Translate

21 Kasım 2012 Çarşamba

Üç dilde barış duası


Azis Fransis bir kuşla
(Kaynak: Wikipedia)

Neden bilmiyorum, yine durmadan aklıma gelen birşey bugünlerde Aziz Fransis'in bu duası. Kimin olduğunu bilmeden, internette dolaşan birşey olarak bulup pek beğenip duvarıma asmıştım. Geçenlerde Porto'da San Fransisko kilisesi olarak gittiğimiz yerdeki San Fransisko isimli zat bu aynı Aziz Fransis çıktmaz mı... Tabii duası yeniden geldi aklıma. Bir de zaman zaman işyerinde haksızlık edildiğim duygusu yüzeye çıkıyor derinlerden bir yerden. İşte o zaman da iyi geliyor bu dua.

Hadi o zaman, işyerinde haksızlığa uğradığını düşünen herkes için gelsin bu dua, hem de üç dilde birden, hoppala:


AZİZ FRANSİS’İN DUASI

Tanrım, beni senin barışına bir araç kıl ki,
Nefretin olduğu yere, sevgi tohumları ekeyim,
İncinmenin olduğu yere, bağışlama
Kuşkunun olduğu yere, iman,
Umutsuzluğun olduğu yere, umut,
Karanlığın olduğu yere, ışık,
Kederin olduğu yere, sevinç tohumları…


Ey Yüce Rabbim lütfet ki,
Avutulmaktan çok, avutmayı,
Anlaşılmaktan çok, anlamayı,
Sevilmekten çok, sevmeyi dileyeyim,
Çünkü biz ancak vererek alabilir,
Bağışlayarak bağışlanabilir,
Ve ölerek sonsuz bir yaşama doğabiliriz.

********************


Lord, make me an instrument of your peace.
Where there is hatred, let me sow love.
Where there is injury, pardon.
Where there is doubt, faith.
Where there is despair, hope.
Where there is darkness, light.
Where there is sadness, joy.

O Divine Master,
grant that I may not so much seek to be consoled, as to console;
to be understood, as to understand;
to be loved, as to love.
For it is in giving that we receive.
It is in pardoning that we are pardoned,
and it is in dying that we are born to Eternal Life.

********************


Seigneur, faites de moi un instrument de votre paix.
Là où il y a de la haine, que je mette l'amour.
Là où il y a l'offense, que je mette le pardon.
Là où il y a la discorde, que je mette l'union.
Là où il y a l'erreur, que je mette la vérité.
Là où il y a le doute, que je mette la foi.
Là où il y a le désespoir, que je mette l'espérance.
Là où il y a les ténèbres, que je mette votre lumière.
Là où il y a la tristesse, que je mette la joie.

Ô Maître, 
que je ne cherche pas tant à être consolé qu'à consoler,
à être compris qu'à comprendre,
à être aimé qu'à aimer,
car c'est en donnant qu'on reçoit,
c'est en s'oubliant qu'on trouve,
c'est en pardonnant qu'on est pardonné,
c'est en mourant qu'on ressuscite à l'éternelle vie.



2 yorum: