Translate

12 Eylül 2012 Çarşamba

Mer de Glace ya da Buz Denizi

Buz Denizinde tünelin içi.
Ekonomi yapmak için aldığımız günlük Chamonix biletlerimizle, koşa koşa indiğimiz Mont Blanc'tan sonra Mer de Glace'a gittik.

Burası 12 kilometrelik uzunluğu ve 200 metrelik derinliğiyle Fransa'nın en büyük buzulu. Buraya gitmek için Chamonix'nin merkezinden küçük, şirin, kırmızı Montenvers trenine biniyor, kıvrıla kıvrıla tekrar tepelere tırmanıyorsunuz. İndiğiniz yerde sizi hemen buzula yönelten ayak izleri görüyorsunuz. Bunları takip ederek önce kısa bir teleferik yolculuğu, arkasından da (sıkı durun) tam 380 basamakla buzula iniyorsunuz! (Eh, çıkışta da 380 basamak çıkacaksınız anlamına geliyor bu elbette.) İnişte zaman zaman "buzul 1980'de buradaydı," "1990'da buradaydı" falan yazılı tabelalar görüyorsunuz kayaların üzerinde. Ne kadar hızlı eriyor diye paniğe kapılıyorsunuz ufaktan.


Buz Denizine çıkan Montenvers treni.

Bu 380 basamağı duyduğumda içimden "ben giderim orada, şöyle güneşli bir masada oturur çayımı içerim. Onlar gidip gelsinler valla!" şeklinde yapmış olduğum plan, etrafta oturacak herhangi bir şey olmaması ile suya düştü ve ben de aşağıya inmeye karar verdim. Aman iyi ki de öyle olmuş, yoksa dibine kadar gidip bu muhteşem doğa olayını görmeden dönecekmişim...

Basamakların başında buzula bakış. İnsanların baktığı yönde uzayıp gidiyor buzul.
Basamakların sonunda buzulun içine doğru açılmış bir tünelden girip içeride şöyle bir tur atıp sonra da çıkıyorsunuz. İçeride çok da etkileyici olmayan birkaç buz heykel var. Ama buzulun kendisi o kadar etkileyici ki buz heykellerin amatörlüğü gündeme bile gelmiyor. 


Geçmiş yıllarda açılan tünelin ağzı.
Anlaşılan bu tüneli her yazın başında yeniden açıyorlarmış. Çünkü... nedenini bilmiyorum aslında. Araştırırken güzel bir blog buldum. Fotoğraflar da ilginç. İsterseniz kendiniz bakın. TIK
Bizim girdiğimiz tünelin ağzı.

İçeriden bir görüntü daha.

Tünelin içinde gezerken ellerimi buzdan duvarlarda gezdirip milyonlarca yıl öncesine dokunduğumu düşündüm. O duvarların içinde milyonlarca yıl öncesinden kalmış mikroorganizmaların olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Hatta buradan yola çıkıp bilim-kurgu senaryolar bile yazılabilir. Ben yine de çocukların buzları yalama isteklerini bastırdım... Ne olur ne olmaz... Ama ellerimizi buzdan duvarlardan ayıramadık üşüyüp karıncalanana kadar...


Zeyno'nun eli.




2 yorum:

  1. Fransa'da boyle bir guzellik varmis demek iyiki gitmissiniz bende ogrendim. hafiften klostrofobik olsa da harkulade:=)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Girip çıkması çok uzun sürmediği için pek klostrofobik etki yaratmıyor. Bir de buzun kendi derinliği var, yani şeffaf olarak görünen kısım da bir genişlik etkisi veriyor.
      Buraya kadar gelirseniz beklerim.

      Sil