Translate

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Sicilya dönüşü ve hastalık

Cassata ve limon kreması... Nefis!
Yok yok çok önemli birşey değil ama iki gündür beni eve bağladı işte. Zaten giderken hafiften boğazım ağrıyordu, hatta korkmuştum tatilin keyfini çıkaramamaktan. Artık çok istediğimden midir nedir, kendime bir gaz vermişim, oradayken iyiydim. Etna'nın tepesine 2950 metreye mi tırmanmadım, akşam saat altıda otelin havuzuna mı girmedim, Siracusa'da rastgeldiğimiz resmi geçidin peşinden sokaklarda mı koşmadım, Taormina'da sokaklarda dondurma mı yemedim... Hepsini yaptım alimallah! Ancak bütün aktivitelerimiz bitip kendimizi dönüş uçağında bulunca benim virüsler azdı. Beden rölantiye alınca burun akmaya, öksürük daha derinden ve parçalayıcı bir hal almaya başladı. İlk gece bir de bütün kafa içi boşluklarım ifrazatla dolduğundan dolayı uyuyamayıp sabah 2 ile 4 arası kare karalayınca ertesi gün bir doktora gitmek farz oldu. Doktor da isterseniz iki-üç gün istirahat edin, daha kolay geçer deyince mecburen peki dedik. Tıbbın kestiği parmak acımaz...

Ama Sicilya çok güzel geçti. İyi ki gitmişiz. Daha uçakla iner inmez sevdik bu koca adayı. İyi ki bir de araba kiralamışız. Bize öyle bir özgürlük verdi ki minik Panda'mız, onunla dağların tepesine, denizlerin kenarına, daracık kıvrım kıvrım yollara gittik. Bizi güvenle taşıdı 4 gün boyunca.

Genel izlenim şu: Sicilya bizim emekli olduktan sonra yerleşmeye karar verdiğimiz Akçakoca kararımızı sarstı. Şakadan bile olsa (azıcık gerçek payıyla) acaba buraya mı yerleşsek diye düşünmeye başladık. Gerçi bu kararımızdan hızla vaz geçmemiz için sanırım bir kez de Temmuz ya da Ağustos'ta gitmemiz yetecektir oraya. Bu kadar sıcağa dayanamıyoruz biz. Ama Mayıs mükemmeldi! Her taraf mis gibi çiçek kokuyordu. Havanın kendisi parfüm gibiydi! Her geçtiğimiz yol farklı çiçek kokuyordu ve biz bu kokuları tanımakta zorlanıyorduk. Hemen tanıdığımız elbette limon ve portakal çiçekleri oldu. Akşam, günün yorgunluğuyla otelimizde dönüp arabayı parkedip otel bahçesine girer girmez bizi limon çiçeklerinin olağanüstü kokusu karşılıyordu. Otelin bahçesindeki tavşanlar, kaktüsler, portakal ve limon ağaçları, kapımızın hemen önündeki kayısı ağacı, akşamları bardan gelen hafif caz müziği, hepsi çok güzeldi. Otelin önündeki geniş uzun kumsal Akçakoca'daki evin önündeki gibi bakir, biraz bakımsız ve doğaldı.

Sicilya bize çok sıcak davrandı. Sanki yıllar sonra, aileden biraz uzakta kalmış, bir yabancıyla evlenmiş, biraz eksentrik bir teyzenin evine gitmişiz ve onun hafif aksanlı, eski sözcüklerle bezeli konuşmasına, bol bol kucaklamasına ve öpücüklerine maruz kalmış bereketli sofrasını paylaşmışız gibi hissettik kendimizi.

Yarın öbür gün biraz daha detaylı Sicilya günleri...

8 yorum:

  1. çok çok geçmiş olsun sana, umarım hızla iyileşiyorsundur, bu güzel geziyi senin ağzından dinlemek daha zevkli olacak :))

    YanıtlaSil
  2. Çok gecmis olsun canım arkadasım, sabırsızlıkla bekliyorum devamını, ve fotoları ...sevgiler.....

    YanıtlaSil
  3. Abone olmanın kötülüğü, yorum yapmayı unutmak.
    Geçmiş olsun.

    Bir diğer anne Çiğdem

    YanıtlaSil
  4. geçmiş olsun.tatilin güzel geçmesine çok sevindim.yazıyı okurken çiçek kokuları arasında ben de kısa bir tur attım :)

    YanıtlaSil
  5. Geçmiş olsun yavrum. Sicilya gerçekten çok enteresan bir ada ucu sivriii kalem gibi. Allah gönlüne göre versin Akçakocayı geride bıraktırdı demek.resimlerini bekliyorum.Şimdi iyisindir inşallah.

    YanıtlaSil
  6. Handeciğim, belli ki neye ihtiyacınız varsa o gelmiş size..:-) Allah içinize sindirsin. Hastalığını da bir an önce üzerinden atman dileği ile, çok geçmiş olsun kardeşim.

    YanıtlaSil
  7. Aman doktor iyi bak kendine, geçmiş olsun ben geçen hafta yatak döşek oldum, faranjitten!

    YanıtlaSil
  8. Geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkürler! Geçti sanırım. Biraz öksürük kaldı ama bugün işbaşındayım. Hizmete devam!

    YanıtlaSil