Translate

1 Mayıs 2012 Salı

Yemekle şarap eşleştirme ve zebra desenli bir çift bacak

Şarap-yemek eşleştirmede beyaz şaraplar. Soldan sağa (Riesling-Almanya,
Chenin Blanc-Güney Afrika, Chasselas-İsviçre, Sauvignon Blanc-Fransa, Chardonnay-İtalya)
 
Cuma akşamı şu internet üzerinden indirimli satış yapan "grup"lardan birinden daha önceden almış olduğum biletleri kullanarak kardeşimle birlikte şarap-yiyecek eşleştirme kursuna gittik. Olay Cenevre Mövenpick'de akşam 7'den 10'a kadar sürecek ve 5 beyaz 5 kırmızı olmak üzere 10 değişik şarap tadacaktık.

Akşam yedide orada olduğumuzda bizi tazecik bir şampanyayla karşıladılar. Terasta biraz sohbet edip akşamın zevkini çıkartırken Cenevre "sosyetesinin" ileri gelenlerini gözleme şansını bulduk. Burada ne kadar çok insan sigara içiyor şaşarsınız! Kendilerine en kısa zamanda acil şifalar dilerim.


Zebra desenli çorap giymiş kadın.
 İnsan gözlemi yaparken ister istemez zebra desenli çorap giymiş bir hatun dikkatimi çekti. Birden içime Bugün Ne Giysem? programındaki jüri üyelerinden biri kaçmış gibi konuşmaya başladım: "bu kadar hareketli bir çorap giyiyorsan üstündeki etek kesinlikle hareketsiz, sade, süssüz püssüz olmalıydı. Bu eteğin biyeleri, katları kesinlikle olmamış. Hatta boyu da bir-iki santim daha kısa olmalıydı. Aman Allahım, o balık pulları kılıklı lame çanta da ne öyle, görmemiş olayım! Hemen at onu terastan aşağı. Bu kadar süslenmişsin, insan bir de saçlarına birşey yapar. Hiç olmazsa yıkayıp şöyle gevşek bir topuzla toplasaydın, öyle salkım saçak hiç olmaz!" Bütün bunları kendi kendime söyledikten sonra rahatladım ve silkinip tekrar kendime döndüm.

Şarap tadımı vaktinde başladı. Mönüde çok güzel beyaz şaraplar vardı. Bu sunumda özellikle şarap ve yemek eşleştirmesine dikkat çekildiği için bu konuda güzel sürprizler yaşadık. Bu arada çeşit çok, ancak miktarlar çok azdı. O yüzden 10 çeşit şarap tatmamıza rağmen herhalde toplamda 2-3 kadeh falan şarap içmiş olsak gerek. Yemekler zaten tam anlamıyla bir lokmaydı. Ama fikir vermek açısından çok yeterliydi. Bir de ilk kez böyle az az şarabı yanyana tatmak fırsatı bulunca hakikaten aralarındaki farkı farkediyorsunuz. Enteresan bir geceydi netekim!..

Beyazlardan en çok Güney Afrika'dan Chenin Blanc (çiğ kıtır sebze çubukları ile) ve Almanya'dan Riesling'i (sebzeli suşi ile) beğendik. Her ikisinin de gövdesi hafif ama ağızda kalan tadları çok uzundu.

Kırmızılardan da gecenin favorisi tartışmasız siyah çukulata ile servis edilen Avustralya Şiraz'ı oldu. Bu eşleştirmeyi kesinlikle kendi kendime yapmazdım ama muhteşemdi! Gecenin sürprizi ise kendi başına beğenmediğim Burgonya Pinot Noir'ının mantar sote ile tadınca adeta şekil, tad, kıyafet değiştirir gibi karakter değiştirmesi oldu. Tek başına bir halt değil ama mantarla birlikte hakikaten güzel oldu.

Bu da benim hayatımda gittiğim ilk (ve muhtemelen de son) şarap tadım kursu oldu. E ne diyeyim, olmasa da olurdu ama madem oldu, güzel oldu.

Afiyet olsun...

8 yorum:

  1. İyi ki gitmişsin, hani hayattayken yapmak gerekenler listeleri vardır ya , bir madde de bu olsun...
    çiğ kıtır sebze çubukları benim de ilgimi çekerdi sanırım.
    bu arada kardeşim demişsin, gözün aydın, çok selam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkurler! Yeni geldi. Gorusuruz...

      Sil
  2. super kadinsin valla ! herseye yetiyon yaniiii, ben de acayip, bugun ne giyseme baglamis durumdayim.....
    gozun aydin... Hale `ye selamlar....

    YanıtlaSil
  3. Üzümüm memleketi Anadoludur ama biz başkalarının üzümlerini yetiştiririz :) ben biraz rayihalı şarapları seviyorum doktor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman sana Fransa Alsace saraplarindan Gewurztraminer uzumunu oneriyorum. Muhtesem bir parfumu var ama likor gibi tatli degil. Insan kokusunda yuzmek istiyor...

      Sil
  4. Daha bloga yazamadım ama ben de geçen hafta tarifi güç bir fine-dining macerası yaşadım. Sizinki de okuması göze hoş gelen bir macera. Cenevre sosyetesi şarap tadımının önüne geçmemiştir umarım. Ben kendileriyle bir gece Kempinski Otel Java Kulüp'te birkaç saat temas etmiştim, hani öyle böyle değillerdi de ondan. Ama gurur duydum seninle, o zebra desenli çorabın içindekinin fazlasıyla hakkından gelmiş görünüyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tenkyu, tenkyu... Provokasyona geldim, itiraf ediyorum.
      Aslinda sosyete dedigime bakma. Oyle hakikaten creme-de-la-creme durumlari yoktu. Daha cok genc profesyoneller ve expat grup vardi denebilir. Buranin zenginleriyle bizim ayni ortamlarda bulunmamiz mumkun degil...

      Sil
  5. çok keyifli bir yazı olmuş elinize sağlık :))

    YanıtlaSil