Translate

31 Mayıs 2012 Perşembe

Keder

Kaynak: http://colinpantall.blogspot.com/2009/10/jasper-carlbergs-desolate.html
Keder çamur gibidir. Ağır, yapışkan, kirli...

Üç gündür üstüste gelen sıkıntılı haberlerden kederliyim. Önce çok sevdiğim arkadaşlarımın ayrıldıklarını öğrendim, sonra amcam öldü, üstüne Tayyip Erdoğan'ın kürtaj/sezaryen açıklamaları tüy dikti. Ben de üç gündür geceleri de üzülmeye devam ediyormuş gibi kederli uyanıyorum sabahları...

İlk ikisine yapacak birşey yok. Sonuncusuna da yok mu gerçekten sorusu içimi kemiriyor.

Ben hiç bir zaman radikal bir görüş sahibi olmadım. İnsanın aksi kesinlikle kanıtlanana kadar iyi olduğuna, yanlış yapıp bundan dönme olasılığının yüksek olduğuna, iç pusulasının iyiden, haktan, eşitlikten, güzellikten yana olduğunu düşündüm.

İktidar partisinin düşünce ve uygulamaları ne kadar bana yabancı olsa da demek ki başkalarına ve çoğunluğa yabancı değilmiş dedim.

Demek ki bizim de kendimize çeki-düzen vermemiz gerekiyormuş dedim.

Demek ki benim gibi düşünen insanların da atladığı, farketmediği, hatta görmezden geldiği birşeyler olmuş dedim.

Bir de (eh artık 40'ı geçtiğimize göre normal) her işte bir hayır vardır dedim.

Milyonlarca insan bu partinin politikalarını beğendiğine göre, burada bir sürü yabancı insan bana "Türkiye'nin ekonomisi iyi gidiyormuş, ne güzel!" dediğine göre, herhalde ben yanlış anlıyorum dedim.

Her seçimden sonra Başbakanın yaptığı balkon konuşmalarıyla yeniden umutlandım; tarzımız aynı değilse de bizim bunu hazmedebilmemiz gerekir dedim.

Elbette başörtülü kızlar üniversiteye devam edebilmeli; (en azından kadın-erkek eşitliğine aykırı); aynı görüşteki erkekler bir fiziksel simge takmadıkları için okuyup avukat, doktor, mühendis olabiliyor, kadınlar olamıyor; bu olmaz! dedim.

Ama zurnanın zırt dediği, bardağın taştığı, takkenin düştüğü yer kürtaj-sezaryen tartışması oldu benim için.

İşte Başbakan yapmayı iyi bildiği şeyi yine yaptı ve ülkeyi taraflara ayırdı, ikiye böldü. Pozitif ve sosyal bilimleri bir kenara bırakarak bizi tribünlere tıkıp taraf tutmak zorunda bıraktı. İkileme sürükledi başka seçenek bırakmadan. Kendimi sıkışmış, aşağılanmış, kirlenmiş hissediyorum.

Başbakan kişisel tarihinde ulaşıp ulaşacağı en büyük güce ulaşmış durumda. O "ol" diyor ve istediği oluyor. Bir kelamıyla bütün bakanlıklar silkinip ona göre yeniden yapılanıyor, hizaya geçiyor. İstediği soruşturmaları açtırıyor, istediği yasaları bir günde çıkartıyor. Yasa çıkartıyor istediği gibi, daha ötesi var mı!

Hitabeti de halka uygun; Allah için, meydanlara çıkınca onları da dalgalandırıyor. Karşısında sakin, bilime dayalı, birleştirici konuşma yapanları şu anda sahip olduğu gücün de pekiştirdiği bir özgüvenle, kitlelere oynayarak ezikleştiriyor, siliyor.

Allah insanı böyle bir güçten korusun! En aklıselim sahibi, en iyi kalpli, en yumuşak fikirli bir insana bile böyle bir güç uzun yıllar boyunca verilse o kişi değişir. Birisini birşeye ikna etmeye çalışmak, aslında fikrini kendi kafanda yeniden tartışmak, yeniden ele almak, ve bazen de hatta, yanıldığın yerleri görmek fırsatı verir insana. Ama etrafında ikna etmen gereken hiç kimse yoksa o ne yalnız bir yerdir! (Tanrı bile insana kendini bulması için gereken iradeyi bunun için vermiş olamaz mı?)

Yapmayın! Siz artık mazlum değil zalimsiniz. Birleşmeye çalışan değil, bölensiniz. Siz artık setlerinden boşalıp gelen bir selsiniz, yıkıcı... Gittiğiniz yere gitmek istemeyenleri de önünde sürükleyen hatta boğansınız. Siz artık iktidar sarhoşusunuz ve bunu size söylemeye cesaret edecek kimseyi bırakmadınız ne yakın ne de uzak çevrenizde. Bu sarhoşluk sizin dengeli düşünmenizi engelliyor. Yok mu yakınınızda aile büyükleriniz, fikrine, dirayetine, ilmine güvendiğiniz hocalarınız? Yanlarında hakiki bir alçakgönüllülükle el bağlayıp oturduğunuz insanlar? Kimse mi söyleyemiyor size bu gidişin dengesiz olduğunu?

Benim gibi sakin; iyiliğe, bilime, Allaha hep birlikte inanan; toplumdaki bütün renklere doğadaki renkler gibi saygı ve hayranlıkla bakan; kimseyi ötekileştirmeden, politikasını karşı olduğu şeyler üzerine değil, yanında olduğu şeyler üzerine kuran; gücün dengelenmesi gereken birşey olduğuna inanıp bunun toplumsal sigortalarını oluşturan; OLGU, FİKİR ve İNANÇ'ın farkını bilen ve bunu politikalarına yansıtan; aynı zamanda da halkla ve hala, her şeye rağmen, daha merhametli olduklarına inandığım kadınlarla aynı dili konuşabilen bir siyasi parti kurulamaz mı ülkemde?

İktidar için değil, iktidara da, topluma da iyi gelecek bir muhalefet için... Kesilen toplumsal diyalogu başlatabilmek için. Bu gidişe bir dur diyebilmek için... Kederimizi biraz olsun azaltabilmek için...

14 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Ben tesekkur ederim geldiginiz, okudugunuz ve de yazdiginiz icin...

      Sil
    2. Teşekkürler handecim. Nuray

      Sil
    3. Sevgli Hande kardeşim,

      Sen hep biizm söyleyemediklerimizi cesaretle söyledin. Bu seferki ise yüreğimizdekiler. Ancak biz burada birleşme umudumuzu hızla yitiriyoruz. Bri tahtrevalli gibi, bir taraf düştükçe mücadele ruhumuz yükseliyor. Bizi zor günler bekliyor. Hayat bizi sınıyor. Ezgeç bunları yaşayacaktık. Testilerden sadece biri kırılmaz, diğer de çatlar. Vay ki çocuklarımıza.. Biz ne kadar mücadele edersek onalr o kadar az zarar görecekler. İster yurt içinde ister yurt dışında olalım.
      Selam ve sevgilerimle
      Erhan

      Sil
  2. Çok güzel yazmışsın arkadaşım, ne yazık ki senin gibi uygar duyarlı insanların hoşgörüsüyle bu güne geldiler, demokrasiyi kullanarak demokratik haklarımızı elimizden alıyorlar GülErgör

    YanıtlaSil
  3. Bugun Ayse Arman`la ayni haykirislari bulunmussunuz, aslinda bu cigliklar hepimizden baskaldirislar hepimizden,lakin duyan varmidir iste orasi ?.....
    Basin sagolsun arkadasim C.tesi dusun keyfin yerine gelsin diyecegim ama benim de keyfim yok yine gidesim yok kacasim var......

    YanıtlaSil
  4. Keder kelimesinin Ingilizce³de ne iyi tanimlayan es anlamlilari var, grief, sarrow,distress, anguish, heartbreak gibi, tum bunlar senin yazinda var abla. Diline, yazina saglik.

    YanıtlaSil
  5. Öyle etkilendim ki yazından duygularımı tarif edemiyorum. Nicedir haber izlemek, gazete okumak eziyet oldu benim için. Her geçen gün daha da çok kapana kısılmış gibi, dünya üstüme çöküyormuş gibi hissediyorum. Bunca cahilin yönetimde olduğuna inanamıyorum. Bu ülkenin böylesine harcanmasına dayanamıyorum...

    YanıtlaSil
  6. Bu adamın niyeti belliydi...Demokrat-liberal, ''yetmez ama evet''çi arkadaşlar görmek istemiyorlardı. Tayyip hiç saklamadı ki kim olduğunu! Her şey apaçık ortadaydı. Tatlı su entelleri görmek istemediler bir türlü...Şimdi artık uyandılar ama artık çooook geç!!! ne yapacağz kardeşim, ben de bilmiyorum. ama bu ülkede, bu insanlar tarafından yönetilerek yaşamak istemiyorum...Bedenim benimdir. İstersem kulak deldiririm, istersem dövme yaptırırım, istersem bedenimin içinde ben istemeden büyüyen varlığı aldırırım. Bu benim için aynı şey... Düşünsene, tecavüz mağduru kadın doğursunmuş, devlet bakarmış!!! Bu bence herşeyin bitiği yer!

    YanıtlaSil
  7. Joujou durumu özetlemiş :)) ama başbakanın hitabet tarzı bana hitap etmiyor, kendimi camide gibi hissediyorum:))

    YanıtlaSil
  8. merhaba
    niçin sizden farklı düşünen yorumlara yer verebilecek kadar rasyonel akıldan uzak bir davranış sergiliyorsunuz bir hekim olarak sizi anlayamıyorum sanırım siz sadece siz ler gibi düşünenlere tahammül ediyorsunuz ve korkarım ki savunduğunuz düşüncelere inanmıyorsunuz öyle olmasaydı sizden çok farklı dahi olsa her türlü görüşün yorumlarına yer verirdiniz biraz daha ezberden uzak sloganvari sözlerden ve ideolojilerden uzak ama lütfen içinize dönük ve yalın bir söylem geliştirmenizi ümid ederekten hoşcakalın

    YanıtlaSil
  9. ve bdenin içinde biyüyen bir embriyoyu yok edecek katil zihniyetli kişilerin yorumuna yer verirken aksini düşünenlere yer vermemeniz hekimlik etiğini bir kez daha ta 1 .sınıf yıllarından itibaren vurgulanan deontolojiden uzak bir eğitim aldığınızıda sizden yaşca çok küçük bir grub hekim olarak hatırlatmak isteriz ria ve kontrasep yöntemlerden çok daha önce etik ve ahlak ve birazda insan hakları dersine ihtiyacınız olduğunuzu hazır cenevre yakınken hatırlatmak istedik size
    3 yeni mezun istanbul tıp lı meslektaşlarınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 yeni mezun istanbul tıp lı meslektaşlarımız,
      Seyahatteydim, yorumunuzu şimdi gördüm ve hemen yayınladım.
      Yayınlamadığım yorumlar çok olmuyor blogumda. Şimdiye kadar sadece 3 yorum yayınlamadım, demek ki birisi sizinmiş. Öncelikle bloguma tekrar gelip baktığınız ve bunu farkettiğiniz için teşekkür ederim. Demek ki herşeye rağmen sizi buraya geri çeken birşey olmuş. Bu umut verici...
      Yayınlamadığım yorumlar bir diğer yorum sahibine veya konu bir kişiyse eğer, ona yapılmış hakaretlerden ibaretti. Henüz bana yapılmış bir hakaret olmadığı için bu konuda bir karar vermek zorunda kalmadım. Sizin yorumunuz da her ne kadar sınırlarında dolaşsa da hakaret sayılmaz, onun için gördüğünüz gibi hemen yayınlandı.
      Benim şu anda size söyleyeceğim herhangi bir şeyin beni anlamanızı sağlayacağını düşünmüyorum ne yazık ki... Belki beni okumaya devam ederseniz, ilginizi çekerse yani, bu mümkün olabilir. Arkadaş olmayabiliriz, ama birbirimizi anlayıp kabul edebiliriz. Ve birbirimizin haklarını savunabiliriz.
      Allah'tan size zihin açıklığı diliyorum.

      Sil
  10. yanıt verdiğiniz için öncelikle teşekkür bu diaologa açık olduğunuzu gösteriyor ,

    bir hekim olarak her embriyonun ebeveynlerin kararından bağımsız olarak yaşama hakkı olduğunu savunuyoruz ve YAŞAM TEHLİKESİ İÇERMEYEN HİÇ BİR DURUM HARİCİNDE küretaj ı red ediyoruz çünkü her canlının ve embriyonun kutsal olduğuna ve tanrının tasarıma müdahele edilemeyeceğine inanıyoruz tıpkı britanya topraklarında küretajın yasak olduğu gibi; küretajı bir cinayet ve destekleyenlerinde katillere göz yumduklarına inanıyoruz insan hakları açısından bir suç kabul ediyoruz

    işte henüz asistan dr olan biz hekimlerin görüşü budur o yayınlamadığınız yorumda da diğer yorumcu iko ya ait
    !'istersem bedenimin içinde ben istemeden büyüyen varlığı aldırırım.'benim bedenim vs gibi yapay geçiştirme ve subkortikal düşünceye itiraz etmiştik sahi bunun neresinde hakaret var var bir kez daha düşünmeğe davet ediyoruz tanrı sizin hem vicdanınıza hemde fikrinize ışık versin

    saygılar
    ve elbette rastgeldikçe sizi okuyacağız ve yeryüzündeki her düşünceyi okuyacağız çünkü akleden aydın bir zihin bunu gerektirir ama sansür ,bloklama ve küretaj bir başkasını yoketme vb taassubtur ve sanırım öncelikle bunları siz büyüklerinde aşması gerekli tekrar saygılar hoşca ve dostca kalınız ist tıp mezunu meslektaşlarınız

    YanıtlaSil