Translate

11 Haziran 2012 Pazartesi

Kadın Partisi Girişimi

Terazi tutan kadın. Vermeer
(Kaynak: Wikimedia Commons)
Şaka gibi...

Soruyu sormazsan cevabı almıyorsun. Soruyu sorunca cevabın aslında hep orada olduğunu görüyorsun.

Annem derdi, ne zaman içim sıkışsa, ne zaman ciğerimden kopup gelerek "Yarabbim, yok mu bunun bir çaresi?!" desem derdime çare gelir diye...

İşte ben de birkaç gün önce yazdığım Keder adlı yazımda "yok mu kadınların dilinden anlayan, toplumsal denge için bir siyasi parti!" diye feryat etmiştim ki ertesi gün kendimi Kadın Partisi Girişiminin internet sitesiyle burun buruna buldum. Bir de logolarına baktım, terazi! Ne zamandır denge, denge diye tutturmamış mıydım ben? Yazılanları okudum, girişimcilerin fotoğraflarına baktım uzun uzun. Hiç birini tanımıyorum. Yazdıkları iyi geldi. Bir e-posta attım, henüz yanıt gelmedi. Bu yaz İstanbul'a gittiğimde bir gidip konuşmayı düşünüyorum. Kadınların erkek gibi olarak değil, kadın kalarak siyaset yapmaları gerekiyor.

Kadın Beyni diye bir kitap okumuştum bir zamanlar. Orada çocuklarda yapılan bir gözlemden bahsediliyordu. Okul öncesi çocuklarda yapılan bu araştırmada birbirini tanımayan çocuklar mesela park gibi bir yerde bir araya geldiklerinde gözlenmişler. Erkek çocuklar bir araya geldiklerinde genellikle muhabbet kimin nesi daha iyi üzerine kuruluyormuş. Yani mesela "benim arabam daha güzel," "ben daha yükseğe tırmanıyorum," "sen daha kısa boylusun," "benim babam daha kuvvetli" falan gibi. Bir diğer deyişle erkek çocuklar farklılıkları ortaya çıkarmaya ve üstünlük kurmaya daha çok eğilimli imişler. Kız çocuklarda yapılan gözlemde ise farklı bir tablo ortaya çıkmış. Kızlar, iletişimi kolaylaştırmak ve bir an önce birlikte oynamaya başlayabilmek için birbirlerine benzer yönlerini gösterme eğiliminde oluyorlarmış. "Bak, benim eteğim pembe, senin de kurdelen", "aaa ne güzel, ikimizin de çorabı var", "hadi şimdi ikimiz de kumu oraya atalım" gibi. Böylece erkek çocuklarda tansiyon gittikçe yükselirken kız çocuklar daha iyi bir şekilde birlikte oynamaya başlayabiliyorlarmış. Araştırmada var mıydı yok muydu hatırlamıyorum ama iddia ederim ki kum havuzunda aşağı yukarı eşit sayıda kız ve erkek çocuğun olması, oradaki kavgaları da azaltır.

Toplumun yarısı kadın. Bu gerçek daha ne kadar, kadınlar tarafından da üstelik, görmezden gelinecek? Sonuçta bir Kadın Partisi kurulur ya da kurulmaz. Ama kadının daha aktif rol aldığı, parti içinde her düzeyde eşit sayıda temsil edildiği bir denge partisi şart.



3 yorum:

  1. Bu kadınların beyinlerini icinin acilen değiştirilmesi lazım hatta beyin nakli yaptırmak lazım ,ben de bu kadar kadının bunlara nasıl oy verebildiklerini anlamıyorum ve hatta eslerini bile anlamıyorum..özgürlüklerinin her alanda ve her gecen gün ,hızla kisitlandiginin farkında olmamalarını anlamıyorum, gelecekte kız cocuklarının o kum havuzlarına dahi giremiyeceklerini farketmemelerini anlamıyorum,,,kan sekerim düştü ! tatlı yersem anlarım belki !

    YanıtlaSil
  2. Günaydın,
    Yazınızı ben de bir tesadüf başka bir şey ararken buldum. Benim için enteresandı.Çünkü ben Kadın Partisi Girişimin kurucu başkanıyım. Yazınızı heyecanla okudum. Çok sevindim. Bizim gibi düşünen kadınlarla karşılaşmak her zaman sık olmuyor maalesef. Genelde bir işe yarasa da yaramasa da adı olan partilerin içinde erkekleri seçtirmek için çalışmayı yeğliyorlar. Önemli değil. Nüfusun yarısıyız ve biz bu işi başaracağız. Bu yıl sonu olmazsa 2013'ün ilk aylarında resmen kurulacağız. Kendi ülkemizde pek bilinmek istenme sekte özellikle Avrupa biliniyoruz.
    Sizinle tanışmayı çok isterim. Ayrıca "Blog"unuz da çok güzel.
    Sevgilerimi gönderiyorum.
    Benal Yazgan
    e-mail benalyazgan@yahoo.com
    tell. 0532 781 58 54
    Bana yazarsanız veya ararsanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  3. Being powerful is like being a lady. If you have to tell people you are, you aren't.
    margaret_thatcher

    YanıtlaSil