Translate

11 Ocak 2012 Çarşamba

Ben tatilde İstanbul'dayken

İstanbul
(Kaynak: www.architectureplatform.com )
(Dikkat! Aşağıdaki yazıda çok bağlantı var. Kaçırmamanız için bağlantı olan sözcükleri koyulttum. Buralara sol tuşla tıklarsanız yeni sayfalar açılacak. Bu not özellikle annem ve denk yaş grubu okuyucularım için.) 


Ben geldiiiiim! Üç haftalık İstanbul tatilinden döneli iki gün oluyor. Bu tatilin en güzel tarafları şunlardı:

  • Tam üç hafta sürdü!
  • Annemle birlikte kalırken kendim tam zamanlı anne olmaktan yarı zamanlı evlat olmaya doğru bir kaykılış yaptım.
  • Hiçbir zorunluluk yoktu. Şunu yapmalıyım, bunu görmeliyim, şunu almalıyım gibi...
  • Lüfer, palamut, hamsi yedik; epeydir özlemiştik.
  • Kayınvalidemin muhteşem aşuresinden yedik.
  • Anne-kız günü yaptık, taaaa çocukluğumdan beri tanıştığımız arkadaşlarımız ve annelerimizle bir araya geldik, deniz kenarında oturup yemek yedik, laklak ettik.
  • Bir tane daha özel anne-kız günü yapıp bu kez benim bebeklik arkadaşım Zeynep ile ve kızlarımızla bir araya geldik. Muhteşem bir gündü! (Cadde'deki Namlı Gurme'ye gittik kahvaltıya, nefisti! Hafta içi gidin derim sakin sakin yediğinizin, içtiğinizin, gördüğünüzün keyfini çıkartabilmek için.)
  • Blog arkadaşlarım Selgin ve Esra ile ve görümce kadrosundan Arzu ile ve elbette onların eşleri ve çocukları ile bir değil iki kez bir araya geldik, yedik içtik. Çok güzeldi! Çok teşekkürler kızlar!
  • Yılbaşında bu kez bizim evdeydik. Tombala mombala, geceyarısında kafalara şapka, ağızlara düdük saçmalığı, tam takım yani! Aaa, Cercis Murat Konağı'ndan, Grupanya aracılığıyla indirimli olarak ısmarladığımız hindi ve Mardin mezeleri muhteşemdi! Hele şehriyeli, bulgurlu, pirinçli bir karışık pilav vardı ki akıllara ziyan!
  • Sibel, Çağrı ve Duru'ya misafir olduk. Kızımın deyişiyle "bu aileyle sohbetlerimize bayılıyorum, hem çok derin hem de çok komik!"
  • Celal, Şenay, Gürhan ve Hayriye ile bir Asmalımescit gecesi yaşadık. Kokoş bir ortamda fasıl, bahşiş için kulağa müzik itelemeler falan dahil... Öncesi, sonrası, hepsi güzel bir geceydi.
  • Fikirtepe pazarından sadece 1 liraya pantolon altı çorabı aldım. Sudan ucuz dedikleri bu olsa gerek. 
  • Yine aynı pazardan nar ayıklama kasesi aldık 3 liraya. Narı ortadan kesip bunun üstüne koyup tahta kaşıkla kafasına tak tak vurunca nar taneleri altta birikiyor. Bu da akıllara ziyan! Her eve lazım...
  • Eve yeni Japon perde ve tül yaptırdım. Daha da güzeli, Japon perdelerin altına konan 90 cm boyundaki metal ağırlıkları uçakta bir sorun çıkmadan yanımızda taşıyıp getirebildik.
  • İpek Hanım Çiftliğinden sipariş ettiğimiz zeytinyağlarını hiç sorun olmadan valizde evimize getirdik.
  • İki farklı çeşit nar ekşisi alıp eve getirdim. Birini açtım, muhteşemdi.
  • Bir sürü yeni CD, kitap aldım.
  • Yavuz İşler'den yeni bir resim aldık. Özellikle doku çalışmalı resimlerine bayılıyorum. İyi bir ressam olmasının yanı sıra görümcemin kocası olmasının verdiği aile avantajını da kullanıp evimizi onun resimleriyle donatıyoruz.
  • Veeeeeeeeeeeeeeeeeeeee (önce TIKLAYIN ve dinleyin :)): klasik kemençe öğrenmeye başladım!!! Bu konu kesinlikle kendi içinde bir hikaye, onun için bunu bir sonraki yazımda anlatacağım. Azıcık bekleyiniz...

Tatilde çok hoş olmayan şeyler de oldu, şunlar gibi mesela:

  • En korkutucusu kayınvalidemin 31 Aralık'ta banyoda şofben nedeniyle karbon monoksit zehirlenmesi yaşamasıydı. Bayılmadığı için biz başta çok önemsememiştik ama 6 saat sonra bile hala kendini iyi hissetmeyince yeni yıla kayınbiraderim ve görümcem ile birlikte Haseki Hastanesi acilinde oksijen alarak girdi. Bu arada herkese 114 Zehir Danışma Hattını hatırlatırım. Arıyorsunuz, derdinizi söylüyorsunuz, hemen yönlendiriyorlar. Aslında bu da tam bir yazı olacak özellikte bir hikaye, hem üzücü hem de matrak yönleriyle. Bunu da sıraya alıyorum...
  • Bir diğeri de tam bir basiret bağlanma olayı. Nereden aklımıza estiyse (kendimizi Ferney-Voltaire pazarında zannettik herhal!) Yenikapı balıkçılarından birinde istridye açtırıp limon sıkarak yedik bir akşam. Tam 24 saat sonra, artık Norwalk mudur, vibrio parahemalyticus mudur, bir münasebetsiz mikrop bizi mahvetti. En ağır ben olmak üzere kocam ve oğlum da hastalandık. Kızım bizim ailenin mantık kumkuması olarak elbette böyle bir şey yapmamış, olur olmaz manyak şeyleri sokakta yememiş ve sağlam kalmıştı. Yaklaşık 48 saatlik hastalıktan sonra iyileştik.
  • Çocuklar Cenevre'ye döneceğimiz günün akşamı hastalandılar. Ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik... O sabah saat 05:00 gibi bir acil ziyareti yaşamak zorunda kaldık. Geleli iki gün oldu, hala evdeler. Genel durumları fena değil ama okula gidecek gibi de değiller henüz.
İşte budur şimdilik. Şimdiden çok uzun oldu, hala söyleyeceklerim var. Artık yarına...

2012 en güzel yıllarımızın başlangıcı olsun!

1 yorum:

  1. Öncelikle hastalananlar için büyük büyük geçmişler olsun...
    Sonra da güzel bir 3 hafta için muhteşem demek istiyorum, 2012 hep böyle güzellikler ile geçsin...

    YanıtlaSil