Translate

14 Mart 2012 Çarşamba

14 Mart Tıp Bayramı ve ötesi


Kaynak: http://www.zazzle.co.uk/

Hayır, kim üflemiş olabilir kulağıma doğduğumda adımla birlikte doktor olacağımı bilemiyorum. Böyle bir olayın istatistiksel olasılığını da hiç düşünmedim. Yani biraz zorlasam her doğum kohortu kaç kişi ve bunlardan kaç doktor çıkıyordan başlayarak bir olasılık hesabı yapabiliriz... da ne gerek var şimdi... Özeti şu, ben bugün, Tıp Bayramında doğmuşum ve de bundan yaklaşık 25 yıl sonra da doktor olmuşum. İyi ki de olmuşum. Şu anda da (14 Mart'ta doğmamış olan) kızım doktor olup bu (henüz) tek kişilik aile geleneğini devam ettirmeye niyetli. Umarım istediği gibi olur. Ben onun çok iyi bir hekim olacağından eminim.

Birçok arkadaşım çocuklarını doktorluk mesleğinden uzaklaştırmak için özel çaba gösterdi. Kazara birisi kıyısından doktor olmayı düşündüğünü telaffuz etse hemen en yakınındaki mesleğinden memnun olmayan arkadaşları ile onu görüştürüp  vazgeçmesini sağlamaya çalıştı. Valla, galiba hepsi de başarılı oldular çünkü şöyle bir düşününce doktor çocuğu doktor olmayı seçen kimseyi hatırlayamadım şu anda.


Ben mesleğimi hep çok sevdim. Daha beşinci sınıfta yenidoğan ünitesinde kaybettiğimiz 10 günlük bebeğin ölüm sonrası kan ve doku örneklerini almaya ağlayarak yardım ederken de; karaciğer yetmezliğinden karnı dokuz aylık hamile bir kadın kadar şişkin yaşlı teyzem ellerime sarılmış, şükran dolu gözlerle bana teşekkür ederken de (ben birşey yapamamanın çaresizliği ve utancıyla yerin dibine giriyorken); ilk hekimlik yılımda dağ köylerinde şimdiye kadar hiç aşılanmamış, neredeyse okul çağına gelmiş çocukların aşılarını tamamlayıp onların yufka ekmeğini paylaşırken de; sağlık ocağında kıkırdamalar arasında eltilere aile planlaması yöntemleri anlatırken de; üniversitede tıp öğrencilerine halk sağlığının ne olduğunu anlatmak için saçımı(!) yırtarken de; pandemik grip sırasında medyaya aşının önemini anlatmaya çalışırken de...

Hekimlerin hep teknik bilgiden öte bir farkındalık, yürek yumuşaklığı ve şifacılık yönelimine sahip olmaları gerektiğine inanmışımdır. İnsanların bedenlerini iyileştirmeye çalışırken varlığıyla ruhlarına iyi gelmek, onların gözlerinden içlerine işleyerek "elimden geleni yapacağım, emin ol" mesajını vermek, gerçekten dinlemek ve bazen sadece dinlemek...

Biliyorum sağlık reformu, aile hekimliği, sağlığın özelleştirilmesi, üniversitelerdeki karışıklık, ilaç sorunu, vb bir dolu şey var şu anda ülkemin gündeminde. Bunlar sağlık hizmetinin organizasyonu, finansmanı, sunum şekilleri. İyisi, kötüsü, basiti, karmaşığı, pahalısı, ucuzu olabilir. Bunlar söylenerek benim yukarıda yazdıklarıma karşı çıkacaklar olabilir. Olsun... Benim bahsettiğim çok daha ilkel, bireysel birşey.

Ben şimdiye kadar hastaya dokunarak klinik hekimlik yaptığım dönemlerde de, halk sağlığı uygulamaları sırasında klinikten uzak kaldığım dönemlerde de, üniversitede öğretim üyeliği sırasında da hiç bir zaman "niye doktor olmuşum ki, keşke bankacı/marangoz/öğretmen/mimar/vb olsaymışım" demedim. Sıkıntılarım olduğu dönemlerde bile doktor olarak iyi bir iş yaptığım duygusu (default olarak) arkaplanda yer alıyordu. (Kocanla dolu dolu kavga ederken bile "yaw, ben bu adamı seviyorum, şimdi nereden çıktı bu kavga" duygusu gibi yani.)

Yani uzun lafın kısası herkesin; doktorun, sağlık çalışanının, hastanın, hasta adayının, doktor adayının, hastalıktan korunmuş olup da bunu hiç bilmeyecek olanın; hepinizin tıp bayramını kutlarım!

Bana ayrıca bir de "nice yıllara!"


6 yorum:

  1. ay inanmıyorum, annemle aynı gün. onun için yazılarına kanı ısınıverdi demek annemin! Sağlıklı ve mutlu yaşlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vay vay vay!... daha nerelerden dokunacak bakalim bizim hayatlarimiz! Annene de nice yillara!

      Sil
  2. Tam da sana yakışan bir yazı. Duygusal, samimi,candan,inşallah kızın da sana benzer ve doktor olur . sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler sevgili Papatya! Çocuklarımızın hayatta mutlu olması bizim en büyük dileğimiz.

      Sil