Translate

30 Ocak 2012 Pazartesi

Sezen Aksu Zürih'teydi

Sezen Aksu
(Kaynak: www.sezenaksu.com.tr)
Cumartesi günü Zürih'te Sezen Aksu konserine gittik. 21 Kasım'daki İncesaz konserinden sonra tekrar Zürih'e gitmek bir başka konser için oldu. Bu kez kent içinde başka bir gezi yapmadan direkt olarak konsere gitmeye karar verdik. Epeyce de erken çıktık evden ama kent içindeki yol yapım çalışmalarından dolayı bizim GPS'in verdiği talimatlar tamamen uygunsuz bir hale gelince 10 dakika kadar bir gecikmeyle varabildik konser salonuna. Neyse ki konser de bir yarım saat geç başladı da birşey kaçırmadık.


Konser bu kez Kongre Merkezindeydi. İncesaz konserinin olduğu Halk Evine kıyasla burası çok daha büyük, daha görkemli bir salondu. En az 1000 kişi kapasiteli olduğunu tahmin ettik ailecek. Ve elbette salon tıklım tıklım doluydu.


Konser başladı ve ben ışığa uçan pervaneler gibi kilitlendim kaldım. Onun ışığına tutuldum. Konser başladı ve benim de gözlerim yaşarmaya başladı. Bu da yine belli bir frekanstaki müziğin benim gözyaşı bezlerim üzerinde yaptığı bir oyun muydu, neydi, anlayamadım. Ama bildiğim o iki-buçuk saatin neredeyse bir ayin gibi dolu dolu geçtiği. 


Finali Rakkas ile yaptı bekleneceği üzere Sezen Aksu. Bunun üstüne elbette bis aldı, geri geldi ve aynı tarzda bir şarkı söyleyerek kalabalığı daha da coşturup sürekli bisler alacak bir havayla gideceği yerde damardan şarkılarından birini söyleyip milleti yerine çaktı. Sonra da Fahir Atakoğlu'nun doğumgününü falan kutlayıp sahne üstünde, olayı yumuşattı, herkesle kol-kola sahneden çıkarken de geri dönüp, "hadi bakalım, herkese iyi akşamlaaar, iyi ki geldiniz" mealinde birşeyler söyleyip bu tip "crowd management" durumlarına ne kadar alışık olduğunu, ne kadar iyi olduğunu da gösterdi.


Elbette klasik Sezen Aksu konserlerinde olduğu gibi yine yarı talk-show havasında da gitti konser. En sevdiğim anlardan birisi seyircilerden birinin ona "sen şahanesin!" diye bağırdığı zaman verdiği yanıttı. Dedi ki "ben 35 senedir sizin bu dolduruşunuza gelmedim ya, bana madalya takmak lazım!"


Velhasıl çok güzel bir geceydi. 16 yaşında, hayatının son 7 senesini de Cenevre'de geçirmiş olan kızımın da benimle aynı şekilde Sezen'i sevmesi, onun şarkılarını anlayıp eşlik etmesi bu geceden mutlu olduğum bir diğer şey oldu.


Artık Avrupa'da nereye konsere giderse onu izlemeyi düşünüyorum. Bu yaştan sonra "groupie" olunur mu acaba?






Video: konserden birinin çekip YouTube'a koyduğu Geri Dön şarkısı için buraya TIKlayabilirsiniz.



4 yorum:

  1. CANIM ARMUT DİBİNE DÜŞER
    KIZINDA SANA BENZER
    :))))

    YanıtlaSil
  2. Yok valla, her zaman öyle olmuyor. Bir de baba tarafı var! :)

    YanıtlaSil
  3. Hande Hanım Merhaba, nette sörf yaparken yine sizinle karşılaştım. Yine diyorum çünkü daha önce de sizin bir yazınıza denk gelmiştim. Demek ki güzel yazıyorsunuz :-) Doğal ve içten bir yazı stiliniz var. Beğendim. Belki benim dergiye de izlenimlerinizi yazmak istersiniz diye düşündüm. Yaklaşık 3 yıldır İsviçre'deyim. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra kendi dergimi Vivaldi Magazin'i çıkarmaya karar verdim. Aylık bir dergi. Ağırlıklı magazin. 60 sayfa. Nerde oturuyorsunuz bilmiyorum ama belki görmüşsünüzdür. İlk sayısı Kasım'da çıktı. Şubat'ın 3'ünde falan 4. sayımız çıkıyor. Şubat sayısı. Şayet ilgilenirseniz benimle kontağa geçebilirsiniz. fatih yilmaz Vivaldi (Facebook) ya da f@vivaldimagazin.ch adresinden. Websayfamız yapım aşamasında olduğundan yazmaya gerek yok... İyi bakın kendinize...Selamlar...Fatih

    YanıtlaSil