Translate

17 Nisan 2012 Salı

Yapmayı bilmek

Domates
(Kaynak: Wikimedia Commons)
Birkaç gündür elimdeki diğer Strazburg resimlerinden bir powerpoint sunusu yapmaya çalışıyorum. Çünkü diğer şekliyle anlat anlat bitmeyecek. Bir de hiç vaktim yok şu günlerde yazamayışımdan anlaşılacaği üzere; hepsini bir araya koyayım, üstüne küçük yazılar yazayım, isteyenler seyretsin dedim. Dedim ama o da o kadar kısa sürmüyormuş... Fotoğrafları seçmek, onları bir mantık sırasına koymak, kişilerin mahremiyetlerine dikkat etmek, bazı fotoğrafların çerçevelerini değiştirmek, küçültmek, odak değiştirmek, bazılarını silmek, falan filan... Bir de üstüne müzik ekleyeyim dedim, kaç gündür bunun nasıl yapıldığını anlamaya çalışıyorum. Birkaç yazı buldum okudum ama bu sefer de bilgisayarımda hiç müzik olmadığını farkettim. Bir hızlı tarama yaptım telifsiz müzik bulabilir miyim internette diye, onu da bulamadım. Sinirlendim kendime. "Elalem durmadan slayt gösterileri attırıp attırıp sağa sola gönderiyor, sen bir de kendini becerikli sanıyorsun, bir müzik bile ekleyemedin slaytlarının üzerine" diye söylendim. Varsa bir yolunu gösterecek, vallahi çok makbule geçecek. Hala bekletiyorum slaytları, nadasa yatırdım.

Bu arada Pazar gününü kızımın bir zamanlar pek sevip bütün DVD'lerini aldığı Charmed dizisini seyrederek geçirdim. Kocam bana sinir oldu, hofurdaya pofurdaya dolaştı evin içinde ama napıyım... Kırk yılda bir de geliyorlar bana işte böyle bir haller... Neyse, aslında şuydu paylaşmak istediğim. Dizinin bölümlerinden birinde kız, adamı eve yemeğe çağırıyor. Evde yapılmış yemeklerden çok etkilenen adam (sizin adam da çok etkileniyor değil mi evde yapılan yemeklerden) kıza iltifat ediyor: "hem şöylesin böylesin, hem de muhteşem yemekler yapabiliyorsun!" diye. Kız da yeni başlamasını umut ettiği ilişkinin bir yalan üzerine kurulmasını istemediği için "hayır, itiraf etmeliyim, bu yemekleri ben yapmadım... seni etkilemek istediğim için ablamdan rica ettim. Ben yemek yapmasını bilmem." diyor. Adam tabii norm bu olduğu için, bir de kızın dekoltesi ve geri kalan karakteri güzel olduğu için  buna şaşırmıyor, ilişki nereye gidecekse oraya gidiyor.

Şimdi benim burada takıldığım nokta "ben yemek yapmasını bilmem" cümlesi. O günden beri zaman zaman aklıma geliyor. İzlediğim diğer filmler, belgeseller, okuduğum kitaplarla birleşiyor ve bizim aslında doğamızdan ne kadar da uzaklaştığımızın bir göstergesi haline geliyor. Bu "yemek yapmayı bilmem" cümlesi bana af buyurun ama "ben kaka yapmayı bilmem" demek gibi geliyor. Yahut da "ben pek iyi nefes alamam, annem hiç bana yaptırmadı çocukken sağolsun," veya "ben kaşınmaktan pek anlamam, kolum kaşınır kaşınır, debelenip dururum ama birisi gelip beni kaşımazsa mahvolurum" demek gibi geliyor. Yemek yapmak en temel anlamda karnını doyurmak demektir. Yani hiç birşey yapamıyorsan sebzeleri yıkamak, doğramak; yumurtayı ya da makarnayı suya atıp haşlamak; yoğurdu kaşıklamak falan... Ha portakallı ördek yapmasını bilmiyorsan sorun yok. Ama ördeği her yarım kilosuna 20 dakika hesabıyla 180 derece fırına atmak ve pişirmek her normal akıllının yapabileceği birşeydir.

Sanırım yemek yapmayı bilmemek biraz "kadının özgürleşmesiyle" eşit tutuldu batıda 70'li yıllardan başlayarak ve ipin ucu kaçtı. Sonra kentleşme bizi toprağımızdan da kopardı. Şimdi de Jamie Oliver Amerikan okullarından birine gidip bir elinde, dalında birkaç domates gösterdiğinde birinci sınıf çocukları bunun ne olduğunu bilemiyorlar. Hepsi sessiz sessiz bakarken içlerinden cesur birisi çıkıp da "patateeeeees!" diye bağırıyor. Sonra Oliver "hani ketçap var ya çocuklar, kırmızı, işte o bunlardan yapılıyor, bunlar domates" deyince çocukların yüzünde bir anlayış beliriyor.

Umarım siz çocuklarınızı mutfağa sokup ileride kendi karınlarını doyurabilecek bireyler yetiştiriyorsunuzdur. Ya da umarım siz de "ben yemek yapmasını bilmem" diyenlerden değilsinizdir.

7 yorum:

  1. Kızım büyüdükçe onunla birlikte mutfağa girmek bir şeyler hazırlamak, sonra oturup yemek ayrı zevk oldu..Arkadaşlarımın çoğundan çocuklarının pratik bilgiler istediklerini duydum. Bakarsın genclermutfakta konsepti bir yerlerden geliverir:-)Amerikan kültürü çok farklı ama sanıyorum yavaş yavaş onlarda ayıyorlar. Yemek yapmak zorunluluk dışında artık gençlerde hobi haline geliyor. En azından benim çevremdeki gençler bana bu konuda umut verdiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmmm "gençler mutfakta" güzel bir sloganmış. Kızım da bana bugünlerde sorup duruyor bunu nasıl yaptın, tavuğun içinin pişmiş olduğunu nasıl anlıyorsun falan diye... Hem bunlar, hem yedikleri, içtikleri... böyle böyle öğreniyorlar işte. Ben de üniversiteye kadar mutfağa girip yemek yapmış değildim. Ama şimdi simya gibi geliyor valla. Çok güzel!

      Sil
  2. Ben muzik eklemeyi biliyorum:) sana yarin bir e mail atarim.

    YanıtlaSil
  3. Kesinle bende gicigimmmmmmm " ben bilmiyorum diyenlere" :(. Ebru

    YanıtlaSil
  4. Ah ah yeni evlendiğim zaman ben bir kabak dolması yapmıştım da neden anneminki gibi olmadı diye çok şaşırmıştım. kabağı çatalımla kesince kabak kendini iki yana atıyor içinden de taş gibi bir şey çıkıyordu. Meğer içine pirinç koymamışım! Ama yine de çocukların babası aman da ne güzel olmuş diye afiyetle yutmaya çalışmıştı ama ben gözlerinin dömesinden bi terslik olduğunu anlamıştım yine de, eh gençlik, toyluk....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yeni evlendiğimizde kocam istiyor diye lahana dolması yapmak istemiş, ama pek fena üşenmiş, tek tek sarmak yerine lahana yaprakları ve dolma içiyle bir çeşit lazanya yapmıştım. Söyler söyler onu söyler sağolsun hala, göbeğini hoplata hoplata gülerken. Olsun, çoluk çocuğumuzun karnını doyuruyoruz işte. En uyduruk lahana lazanyası bile fabrikada işlenmiş hazır gıdadan iyidir.

      Öptüm çok, yorumunuza sağlık sevgili NiSaKa!

      Sil
    2. Handeciğim sen lahanayı gene iyi yapmışsın.Ben lahanayı dolma yapmaya kalkıştım baktım sarılmıyor,iplikle sarmıştım.Ama pişince fena olmadı.

      Sil