyla derinlerden bulup çıkartmak epey bir vaktimi alacağı için vazgeçtim pek düşünmeden.

Bir de Glamdringg pek depresif bir ses kaydı bırakmış bloguna. Adam askerde bir de... Bir gidip bakıp ona iyi dileklerinizi gönderirseniz pek iyi olur. 

Bugünlerde bir yerlerden duyduğum bir laf hoşuma gitti: Güneşin battığına gözyaşı döken, yükselen yıldızların güzelliğini kaçırır görüşünü engelleyen yaşlar yüzünden.

Blogcu arkadaşlarım, İmza:Kızın ekibi, iş arkadaşlarım, Cenevre'deki dostlar, gönülden sevip de ayrı düştüklerimiz, yollarımız bir şekilde kesişenler, meslektaşlarım, bebeklik arkadaşlarım, büyüklerim,

                                                      2013'ün hepinize, hepimize umutlu,                        
                                                      sevinçli, sağlıklı gelmesini dilerim.



4 yorum:

  1. Hande Hanim mutlu yillar dilerim ben de.. Blogumdaki cekilis bugun sonuclandi kontrol ettiniz mi ? Belki de siz kazandiniz :D

    YanıtlaSil