Translate

8 Şubat 2012 Çarşamba

Marakeş - 1

Fas terlikleri.
Eveeet, gittik geldik hayırlısıyla. Katılanlardan Ebru iki yazı yazdı bile. Bense iş-güç, Cuma günkü yolculuk hazırlığı falan, ancak başlayabildim. Yine de çok uzun yazamayacağım... İşte kısacık Marakeş izlenimleri:



  • Hava çok soğuktu! Gezi boyunca üşüdük dersek yeridir.
  • İki güne neler neler sığdırdık: Cema el Fna meydanı ve etrafındaki sokakların gezisi ve alışveriş, tajin ve kuskus yemek, otobüsle bir kısa, bir uzun şehir turu, çölde dört tekerlekli motorsikletlerle yarım günlük tur (çölde çay dahil), hamam-kese, fayton turu (meydandan otele), güzel yemekler ve bol bol naneli çay...
  • En güzel şeylerden biri yemek öncesi getirdikleri zeytin, zeytinyağı ve pideydi. Tabii hemen bitiyordu. Zeytini o kadar sevdik ki herkes yarımşar kilo aldı gelirken.
  • Ben daha havaalanından otele giderken bir adamın ayağında gördüğüm sarı terliklere bittim; hemen aldım ilk fırsatta. Çok acaip güzeller!
  • Aldığım bir diğer şey de Argan yağı. Bu mucize yağdan beni 4 hafta içinde gençleştirmesini bekliyorum! Saçımı güzelleştirecek, kırışık, buruşuklarımı giderecek ve yüzdeki bütün izleri silecek. Hadi bakalım.
  • Ben  hiç bu kadar çok kadınla (ben dahil 10 kişi) bir arada 2+ gün geçirmemiştim. Umduğumdan daha iyi geçti. Bir tek kez konuşmalar ve gürültü fazla geldi, o zaman da kendi içime dönüp yarım saat sessiz kaldım, geçti...
  • Pınar sağolsun gidilecek yerlerin bulunması ile ilgili liderliği üstlendi. Ailecek gittiğimiz yerlerde hep ben yaparım bunu. Bu kez başkasının yapması bana çok iyi geldi.
  • Marakeş umduğumdan temizdi. Yoksul olduğu belli elbette; özellikle de İsviçre ile karşılaştırıldığında. Ama bana çok iyi geldi. Küçücük sokaklar bile temizdi. Ortalıkta çöp yoktu mesela.
  • Sokaklarda sigara içen hemen hemen hiç görmedik. Dolayısıyla yerlerde de sigara izmariti...
  • Yine sokaklarda cep telefonuyla konuşan hemen hemen hiç kimse yoktu. Cep telefonunun sesini bir tek kez, ikinci günün akşam yemeğinde garsonun telefonunun çalmasıyla duyduk.
  • Küçük butik restoranlara gidecekseniz önceden rezervasyon yaptırmak çok önemli. Genellikle ortalama bir sayı için yemek hazırlıyorlar, fazlası gelirse yemek yok.
Şimdilik bunlar ilk aklıma gelenler. Bundan sonra tek tek çölde dört-tekerle nasıl gezilir, hamamda kadınlar nasıl kıkırdar, medrese ve müze tek biletle nasıl gezilir konularında ayrıntılı yazılar yolda.

Birkaç fotoğraf, devamı sonra:
Otelimiz Divane Otel.

Kutubiye Camii

Baharatçı.

Bütün kentte bulunan turunç ağaçları.
Terlikçi.



Marakeş Müzesi.

Heryerde görülen kukuletalı adamlardan. Bu mevzuyu anlamadık.


4 yorum:

  1. Fotolara bayildim. İyi ki gitmissiniz. Bu argan yaginin ardindaki gercek nedir acaba? Son gunlerde herkesin guzellik sirri olarak duyuyorum. Dene bakalim, izlenimlerini merakla bekliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Argan yağını kullanıyorum birkaç gündür. Gece yatmadan önce yüzümü yıkadıktan sonra sürüyorum. Yağ olmasına rağmen sürdükten birkaç dakika sonra suratımı hiç yağlı hissetmiyorum. Hemen emiyor demek ki cilt. Bir de sabah yumuşacık oluyor. Şimdilik bunun dışında birşey hissetmedim. Dün kızımın sivilceleri için kullanmaya başladık. Bir de kocam saçlarım çok kurudu diyordu, o da saçlarına sürmeye başladı. Bakalım onların deneyimleri ne olacak. Ama böyle giderse bir Marakeş gezisi daha yapmak gerekebilir!

      Sil
  2. Argan yagini yaklasik bir senedir saclarim icin kullaniyorum,ozellikle yaz mevsiminde cok iyi nemlendiriyor,tavsiye ederim...Tirnaklara da iyi geldigini soylediler.Handecim,Argan agacini merak ediyorum,nasil bir sey,gordun mu oralarda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla oradayken görmemiştim. Sonradan birkaç video seyrettim, ağaç zeytin ağacına, meyvesi de zeytinin kendisine pek benziyor. Zaten kokusu da öyle biraz acayip zeytinyağı gibi. Hani biraz fındık/fıstık katılmışı gibi. İnsan bildiğine benzetiyor tabii hani zebra eşeğin çizgilisi, zürafa eşeğin uzun boyunlusu falan dermiş ya adam, o misal...

      Sil