Translate

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Sezaryen ve kürtaj

New York'lu kadınlar seçme ve seçilme hakkı için yürüyorlar (1912).
(Kaynak. Wikimedia Commons)
Hayatta kafamın net olduğu çok fazla alan yoktur. "Mırıldanmalar" etiketli yazılarımdan da görebileceğiniz üzere genellikle düşüncelerim sorular şeklinde ortaya çıkar, karşılıklı olarak birbirini didikler, tersler, öteler; sorular çerçeve değiştirir. Sonra fikirlerimin zaman ve mekandan bağımsız olup olmadıklarını anlamaya, bu fikrimin doğru ve değişmez olduğunu sanmakla kendimi fazla mı önemsiyorum sorusunu yanıtlamaya çalışırım. Ama işte kafamın net olduğu alanlardan birisi hükümetimizin başı tarafından gündeme getirildi geçen hafta.

Hayatımın önemli bir kısmını "aile planlaması" tanımı, uygulamaları, eğitimi ile geçirdim. Hayatta en sevdiğim tanımlardan biridir aile planlaması tanımı: ailelere istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için sunulan hizmetlerin tümü... Ne tek çocuk yapacaksınız diyor bu tanım, ne üç ne de beş. Sadece kaç çocuk yapmak istiyorsan o sayıda, ne zaman yapmak istiyorsan o zaman yapmana yardımcı olacak hizmetlerimiz var, bilginiz olsun; kullanmak isterseniz de işte burada, diyor.

Türkiye'de şu anda 10 haftaya kadar olan gebeliklerin sonlandırılması isteğe bağlıdır. Daha önceki yasada ise bunun ancak tıbbi gereklilik durumunda yapılabilmesi söz konusuydu. Şu anda geçerli olan yasa Türkiye'de bilimsel temeller üzerine yerleştirilmiş ilk ve tek yasadır. 1983'de yürürlüğe konmuş olan bu yasanın 2012'de tartışılıyor olması üzücü olmakla birlikte şaşırtıcı değildir. Sosyal konjonktürde her zaman dalgalanmalar olur. Önemli olan hükümet etme alanında farklı görüşlerin bir denge içinde olmasıdır. Ancak bu şekilde bir olguya farklı şekillerde bakılır, fikirlerde, yönelimlerde, iç ve dış ilişkilerde bir denge yakalanır, herhangi bir grubun görüşünün kendini tekrar tekrar ve büyüterek üretmesi tehlikesine karşı uyanık ve donanımlı olunabilir.

10 haftaya kadar olan gebeliklerin sonlandırılmasının isteğe bağlı olması anne ve çocuk sağlığı açısından son derece önemlidir. Bu yasayla eskiden eğitimsiz mahalle/köy ebeleri ve diğer ehliyetsiz kimseler tarafından yapılan kaçamak, merdiven-altı kürtajlarda ölen onbinlerce kadının hayatı kurtulmuştur. Kimse bundan haberi yokmuş gibi yapamaz. Kollektif hafızamız herşeyi unutur ama anne ve çocuk ölümlerini kolay kolay unutmaz. Gebeliğin sonlandırılması hizmetleri kapsamlı bir aile planlaması hizmet paketiyle birlikte sunulmalıdır. İstenmeyen gebelikler böyle azaltılır, yasaklayarak değil...

Sezaryen ise bambaşka bir konu. Son 20-30 yılda sezaryen ameliyatlarının normal doğumlara oranı giderek arttı. (Özellikle ameliyat dedim çünkü bu bir ameliyat gerçekten.) Elbette bunda uzman hekimlerin tercihinin rolü vardır. Saatlerce süren bir doğumda annenin başında beklemek tercih ettikleri bir şey olmayabilir. Anne doğum sancısı çekmek istemeyebilir (sonradan ameliyat sancısı çekiyor gerçi). Ve bu seçenek bir boyuttan "insan hakkı" gibi sunulabilir.

Biliyor musunuz 1960'lı yıllarda yeni doğum yapmış annelere (tabii daha üst sosyo-ekonomik düzeylerde) "bebeğinizi emzirecek misiniz, mama ile mi besleyeceksiniz?" diye sorup mama seçeneğini seçenlere sütleri kesilsin diye iğneler yaparlarmış. Sizce bu seçeneğin sunulması da bir insan hakkı mı? Hangi insanın?

Sezaryen normal doğuma eşdeğer bir seçenek değildir, olmamalıdır. Her sezaryen seçiminde annenin mutlaka detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi, bu girişimin hem kendi, hem de bebeği için avantaj ve dezavantajlarını anlamış olması gereklidir. Normal doğum ve emzirme için kadınların korku ve endişelerini azaltacak, kapsamlı bir danışmanlık verilmelidir. Bireysel düzlemde sonuçta anne yapacaktır seçimini. Ama devlet, bir politika olarak normal doğumu öncelemeli ve bunu teşvik etmelidir. Son olarak da kürtaj ve sezaryen popülist politikalara alet edilemeyecek kadar önemli konulardır. Bu bağlamda tartışma çerçevesi, sağlık ve insan hakkı olmalıdır.

İşte size kafamın net olduğu fikirlerim. Her kadının:

  • cinselliği ile ilgili bilgileri sağlıklı kaynaklardan öğrenmeye ve kendi cinselliği ile ilgili kararlar alabilmeye hakkı vardır;
  • gebeliğinin zamanlamasına ve sayısına karar vermeye hakkı vardır;
  • istemediği gebeliği 10 haftaya kadar sonlandırmaya ve bunun için gereken hizmetlere ulaşabilmeye hakkı vardır;
  • gebeliği boyunca ehil bir sağlık çalışanı tarafından izlenmeye hakkı vardır;
  • gebeliği boyunca gereken aşı, ilaç ve tıbbi girişime ulaşmaya hakkı vardır;
  • sağlıklı bir ortamda, ehil bir sağlık çalışanının gözetiminde ve desteğiyle doğum yapmaya hakkı vardır;
  • gerekli olduğu durumlarda sezaryen ameliyatına ulaşmaya hakkı vardır;
  • hemen doğum sonrasında bebeğiyle olmaya ve onu emzirmeye, bunun için gereken bilgi ve hizmetlerin ona sunulmasına hakkı vardır.
Siz ne dersiniz?

15 yorum:

  1. Ağzına sağlık, derim! Kesinlikle katılıyorum. Bu kadar önemli ve hassas bir konuda, yeterli bilgiye sahip olmayan insanların kitlelere beyanat vermesini çok tehlikeli buluyorum. Sen şu cümlenle durumu çok güzel ifade etmişsin zaten: "Ayrıca kürtaj ve sezaryen popülist politikalara alet edilemeyecek kadar da önemli konulardır. Bu bağlamda tartışma çerçevesi, sağlık ve insan hakkı olmalıdır."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Joujou. Bilmemek kötü, bilmediğini bilmemek daha kötü. Sağlık sorunlarını sloganlaştırmak da çok tehlikeli hakikaten. Sağolasın.

      Sil
  2. Bravo derim sayin doktorum.. pek guzel anlatmisin. sagolsunlar (diyeyim) artik bi buna karismadigi kalmisti onu da .....

    YanıtlaSil
  3. daha büyük yanlışlıklara yol açıyorlar, olan gene kadınlara...

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Hande hanım,
    Listelediğiniz fikirlerin biri hariç hepsine katılıyorum. Bir kadın ne zaman ve kaç tane doğuracağına elbette kendi karar verir ancak gebeliği sonlandırmaya (bana göre) kendi karar veremez. 10 haftalık dahi olsa o bir can, kalbi atıyor, bulunduğu sıvının içinde güvenle hareket ediyor. Ona canı Allah verdi ve ancak o alabilir. O can bize emanet, o bir MUCİZE. Eğer kadın istemiyorsa hamile kalmamaya hakkı var ve bunun (sevişmeyi bildiği gibi) nasıl yapılacağını bilmesi lazım. Bu çok derin bir konu, belki arada istisnalar olabilir ama bir kadın ve anne olarak ben kesinlikle karşıyım kürtaja. Oğlumun 6 haftalıkken kalp atışlarını ultrasonda gördüğümde nasıl ağlamıştım, bugün gibi aklımda.
    Sevgiler, Pınar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz bireysel olarak karşı olabilirsiniz. Her gebeliği bir mucize olarak görüyor olabilirsiniz. Ben de sizinle aynı fikirde olabilirim. Ama eğer ülkemde gebeliğini sonlandırmak isteyen bir kadın bile varsa ve onun gebeliğini sonlandırmak için kendi sağlığını tehlikeye atması olasılığı varsa, bu ülkenin ona bu hizmeti güvenli bir şekilde sağlaması gerekir. Elbette en iyisi istenmeyen gebeliklerin oluşmaması. O yüzden de gebeliği önleyici yöntemlere ulaşımın yaygınlaştırılması çok önemli.

      Bir de sevişmeyi bilmekle, örneğin doğum kontrol hapının nasıl kullanılması gerektiğini bilmek aynı şey değil. İlki epeyce içgüdüsel birşey ve genellikle öğretilmesi gerekmiyor. Halbuki korunma bilgisine ulaşmak ve bununla ilgili karar almak çok daha fazla bilişsel beceri, lojistik destek ve sistem gerektiriyor.
      Siz kürtaj olmuş veya olacak bir kadınla arkadaş olmak istemeyebilirsiniz. Önemli olan onun bu kararını kabul edip ona destek verir misiniz?

      Sil
    2. Nereden çıkardınız kürtaj olmuş biriyle arkadaş olmak istemeyeceğimi? En yakın arkadaşlarımdan birisi 4,5 aylık hamileyken kürtaj oldu. Anlattıklarını dinlediğimde çok üzüldüm, kendi kararı dedim. Bana sorsaydı yapma derdim, ama bu yüzden arkadaşlığımı bitirmedim.
      Doğum kontrol hapları dışında da bir sürü yolu var bunun, lojistik destek veya sistem gerektirmeyen çok basit yollar var mesela. Kimse kimseyi kandırmasın, yok ben cahilim, hiçbişey bilmem, oluverdi işte, diyerek. Bence hiçbir şey o canların parçalanıp ameliyat masasında bırakılmasının haklı sebebi olamaz.

      Sil
    3. Pınar hanım, istemezsiniz demedim, yanlış ifade etmişim. İstemeyebilirsiniz, bu sizin hakkınız dedim. Asıl vurgulamaya çalıştığım nokta bunun bir başkası için serbest olmasının yasaklanıp yasaklanmaması konusudur. Sizin gibi düşünen insanlar zaten kürtaj olmaz, bunda da bir sorun yoktur. Önemli olan sizin gibi düşünmeyen insanlara bu hakkın verilip verilmemesidir.
      Blogumu okuyup yorum yaptığınız için teşekkür ederim.

      Sil
    4. Ben olaya tamamen vicdani açıdan bakıyorum ve içim cız ediyor. Bahsettiğim arkadaşım sadece bir şüphe üzerine bebeğini aldırdı. Yada bir kadın düşünün, sırf bebeğin "zamansız" geldiğini düşündüğü için kürtaj oluyor, yada zaten 2 çocuğu var 3. istemiyor gidip aldırıyor. Veya genç bir kız "kaza" eseri hamile kalıyor ve gidip hemen kurtuluyor. Ben bu ve benzeri nedenlerle olan kürtaja karşıyım. Bence bir kısıtlama getirilmeli, sadece kadının veya erkeğin isteğinde olmamalı, ciddi haklı sebebler olmalı. Çünkü ortada bahsi geçen bir canlı ve onun yaşam hakkı. Ama şu da var ki, ne kadar yasaklanırsa yasaklansın, yaptırmak isteyen yine yapar, o zaman da tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir konu.
      Bende teşekkür ederim düşünmeye sevk eden yazılarınız için.

      Sil
  5. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  6. bravo. yine güzel demişsin. ben de imzamı atarım altına.

    YanıtlaSil
  7. CANIM BİR ANNE ZORA KALMADAN EVLADINA KIYMAZKİ...
    SAYGILAR...

    YanıtlaSil
  8. Bugünlerde acaba Hande bu konuyla ilgili ne düşünüyor diye aklımdan geçiyordu. Sonuçta aklın yolu bir ama ne yazık ki etrafımız akılsızlarla kuşatıldı ve biz aklımız oynatmak üzereyiz.

    YanıtlaSil
  9. Hımmm, güzel bir yazı, teşekkür ederim.

    Aynı fikirde olan anne

    YanıtlaSil