Translate

2 Ağustos 2012 Perşembe

Hindistan'dan çıkamamak-1

10 Hindistan rupisi
Çok seyahat ederim iş için. 2003'ün sonundan beri bu böyle... Yıllar içinde bir sürü değişiklik oldu özellikle havaalanlarında. Mesela artık e-biletler çıktığından bu yana neredeyse hiç bir zaman elimde bir biletle gitmiyorum havaalanına. Salona gider gitmez check-in yapılacak yere gidiyor, pasaportumu uzatıyor ve gideceğim yeri söylüyorum. Zaten adım sistemde olduğu için ve de zaten genellikle web check-in yaptırmış olduğum için işlemler birkaç dakikada bitiyor; valizimi veriyor ve pasaport kontrolüne yöneliyorum. Sonra da ne kadar vaktim varsa ona göre davranıyorum içeride. Gelgelelim Yeni Delhi İndira Gandi Havaalanına öyle selam-esselam giremiyormuşsun. Öğrendim sabahın dördünde. Olay şöyle oldu:

Tatilin ortasındaki iş seyahatimin bitiminde sabaha karşı 3:30'da otelden havaalanına doğru yola çıktım, bir gün önceden check-in yaptırmış olarak. Taksi yaklaşık yarım saat sonra beni havaalanında bıraktığında ortalık sakindi. Eve dönme mutluluğu içinde havaalanı kapısına yöneldim. Tam kapının girişinde oturmakta olan polisin yanından geçtim fakat bir-iki adım atmadan arkamdan seslendi polis. "Ne var?" dedim. "Pasaport, bilet kontrolü." dedi. Pasaportumu gösterdim, "biletimi basmadım, yok" dedim. "O zaman en sondaki kapıdan girebilirsiniz" dediler. En son dedikleri yere baktım, uzunca bir binanın diğer ucu, yani yaklaşık 50 metre falan. Oraya yöneldim.

Bu kapıdan girince karşıma bir masada, bir bilgisayar terminali arkasında oturan gençten bir adam, onun sağında bir kapı, kapının içinde biri sağda ayakta duran, biri solda oturan, bir kadın bir erkek iki polis çıktı. Masadakine "benim basılı biletim olmadığı için buraya yolladılar" dedim. Adam uçuş numaramı adımı sordu, söyledim. Sonra da e-bilet numaramı sordu. Ben de bileti basmadığım için e-bilet numarasını bilmemin de mümkün olmadığını söyledim. Adam suratıma baktı, baktı, bakakaldı. Sanırım düşünüyordu. Ben de bundan istifade birazcık eğilip ekrana baktım ki ne göreyim, THY'nin web sitesine girmiş, benim uçuş bilgilerime ulaşmaya çalışıyor. Yani herhangi birinin, dünyanın herhangi bir yerinden ulaşabileceği THY web sitesi aracılığıyla... Havaalanının sistemi ile değil! Artık bende sigortalar yavaş yavaş atmaya başlamıştı. "Peki" dedim, "benim e-bilet numaram yok, ama iki saat sonra uçağım var. Ben giremeyecek miyim yani şimdi içeriye? Uçağımı mı kaçıracağım?" Adam döndü, yanındaki polislerle konuştu, hepsi birden o evet mi hayır mı olduğu anlaşılmayan kafa sallama hareketinden yaptılar birbirlerine. Arada bana bakışlar fırlattılar. Hiç biri yerinden kımıldamadı. Sonra da sustular. Ben de sustum. Bir süre bakıştık. Birden benim aklıma e-postalarımın içinde e-bilet numarasının olabileceği geldi. Üç kişi beni sessizlik içinde izlerken lap-topu çıkarttım, açtım ve e-bilet numaramı buldum!

Numarayı adama verince adam bana bir sayfa bastı, uzattı ve "30 rupi lütfen" dedi. Ben de oteldeki hizmetten çok memnun kaldığım için cüzdanımdaki bütün rupileri bir zarfa koyup resepsiyona bırakmıştım bir teşekkür notuyla birlikte. Aklıma da gelmişti aslında ya lazım olursa diye, sonra olmaz diye kendimi ikna etmiştim. Ve işte şimdi adam benden 30 rupi (1 lira falan herhalde) istiyordu. Belki kalmıştır diye cüzdanımı bir daha karıştırdım, yoktu. Beş euro vardı cüzdanda, onu uzattım. Adam elini bile uzatmadı, "bunu alamam" dedi. "E bozun o zaman" dedim, kafa salladılar. Bu kez bunun hayır olduğunu anladım. "Peki nereden bozdurabilirim?" dedim. "İçeride döviz bürosu var" dedi. "Peki içeriye gireyim bozdurayım, getireyim" dedim. "Bu bilet olmadan içeri giremezsiniz" dediler. "Siz girin bozdurun, getirin" dedim, kafa salladılar. Yine hayır anlamında... Artık benim kulaklarımdan ufak ufak dumanlar çıkmaya başlamıştı. Sesimi mümkün olduğunca yükseltmeden adamlara dedim ki: "Bakın, durum şu: benim içeriye girmem için bu çıktıya ihtiyacım var, çıktı senin elinde ve bana vermiyorsun çünkü 30 rupi istiyorsun. Bende 5 euro var. Sen bana bunu bozdur gel diyorsun, bunu bozdurabileceğim döviz bürosu içeride. Ben içeri giremediğim için para bozduramıyorum. Bozduramadığım için de senin elindeki çıktıyı alamıyorum. Bu sorunu çözmek sizin elinizde. Bir şey yapmanız lazım. Yoksa saatlerce sen elinde benim çıktımla ben de elimde 5 euro ile burada bakışacağız."

Bu tirad üzerine adam tekrar polislerle istişarede bulundu ve muhteşem üçlü beni içeriye bırakmaya karar verdi. İçeri dediği yer de zaten cam kapıların ardında. Döviz bürosu da görünüyor. Yani arada cam kapı olmasa 10 adım... Bütün terminaldeki insan sayısı 20'nin altında, ve bunların çoğu polis. Yani benim içeri girdikten sonra 30 rupi vermemek için topuklama olasılığım sıfırın altında. Neyse, elimde 5 euro ve biletimin çıktısı, iki polisin arasından geçtim. En fazla 3 metre sonra (abartmıyorum) bir polis ve bir kapı daha çıktı karşıma. Bu polis de uzun uzun biletimin çıktısına ve pasaportuma bakarak içeri girmeme izin verdi sağolsun. Hemen doviz bürosuna girdim, parayı bozdurdum, 10 adım geri atıp cam kapının arasından adama 30 rupisini verdim. Sen sağ ben selamet...

Artık rahatlıkla yolculuğumun geri kalanına devam edebilirdim. Siz öyle sanın... Daha sonra olanlar yarına...

7 yorum:

  1. :))
    nihayet ses çıkarabiliyorum, 1 ay nasıl geçti, nasıl hızlı bir tempoydu anlatamam, ama sanırım artık herşey tamam, daha bir iki gündür kendime gelebildim...
    Yaşadıkların film gibi olmuş, umarım bir daha böyle olaylarla karşılaşmassın...en kısa zamanda görüşmek dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi bakalim mutlu mutlu oturun. Bekliyoruz artik yavas yavas herkesi.

      Sil
  2. Sonunda öğrenebiliyoruz meşhur Hindistan dönüşünü:) Anca soğudun demek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla yazmasi anlatmasindan da uzun sürüyor. Umarim bütün detaylari unutmamisimdir.

      Sil
    2. hande bu yorumuna katılıyorum, Hindistanı anlatmak benim için de gezmakden zor olmuştu, her adımım süprizlerle dolu olduğundan hiç bir şeyi unutmamak için çok zorlandım sonun da da son üç günü yazmadım :(( yani notlarımı düzenlemedim.
      bir gün mutlaka tamamlayaycağım .şuşu
      * benim bloğa da beklerim

      Sil
  3. Tamam kötü bir durum ama ben çok güldüm.
    Neyseki kazasız belasız atlatmışsın yada??

    bekliyorum merakla.

    Meraklı anne Çiğdem

    YanıtlaSil