Translate

19 Temmuz 2012 Perşembe

Karadenizin kıyısında


Evimizin balkonundan Karadeniz ve bahçemiz.
 Hindistan dönüşü pırıl pırıl bir deniz ve sıcacık bir güneş ile birlikte Karadeniz sahilinde geçirdiğimiz birkaç günün ardından buralarda mutat olduğu üzere bir fırtına geldi, denizi dalgalandırdı, bulandırdı. Rüzgar herkesi tepe sersemi yaptı. Her sabah erken saatlerde kumsala inip çekme-germe hareketleri yapan birinci kuşağın erkeklerini bile birkaç günlüğüne kumsaldan uzak tuttu. Biz de ailecek ağaç altında kitap okuma, balkondan ufku tarama, internetten TED konuşmaları izleme, birinci kuşağın kadınlarıyla iskambil oynama, komşuculuk yapma, kasaba merkezine inip esnafa maddi katkıda bulunma gibi etkinlikler içine girdik.

Kocam İzmir dönüşü yoldan aldığı beş adet meyve fidanını bahçenin çeşitli yerlerine yerleştirme çabası içinde. Şu anda bahçede çılgınlar gibi meyve vermekte olan üç değişik eriğe ve iki değişik cins armuta ek olarak bir İtalyan eriği, bir Trabzon hurması, bir kayısı, bir ayva ve bir de kiraz yeni yerlerine geçebilmek için sıra bekliyorlar.

Erikler o kadar çok ki bu sene bütün bol bol taze yeme, reçel, komposto, meyve suyu şeklinde tüketme çabalarımıza rağmen hala ağaçların üstü üstüste binmiş eriklerle dolu. Ben erik salatası, kebabı gibi yenilikler denememe rağmen bu bolluk azalacak gibi değil. Ağaçlar güzel budanmadığı için üst dallara ulaşmak da çok zor. Eh onlar da kuşların hakkı olsun.

Geceleri açık olan balkon kapısından eve dolan dalga sesiyle uyuyoruz. Gece boyunca üzerimizdeki ağır yorganı kah açıyor, kah ona sıkıca sarılıyoruz. Bu sene sanki daha da çoğalan floryalarak kuyruksallayanlar, ispinozlar şarkılarıyla eşlik ediyorlar gün boyunca bize. Annem bazen radyo bile çalmıyor artık dalga ve kuş seslerini daha iyi dinleyebilmek için.

Sabah kocama sordum bugün ne yapalım diye, hiç birşey dedi. Evet, burası hiç birşey yapmamak, sadece olmak için iyi bir yer. Durmak, dinlemek, dinlenmek, içine, doğaya dönmek için.

Daha vaktimiz var ay sonuna kadar... Burasını kavanozlayıp yanıma almak istiyorum dönerken.

2 yorum:

  1. Ben kendime kuş gözlemcisiyim diyorum ama siz de çok bilgilisiniz anlaşılan bu konuda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bolat, öyle gözümüze gözümüze girdiler ki merak ettik araştırdık sonunda. Kocam derinlerden, çocukluğundan kalan bir takım bilgi kırıntılarını hatırladı; ben ipuçlarını kullanarak Google taraması yaptım. Sonunda üç kuş cinsini de tanımladık. Öyle "zaten bilirdim canım!" değil yani. Bu yazının bitmesi bu yüzden birkaç saat sürdü.
      Teşekkürler!

      Sil