Translate

22 Kasım 2012 Perşembe

Porto'da bir garip fado

En ünlü Fado şarkıcısı Amalia.
(Kaynak: www.naxosmusiclibrary.com)

Porto'da ilk gün bir seramik atölyesinden kardeşime üstünde kentin soyut bir silüeti olan bir fayans alırken atölye sahibine akşam fado dinleyerek yemek yiyebileceğimiz, içi dipdibe turist masalarıyla dolu olmayan, sakin, küçük, yerel tatlı bir lokanta tavsiye edip edemeyeceğini sormuştum. O da bana iki sokak ileride bir yerden söz etmişti. Biz de yerel tavsiyeye güvenip buradan ikinci günün akşamı için 8 kişilik bir rezervasyon yaptık. İşte bu yazı o geceyle ilgili...

Akşam yemeğe dokuz buçukta gittik program onda başlayacak diye. Küçücük bir yerdi. Toplam 16 kişilik oturma yeri dolunca aradan servis elemanlarının geçebileceği daracık bir koridor kalıyordu. Oturduğum yerden mutfağı ve içindeki orta yaşlı iri yarı aşçıyı görebiliyordum. Lokanta sahibi yaşlı adam gelenleri önde karşılıyor, kardeşe benzeyen otuzlu yaşlardaki iki kadın müşterilerle ilgileniyordu. Lokantada bizim masa dışında Fransızca konuşan bir çift ve Portekizce konuşan altı kişilik bir masa daha vardı.

Kadınlar yemek siparişlerini almaya başladılar. Biz aperitif olarak bir beyaz porto söyledik, ben bu kez balık ısmarladım sınırlı olan ahtapot porsiyonunu başkalarına bırakarak. Ne de olsa iki öğündür ahtapot yemiştim. 

Yemeklerin gelmeye başlamasıyla suratlarımız da değişmeye başladı. Balıklar pişmemişti, ahtapot kayış gibi sertti, salata ağızda çıtırdıyordu... Velhasıl bu olmamıştı! Çiğleri geri gönderdik, ahtapotları da... Balıklar pişmiş ve lezzetsiz bir şekilde geri geldi, ahtapot da yanmış...

Hepimiz yemeklerin şurasından burasından didikleyip doymaya çalışırken müzik başladı. Masadaki arkadaşlardan birinin Rus'ların "çirkin kadın yoktur, az vodka vardır" deyiminden yola çıkarak yarattığı "çirkin Porto gecesi yoktur, az porto vardır" önermesine uyarak gece devam ediyordu. 

İki müzisyen lokantanın girişindeki el kadar yere sığışıp çalgılarını çalmaya başladılar. Önce küçük kız kardeş aldı sahneyi, sonra bizim sert bakışlı büyük abla, sonra baba. En sonunda aşçı da belindeki örtüyü çıkarıp fado söylemeye başlayınca pes! dedik... (Gerçi en güzel de aşçı söylüyordu yani... Yani yemek yaptığından iyi şarkı söylediği kesindi.) Program yaklaşık bir saat sürdü, biz önümüzde yiyemediğimiz yemek dolu tabaklarla oturduk. 

Daha önce hiç fado dinlememiştim. Ortalamanın altında olduğunu tahmin ettiğim bu performans bile bu kadar etkileyiciyse iyi bir icracıdan dinlemek herhalde çok güzel bir deneyim olur. Yer yer Sezen Aksu'yu duyar gibi oldum, azıcık da arabesk hatta... Çok şaşırtıcı çapraz ritmler, gırtlak nağmeleri... Sanırım bizdeki rakı-sanat müziği ikilisinin buradaki eşdeğeri porto-fado olsa gerek.

Sonuçta çıkarken sert bakışlı kadına yer güzel, fado güzel, ambiyans güzel ama yemekler berbat, bizce aşçınızı değiştirmeniz gerek dedik mümkün olduğu kadar kibarca. Ne de olsa Porto'da son gecemizde dayak yemek pek hoş olmazdı...

Ayrıca orada söylemedim ama bütün Uçan Kazlar'dan özür dilerim sizleri oraya sürüklediğim için. Hiç kimse de bana küçücük bile olsa sitem etmedi ya, ben ne diyeyim. Sağolun.

Ve bitirmeden önce Amalia'dan bir fado için TIK.


2 yorum:

  1. Icelim guzelleselim....zaten guzeliz ama olsun....

    YanıtlaSil
  2. olsun, siz ruhunuzu beslemişsiniz, ne güzel...

    YanıtlaSil