Translate

24 Nisan 2012 Salı

Sarılık ya da hepatit

Dünya Sağlık Örgütü'nün Dünya Hepatit Günü
poster. Slogan şöyle: Hepatit her yerde, herkesi
etkiler. Bunu bil, bununla yüzleş...
Epeydir aklımda... Bu sabah kalkıp da "Pakistan'da hepatit artışta" şeklindeki gazete haberini görünce de yazmaya karar verdim. Haber şöyle:

Son yıllarda Pakistan'ın bazı bölgelerinde hepatit B ve C vakalarının sayısı rekor düzeylere ulaştı... Pakistan Aile Hekimleri Birliği'ne göre Karaçi'de 400'ün üstünde laboratuar ve kan bankası bulunuyor. Lahor ve Peşaver'de de aşağı yukarı aynı sayılardan söz edilebilir. Bunların yüzde 80'inde kan ihtiyacı profesyonel kan bağışçıları tarafından sağlanıyor. Bu kişilerden elde edilen kan herhangi bir teste tabii tutulmadan ihtiyacı olanlara veriliyor.

Düşünsenize, bir yakınınız ya da siz herhangi bir nedenle kana ihtiyaç duydunuz. Mesela bir kazada iç organ zedelenmesi oldu, ameliyata girdiniz. Kısa süren başarılı bir ameliyat sonrasında zaten olay öncesinde sağlıklı olan bedeniniz hızla kendini onardı ve günlük hayatınıza geri döndünüz. Ama olaydan yaklaşık 2 ay kadar sonra birden yüzünüz, gözleriniz, cildiniz sararamaya, kendinizi yorgun, kötü hissetmeye başladınız... Doktora gittiniz ve testlerden Hepatit B olduğunuz, bunu da büyük olasılıkla kaza sonrası olduğunuz ameliyat sırasında aldığınız ortaya çıktı. İşte o aşamada da Hepatit B'nin bir tedavisi olmadığı, bedeninizin bu hastalığı yok edebilme şansının olduğunu ama bu hastalığın kısa sürede ilerleyerek ölüme neden olabileceğini veya hastalığın süreğenleşebileceği ve hatta 20 sene sonra, mesela, siroz veya karaciğer kanseri olma riskinizin çok çok arttığını öğrendiniz.

Ya da şöyle düşünün, hastalığı bir şekilde aldınız ama sarılık falan da olmadığınız için bunun farkında değilsiniz. Evleniyor, gebe kalıyorsunuz. Gebelik sırasında kimse kan testlerinize bakmıyor. Doğum sırasında hastalığı bebeğinize de bulaştırıyorsunuz: "iyi ki doğdun!" hediyesi... Erken yaşta hastalığı kaptığı için de çocuğunuz 20-25 yaşında siroz veya karaciğer kanserinden ölüyor... Üstelik bu kısa hayatın önemli bir bölümü de hastanelerde, doktorlarda ve hasta olarak geçiyor.

En acı tarafı da bu hastalığın, yani B tipi hepatitin son derece etkin ve güvenilir bir aşısı olması... Bebeklikte yapılan 3 doz aşı ömür boyu koruma sağlıyor hepatit B'ye karşı. Türkiye'de de yapılıyor artık bu aşı bebeklere. Biz küçükken yoktu. Kızım bebekken de yoktu, oğlum bebekken aşı programa girdi. Biz de hem kendimizin hem de kızımızın aşılarını daha sonradan tamamlattık. 

Şimdi hepatit A ve E'nin de aşıları var. Sıra geldi C'ye... İleride tekrar döneceğim bu konuya. Çünkü yapılacak çok şey var...

1 yorum:

  1. Evlerden ırak.
    O cografyadakilerede sabır ve şifa versin.

    off diyen anne Çiğdem

    YanıtlaSil