Translate

13 Ocak 2012 Cuma

Pamuk ipliği

Kaynak için tıklayın. 
Daha önce de yazdığım gibi tatilde İstanbul'dayken başımıza sıkıntılı, tehlikeli, üzücü bir şey geldi. Şimdiden söyleyeyim, sonu iyi bitti. Ama hepimize insan ömrünün nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha hatırlattı.


Yılbaşı gecesini kendi evimizde annem, kardeşim ve İnci teyzemizle geçireceğimiz için kocam gündüzden karşıya geçerek annesini ziyaret etmeye karar vermişti. Öğleye doğru yola çıkarak, acelesi olmadığında yaptığı gibi vapurla karşıya geçip kayınvalidemin evine yürüyerek gitmiş. Eve vardığında kapıyı çalmış ve uzun süre beklemesine rağmen açan olmayınca bir üst katta oturan görümcemin kapısını çalmış. (Burada bir parantez açıp kayınvalidemin pek gezen biri olmadığını, genellikle evde oturduğunu, onun için kapı çalınınca açılmamasının beklenmedik bir durum olduğunu belirtmeliyim.) Kapıyı açan görümcem de kayınvalidemin evde olması gerektiğini söyleyip yedek anahtarı alıp aşağıya inmiş. Böylece içeri giren kocam ve görümcem annelerinin banyoda olduğunu görmüşler. Görümcem banyonun kapısından kafasını uzatıp annesine kocamın geldiğini söylemiş, sonra da dışarı çıkmış.


Salonda oturup sohbet eden iki kardeşin yanına bir süre sonra banyodan çıkarak kayınvalidem gelmiş. Gelir gelmez de "ben kötüyüm" diyerek koltuğa yığılmış. Ne oldu, ne bitti diyen iki kardeş hemen ilk müdahaleyi yapmışlar, bir süre sonra da kayınvalidem "iyiyim" demiş. (O zaten öyledir, başkası üzülmesin, telaş etmesin diye kötü bile olsa iyiyim der. Nitekim burada da öyle olmuş.) Hep birlikte oturmuşlar, çay içmişler, sohbet etmişler. Anlaşılan bu zaman içinde kayınvalidem çok iyi değilmiş ama birşey de söylememiş.


Bir süre sonra kocam oradan ayrılıp eve geldi. Biz de akşam yemeği hazırlıklarına giriştik. Giyindik, tarandık, süründük... Yemeğe oturduk. Bu arada birkaç kez kayınvalidemle, görümcemle konuşmuştuk. Gece dokuz buçuk on gibi bir kez daha konuştuğumuzda kayınvalidemin o zamana kadar iki kez kustuğunu ve hala kendini iyi hissetmediğini öğrendik. Olayın üstünden yaklaşık altı saat geçmişti. Ben bunun üzerine 114 zehir danışma merkezini aramaya karar verdim. (Evet, çoktan birşeyler yapmalıydım ama işin boyutunu ben de anlamamışım demek ki...) Birkaç web sitesi okudum, 114 ile konuştum ve artık annemin hemen bir acile gitmesi gerektiğini nihayet anladım. Hemen kayınbiraderimle görüştük (zaten annesinin evindeydi) o da annesini alıp hemen yakındaki bir büyük hastanenin aciline gittiler. 


Hasılı, gece şöyle ilerledi: henüz 36 günlük evli olan kayınbiraderim, görümcem ve kayınvalidem yeni yıla bir hastanenin acilinde birlikte girdiler. Görümcemlerin evinde ise yeni gelin, eski damat ve torun... Bizim aile de bizim evde... O gece annem eve sabaha karşı 3 gibi dönebildi. 


Annemle daha sonra konuştuğumuzda kocam gelmeseydi belki de şimdi ölmüş olacağını söyledi. Kocam içeri giremeyip ablasını çağırınca, o da annesine gidip banyonun kapısını açınca kayınvalidem ilk kez o zaman kendini kötü hissetmiş, başı dönmüş. Eğer kocam gelmeseymiş o kadar hızlı çıkmayı düşünmüyormuş, o geldi diye hemen çıkmış yani...


Şimdi siz ne dersiniz? Bazen hayatımız hakikaten de pamuk ipliğine bağlı değil mi?



5 yorum:

  1. ikisatirdokturmelik.blogspot.com13 Ocak 2012 17:51

    hande cim gecmis olsun ....arkadasim inanilir gibi degil valla...sasirdim..o bir sibirya kaplani....

    YanıtlaSil
  2. evet ya, 5 dakika sonrasını bile bilmiyoruz, herşeyin bir sebebi oluyor işte.. neyse ki sonu tatlıya bğlanmış, çok geçmiş olsun, sağlıklı günler..

    YanıtlaSil
  3. sanırım bazen olmamız gereken yerlere doğru harekete geçiriliyoruz...

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,
    Çok doğru yaşamımız pamuk ipliğine bağlı.Şohben zehirlenmesinin böylesini duymamıştım.Geçmiş olsun,Şükür ki sonu üzücü olmamış.
    Sabah uyandığımızda gün için de neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.
    Hatta nasıl uyanacağımızı veya uyanıcaz mı bilmiyoruz?
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkürler. Beni okuduğunuz için de... Çocukluğumun kentinde yaşıyorsunuz. Umarım seviyorsunuzdur. Bir çay da benim için için Çınaraltında bir gün...

      Sil