Translate

24 Ocak 2012 Salı

Cemalnur Sargut

Tanıyor musunuz? Ben tanımıyordum birkaç hafta öncesine kadar. Yine kitapçının birinde kitaplar arasında yürüyüp hangi kitapların bana sesleneceğine bakıyordum ki küçük, beyaz üstüne yeşil soyut figürlü bir kitap bana seslendi "Dinle!" diye. Durdum, dinledim, elime aldım, rastgele bir sayfasını açtım. Tevhidden bahsediyordu. "Bir"den. Benim için önemli bir konuydu bu, kitabı aldım. Cenevre'ye dönene kadar bir daha elime alamadım onu. Yılbaşı tatilinden dönüşte ilk hafta pek sıkıntılıydı. İşyerinde bir takım değişiklikler de buna tuz-biber oluyordu. İşte o günlerden birinde kitabı yeniden elime aldım, yine rastgele bir sayfa açtım. Okuduğum iki sayfa ilaç gibi geldi. Hakikaten ilaç gibi geldi. Etkisi hemen belli olan, ama kanıma karıştıkça, kandaki dozu yükseldikçe etkisi büyüyen ve dahi yarı ömrü olmayan (yani etkisi hiç bitmeyen) bir ilaç... Bundan iyisi nerede kayısı? Evet bildiniz...

Cemalnur Sargut
(Kaynak: www.cemalnur.org)

Açtığım sayfada bir küçük hikaye okumuştum. İşte onu okuduktan sonra sıkıntılarım yavaş yavaş dağılmaya başladı. Bu sıkıntıların ortaya çıkmasının sebebinin benim olayları yorumlama, algılama tarzım olduğunu farketmeye başladım. Birden kendimi ne kadar önemsemiş olduğumu farkettim. Olayların, olguların, sorunların merkezine ne kadar çok kendimi koymuş ve herşeyin benim için, benim etrafımda döndüğü vehmine kapılmışım. Ne kadar da "kurban" rolü oynamaktaymışım meğer, hem de bunu asla yapmadığımı, yapmayacağımı, yapmış olamayacağımı zannederken... 

Bütün bunlar olurken ben hala bu kitabın yazarını hiç mi hiç merak etmiyordum. İşte bu olayı izleyen birkaç gün içinde birisinden, bir yerden, hatırlamıyorum, Cemalnur Sargut'un bir kadın olduğu ve yaşadığı bilgisi geldi bana. İnanamadım.  Elbette Google amcaya müracaat ettim, hemen Cemalnur Sargut'un web-sitesinin adresini verdi bana. Gittim, baktım, ertesi gün TRT1'de Gülben Ergen'in sabah programına katılacağını öğrendim. Ertesi gün çok az vaktim vardı, çok kısa bir kısmını izlediğim programda yine şok oldum. Programa çıkan pullu siyah bir ceket giymiş, uzun fönlü saçlı, hafif makyajlı, mini mini bir kadındı. Bütün bunlardan daha çok kocaman gülümseyişi dikkati çekiyordu ama... Çok derinlikli, kafa çatlatan konulardan o kocaman gülümsemeyi hiç bozmadan, çok basit şeylermişçesine bahsediyordu. Kısacık izleyebildim, çokça etkilendim.

Şimdi onu izlemeye başladım. Dahası nasip...

1 yorum:

  1. canım ben geldim
    tanıştığıma memnun oldum
    güze paylaşım
    :)))))

    YanıtlaSil