Translate

25 Ocak 2012 Çarşamba

Mehmet Ali Bulut ve Ruhun Deşifresi


İlk olarak Okan Bayülgen'in UFO'larla ilgili yaptığı programa konuk olarak katıldığında görmüştüm onu. Güzel bir Türkçeyle ve günümüz teknoloji terminolojisiyle, İslami bakış açısıyla yorumlar yapıyordu. Bir çarşaf ve üstüne 50 kiloluk pamuk veya 50 kiloluk minik bir bilye karşılaştırması yaparak açıkladığı kara delik kavramı ilgimi çekmişti. Sonra bir kez daha gördüm aynı programda ama izlemedim. Ama bu arada Ruhun Deşifresi adında bir kitabı olduğunu öğrenmiştim. Bu yılbaşı tatilinde İstanbul'da aldığım kitaplardan birisi de bu oldu. Kitabın tanıtım metni kısaca şunları vurguluyor:

Bizim medeniyetimizde “başarı”ya fazla vurgu yapılmamıştır. Bunun yerine toplum içinde “iyi ve faydalı insan”olabilme üzerinde durulmuş ve bu tip üretilmeye çalışılmıştır. Ve bu “iyi ve faydalı tip”e de genel anlamda insan-ı kâmil (olgun insan) adı verilmiştir... Bu çalışma, bir anlamda, bu kavramın içeriğini bugünün değerleri ve verileri ile yeniden doldurma çabasıdır. 

Kitaba yeni başladım, iyi gidiyor. Dediğim gibi kullanılan dil sade, güncel olunca okuması da daha zevkli oluyor. Ama bu yazıyı yazmamın nedeni kitaptan dün gece okuduğum bir hikaye. Bunu okuyunca kendimi tutamayıp kıkırdadım. Hakkaten ya! dedim kendi kendime. Sonra bir düzey daha aşağıdan (ya da yukarıdan) tekrar yorumladım, farklı birşey anladım. Bu tip basit hikayeler böyledir ya zaten... Önce bir şey anlarsın, sonra yeniden farklı bir şey algılarsın. Parfüm gibi biraz, önce ilk notalar, sonra gövde, sonra da teninle birleşip geriye kalan son notalar. Neyse, işte size bu hikaye. Ben iki farklı ders çıkardım, bakalım sizde kaç düğmeye basacak.

Bir gün bir öğretmen öğrencilerine mutlu olmakla ilgili bir ders veriyormuş. "Şimdi gözlerinizi kapatın, kendinizi en mutlu olacağınız yerde, şekilde hayal edin" demiş. Öğrenci denileni yapmış ve kendini bir kuş olarak hayal etmiş. Mutluluk içinde göklerde uçarken birden aşağıda bir avcının olduğunu farketmiş. Avcı ona ateş etmek üzereymiş. Öğrenci korku içinde sıçrayarak gözlerini açmış. Bunu gören öğretmen yanına yaklaşıp ne olduğunu sormuş. Öğrenci de "ben kendimi bir kuş olarak hayal etmiştim, mutlu mesut uçuyordum, birden aşağıda bir avcı bana nişan aldı, tam vurmak üzereydi ki sıçrayarak uyandım, gözlerimi açtım" demiş. Öğretmen de "yavrum, hayal senin hayalim, düş senin düşün, bu avcının orada ne işi var?" demiş. "Sen istemezsen nasıl girsin bu avcı senin hayaline, düşüne?"

Mutlu bir gün dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder