Translate

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Osman Hamdi Bey

Biyografi okumayı çok severim. Kaplumbağa Terbiyecisi kendini bir roman olarak ortaya koysa da ben onu bir biyografi, bir dönem kitabı olarak okudum. Çok etkilendim. Kitabı okuduğum hafta boyunca önüme gelene anlattım. Genellikle önüme de kocam geldi hafta içinde; işyerinde aynı dili konuştuğumuz insanlarla ne yazık ki çok muhabbetimiz yok.

Osman Hamdi Bey beni çok etkiledi. En çok da ülkemde 1800'lerde yaşamış bir aydınla şimdi yaşamakta olan bir aydının temel sıkıntılarının ne kadar benzer olduğunu görmek... Böyle olunca ilerleme, gelişme, modernleşme denen şeyin aslında ne olduğunu tekrar sorguluyorum kendi içimde. Mesela o zamanlarda kızlar üniversiteye yeni yeni alınmaya başlamış Avrupa'da. Evet Fransa'da mesela, bir sınıf dolusu kızın (evet ayrı sınıflarda elbette) nasıl ilgiyle Fizik dersi dinlediğinden bahsediyor bir yerde Osman Hamdi. "Benim ülkemde niye olmasın?" diyor.

Kitaptan aklımda kalanları paylaşıyorum şimdi sizinle, aklıma geliş sırasıyla:
  • Adam 45 yaşında Lübnan'da kazılara katılıyor ve kendisine özellikle Avrupa'da büyük ün kazandıran buluntularla İstanbul'a dönüyor. Bu şekilde kendisi de ilk Türk arkeolog ünvanını alıyor.
  • Ayrıca Kadıköy'ün ilk belediye başkanı.
  • Fransa'ya gittiğinde 15-16 yaşlarında. Aslında hukuk okumaya gidip Güzel Sanatlar'ın büyüsüne kapılıyor.
  • İki kere evleniyor. Her iki eşinin de adı Maria ve Fransız.
  • İkinci Maria'ya Naile diyor ve onun arka planı ikonalardaki gibi altın yaldızla kaplı bir portresini yapıyor.
  • Kızlarının hepsi Fransızca konuşuyor ve bir müzik aleti çalıyor.
  • Sanayi-i Nefise Mektebini (şimdiki Güzel Sanatlar Akademisi) kuruyor ve 30 seneye yakın hem onun hem de Arkeoloji Müzesinin müdürlüğünü yapıyor.
  • Sanayi-i Nefise Mektebi kurulduğunda burası yüksek okul sayılmayıp öğrencileri askere çağırılınca tezkereleri toplayıp ilgili bakanlığa çıkıyor ve hepsini iade ederek "Sanayi-i Nefise bir yüksek okuldur. Gereğinin yapılması..." diyerek orayı terkediyor.
  • Daha kendi yaşarken hakkında şehir efsaneleri çıkıyor. (Mesela birini benim İstanbul'lu kocam 11-12 yaşındayken duymuş: Padişah İskender'in lahdini Almanya'ya vermeye karar verince Osman Hamdi "tabii verebilirsiniz padişahım" demiş, "içinde de benim cenazem olur!" Dediği padişah da Abdülhamid, dikkatinizi çekerim.)
  • Yaşadığı sürede 4 padişah görüyor.
  • Babası İbrahim Ethem Paşa da sadrazamlığa kadar yükselen bir Sakız'lı esir. Yine bir Sakız'lı esir olan Hüsrev Paşa tarafından çocuk yaşta satın alınıp çocuğu gibi yetiştiriliyor ve üst düzey devlet memurluğundan sadrazamlığa kadar yükseliyor.
Ayrıca okulda bana sadece tarihleri öğretilen 1. ve 2. Meşrutiyet dönemlerinin kısaca arka planına da değiniliyor kitapta. İnsanların 2. Meşrutiyet ilan edildiğinde nasıl ülkeye hürriyet, demokrasi geldi diye sevindiklerini okuyoruz mesela. Cahil ben şimdiye kadar "yahu bu meşrutiyet neden iki kere ilan edildi ki acaba?" diye hiç düşünmemişim. Aşı mı bu tutmayınca bir daha yapıyorsun? Anlaşılan öyle... Baksanıza hala pek tutmuşa benzemiyor.

Neyse, uzun oldu.

Kitabın kendisini aramadan, indirimde kitapların arasından çok ucuz bir fiyata almıştım. Pek iyi yapmışım. Gerçek bir insanın hikayesini dönem konjonktürü içinde okumak ve aslında insanın bu dünyadaki uğraşısının nasıl da yüzyıllar boyunca aynı kaldığını görmek istiyorsanız okuyun. Değişen şapkanın, pantolonun şekli, ayakkabının rengi, kullanılan sözcükler, bir de yaşamın akış hızı oluyor sadece...



12 yorum:

  1. Ben de alım senden bende seviyorum böyle kitapları, Cumartesi ne oynatcan gulummmmmm

    YanıtlaSil
  2. kaplumbağa terbiyecisi resmine bayılırım ve gerçekten kaplumbağalar terbiye edilirmiymiş ve neden diye sorarım kendime, nedense bir türlü araştıramamışım, bununla ilgilenmem lazım biraz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaplumbaga terbiyecisini Osman Hamdi'nin kendi yaptigi ise benzettigini soyluyor sanat tarihcileri. Kitapta buna iliskin bir bolum de var.

      Sil
  3. İndirimli kitaplardan neler çıkıyor neler. Genelde tek bir kitap yazan yazarlar oluyor ve onlarda gerçekten çok güzel oluyor
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, hic boyle dusunmemistim. Daha cok bakmaliyim oralara artik.

      Sil
  4. Müthiş keyif alarak okumuştum kitabı. İnanılmaz kararlı, azimli bir insanmış kendisi. Yabancıların Türkiye'de yaptıkları kazılardan çıkardıkları eserleri ellerini kollarını sallaya sallaya yurt dışına götürmelerini ve hatta izinsiz kazı yapmalarını engelleyen yasayı da Osman Hamdi Bey çıkarttırmış. Hem yetenekli, hem kararlı, hem akıllı. Ne kadar gurur duysak az!

    YanıtlaSil
  5. Ablacim, bu yazini cok begendim, simdi 2 toplanti arasinda odama ciktim dinlenirken iyi geldi, lol boylece ziyaretci sayfana Misir diyarida eklenmis oldu, bakiniz ziyaretciler sayfasi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sagol kardescim, begendigine sevindim. Bence kitabi da oku. Hakikaten cok guzel. Ben pek yansitamamisim burada...

      Sil
  6. Doktor çok faydeli bir yazı olmuş :)) gözlerine ellerine sağlık :) Kendisiyle ilgili benim de postlarım olmuştur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen gidip bakiyorum bloguna simdi.
      Bir de Estambul pazarlari yazisini bekliyorum hala... hatirlatayim dedim...

      Sil
    2. Tamam sözüm olsun :))

      Sil
  7. Biyografiye ben de bayılırım. Edinmek istiyorum. Bu resimlerine hayran olduğumuz ve nerede görsek resimlerini tanıdığımız bu sanatçıyı.

    Istanbul Modern de rastlaşmoştık en son.

    Kitapkurdu anne Çiğdem

    YanıtlaSil