Translate

15 Haziran 2012 Cuma

Hızlıca İskoçya

Ubiqutious Chip restoranın web sitesinden
Çarşamba sabahın köründe gittim, Perşembe gece yarısı döndüm. Yoruldum, ayaklarım şişti ama iyi oldu. Yeni bir grup insanla tanıştım iş için.

Glasgow alçak katlı tuğla binaları, aralara bolca serpiştirilmiş yeşili, gece onbuçuğa kadar aydınlık havası, her tarafta İngilizce yazılmış tabelaları, sokaklara serpiştirilmiş birahane masaları ile hoş göründü...

Havaalanından bindiğim taksicinin aksanını anlamaya çalışmaktan kısa sürede vazgeçtim. "Triaj" yapmaya karar verdim kendimce. Yani sadece adamın soru sorup sormadığını anlamaya çalışmaya... Soru sormuyorsa kafa sallayıp gülümsedim. Bir de hoşsohbetler ki bu taksici amcalar... Sanırım kendilerini konuşurken duymayı seviyorlar. Neyse, herhangi bir çam devirmeden (sanırım) taksi macerasını bitirdik Glasgow'da... (Sonra gelirken havaalanından kızıma bir "Glasgow terimleri sözlüğü" aldım. Hakikaten sadece aksanları değil, kullandıkları sözcükler de çok acaipti.)

Akşam yemeğinde Ubiqutious Chip diye çok hoş bir restorana gittik. Haggis diye bir yemekleri varmış. Barsağın içine doldurup yaptıkları bir çeşit sucuk anlaşılan. Kendimi yeni denemelere açık hissetmediğim için ısmarlamadım ama ısmarlayan birinin yemeğinin ucundan tattım. Fena değildi. Barsak kısmını çıkartmışlar sanırım pişirdikten sonra. Sadece bizim dolma içi gibi bol baharatlı bir iç kalmış. Bütün gün çalıştıktan sonra akşam güzel bir lokantada yemek yemek güzeldi.

Gittiğim kurumun müdür yardımcısı Glasgow'lu bir İskoç'tu. Adam kendi ulusal içkilerinden olan single malt'tan iyi anlıyordu haliyle... Masada iki kişi yemek sonrası iki farklı viski ısmarladı. Ben de ikisini de kokladım. Ve ilk kez viskiler arasında fark olduğunun farkına vardım. Biri bildiğimiz viski gibi kokarken öbürü sanki dumanlı, isli, toprak bir odada yıllandırılmış gibiydi. Bu ikincisinin adını not edip, paraya da kıyıp kocama bir şişe aldım dönüşte havaalanından. Merak edenler için 12 yıllık bu single malt viskinin adı Caol Ila idi...

Bir de havaalanından çok çok ilgimi çeken bir kitap daha aldım ve hemen uçakta okumaya başladım. İlgilenenler için adı Thinking, Fast and Slow. Yazarı Nobel ödüllü Daniel Kahnemen, bir psikolog. Bitireyim, size de bahsedeceğim.

Hafta sonu geldi. Bu hafta sonunda bir Fransa seyahati ve sürpriz beyaz piknik var. Haftaya...

3 yorum:

  1. iskocya cok gitmek istiyorum:) Fransa yoksa bana mi geliyorsun? sevgiler

    YanıtlaSil
  2. :)
    Jougne'a gittik Cumartesi gunu. Benim Alsace sarapcim gelecek diye orada bir kucuk satis faaliyetine... Ne yazik ki bana gonderdikleri brosurdeki tarihleri herhalde daha sonra degistirmisler, gittigimizde olayin gecen hafta sonu vuku buldugunu ogrendik. Kizdim tabii biraz amd asil uzuldum. Cunku Jougne bize 1 saat uzakta, ama kendi ciftlikleri 3 saat. Boylece biz oraya gitmeden alabilecektik o guzelim Gewurtztraminer'leri... Kismet degilmis.

    Sana gelmeyi istemez miyim! O guzel bahceni, ciceklerini gormek. Insallah bir gun olur o da... Cok tesekkurler...

    YanıtlaSil
  3. Kitapta dikkatinizi çeken önemli şeyleri bizimle paylaşırsınız herhalde :)

    YanıtlaSil