Translate

16 Ekim 2012 Salı

İzmir, kadife çiçeği ve arkaplan

Filmin afişi.
İzmir'deyim iki gündür kendi düzenlediğim bir toplantı için. Buraya gelmemle birlikte güzel hava beni sardı sarmaladı. İstanbul'dan başladım ceketleri çıkarmaya...

Gelirken Türk Havayolları'nın yeni uçaklarından biriyle geldik İstanbul'a. Şu her koltuğun arkasında ekran olanlardan. Yani her sırada, sadece business class'da değil... Ve yine güzel bir film seyrettim: The Best Exotic Marigold Hotel (for the elderly and beautiful). Daha önce seyredip çok beğendiğim Shakespeare in Love filminin de yönetmeni olan John Madden yönetmiş. Oyuncular da muhteşem... (Sanırım Türkçe'ye Hayatımın Tatili olarak çevrilmiş.)

Kısaca emeklilik yaşına gelmiş bir grup İngiliz'in kendilerini bir şekilde Hindistan'da bulmalarıyla alakalı bir film. Elbette kültürlerarası temasın komiklikleri var filmde. Ama daha çok neye, neden değer verdiğimizin sorgulanması...

Hayatlarında yeni bir sayfa açan yaşlı İngiliz rollerinde Judi Dench, Maggie Smith, Bill Nighy ve Tom Wilkinson muhteşem. Sadece yıkıntı halinde bir oteli ve büyük düşleri olan genç yatırımcı rolünde Dev Patel de yıkılıyor. Film içinde birkaç kez tekrarladığı gibi: "Herşey sonunda iyi olur. Eğer şu anda iyi değilse demek ki henüz sonuna gelmemişiz." Nasıl felsefe ama!

Filmde bir sahneden de çok etkilendim. Bahçede bembeyaz bir turna yürüyor. Çevre yemyeşil çimenler ve ağaçlar. Yani turnanın beyazı, yeşil bir arkaplanda daha da parlak bir şekilde öne çıkıyor. Biz izlerken turna yavaş yavaş yürüyüp koşmaya başlıyor ve zarif bir şekilde havalanıyor. Bir süre ağaçlardan oluşan bir fon önünde uçmaya devam ettikten sonra bulutlu bembeyaz bir gökyüzüne doğru yükseliyor. İşte bu fon değişimiyle birlikte aynı turna artık beyaz olmaktan çıkıp koyu gri bir lekeye dönüşüyor! Turna aynı, fon farklı, bakan gözün gördüğü ise tamamen farklı.

O andan önce bunu hiç bu kadar net bir şekilde görmemiştim. Beyaz olan birşey, fon (bağlam, çevre, zaman, kültür, ne derseniz artık...) değişince siyah olabiliyor. Tabii bunu görmemek için bakan kişi turnayla birlikte yer değiştirip fonu sabit tutmaya çalışmadıkça.

Ne dersiniz? Beyazı görmeyi sürdürebilmek için sürekli olarak konum değiştiren insanlar tanıyor musunuz hiç? Ya da fon değişmesine ve dolayısıyla turnanın rengi de değişmesine rağmen "hayır o beyaz" demeye devam eden? Peki hangisi doğru? Turna beyaz mı siyah mı?

2 yorum: