Translate

7 Aralık 2011 Çarşamba

Çay ve likör

Portakallı kahveli likör, karanlık ve serin bir dolaba kaldırılmadan önce poz veriyor.

Evvelsi gün Beste'nin blogunda okuyunca hemen yapmam gerektiğini düşündüğüm bir tarif için iş çıkışı markete gidip çekirdek kahve ve küçük bir paket kahverengi toz şeker aldım Kocamı arayıp evde votka ve portakal olduğunu teyid ettim. Eve vardığımda mecburen önce yemek hazırlıklarına giriştim. Artık düzenli ve sağlıklı yemekler yiyip öğün aralarında da birşeyler yemediğimiz için akşam altı bilemedin altı buçuk dedi mi bizim sofraya oturmuş olmamız gerekiyor. Herkes kurt gibi acıkmış oluyor. Neyse, yemeği yaptık, yedik, mutfağı toparladık, ben elime örgümü alıp televizyonun karşısına oturmadan önce Beste'den tarifini gördüğüm kahveli portakallı likörü yapmaya koyuldum. 


Önce bir portakalı alıp üstünde 40 adet kahve çekirdeğinin sığabileceği 40 adet küçük delik açtım (tekerleme gibi oldu, kırk küp kırkının da kulpu kırık küp!). Kahve çekirdeklerini açtığım oyuklara tıkıştırdım. Bir kavanozun içine önce 100 gr beyaz tozşeker, sonra 100 gr kahverengi tozşeker koydum. Üstüne içinde kahve çekirdekleri olan portakalı oturttum. Sonra da portakalın üstünü kaplayacak kadar votka doldurdum kavanoza. Bir gün karanlık ve serin bir yerde beklettikten sonra içine 2 kaşık daha kahve attım. İşte yukarıdaki resim bu likörün bu aşamasını gösteriyor. Beste'ye göre 3 hafta sonra hep birlikte kavanozumuzu açıp sanal olarak "şerefe" yapacakmışız. Siz de katılmak isterseniz hadi buyrun. 2-3 gün aradan birşey olmaz. Hala yetişebilirsiniz.


Dün de iş çıkışı Balexert'de çok sevdiğim bir mağazaya uğrayıp kendime güzel bir çay bardağı ile iki yeni organik tarım ürünü çay karışımı aldım. Çay bardağıma bayıldım! İncecik camdan yapılmış ve üç parçadan oluşuyor. Bildiğiniz bardak, içinde çayı süzmek için yine camdan bir süzgeç ve demlenme sırasında kullanmak için bir cam kapak. Demlenirken çayın o güzel rengini gösterdiği için özellikle seçtim camı diğer seramik ve porselen kardeşlerinin arasında. 


Yeni bardağımda demlenen çayım ve arkada iki yeni çay karışımı paketlerinde...
Aldığım çaylardan birini bu sabah işe gelir gelmez denedim: zencefilli yeşil çay. İçindekiler kısmında yazanlar ise şunlar: yeşil Çin çayı, limon kabuğu, zencefil parçaları, doğal zencefil aroması ve ginseng. O kadar beğendim ki iki bardak içtim. Paketin üstünde yazdığına göre bu çayın sabah içilmesi canlılık sağlıyormuş. 


Aldığım diğer çay ise anti-stress, gevşetici bitki karışımı. Bunu da öğleden sonraları, iş stresinin arttığı zamanlarda içmeyi düşünüyorum. İçindekiler ise şöyle: biberiye, melekotu, siyah frenküzümü, lavanta, yabani elma.


Burada iki gündür durmadan yağmur yağıyor. Aslında kuru geçen haftalardan sonra iyi bir gelişme. Anlaşılan bize yağmur olarak gelen bu yağış daha yükseklerde kar olarak düşüyormuş. Bu da iyi birşey buranın ekonomisi için. Kaç senedir kayak merkezleri kan ağlıyor bu bölgede. Hatta bazıları yapay kar makinalarıyla insanları cezbetmeye çalışıyor. Beni pek ilgilendirmiyor açıkçası. İnsanların soğuk havada, kaygan bir zemin üzerinde, boyları kadar ve kaygan çubuklar ayaklarındayken hızla kaymaktan ne zevk aldıklarını anlamıyorum. Ama zaten ben pek sportif bir insan sayılmam. Burada çocuklar 3-4 yaşlarında öğrenmeye başladıkları için kayak yapmayı ne zaman, nasıl öğrendiklerini bile muhtemelen hatırlamıyorlar. Ama ben de karda yürümeyi seviyorum. Kayak merkezlerinin etrafında genellikle böyle yürüyüş rotaları oluyor. Etraf bembeyaz, heryer sessiz... Güzel oluyor nitekim...


Bu akşam Victoria Hall'da Swiss Romande Orkestrasının bir konserine gideceğiz. İzlenimler yarına...


Hadi şimdi bir güzel çay demleyin kendinize, artık ister tavşan kanı, ister yeşil, ister beyaz ister sarı... Bu ıslak ve soğuk kış gününde içinizi ısıtsın. Afiyet olsun. 

15 yorum:

  1. hahaha :) gunaydin sabah zevkim oldu bu post. Ben bayildim sizin likore ne guzel yildiz gibi delip kahveleri tikistirmissiniz cok estetik ve hos olmus. Ayni gun serefe yapalim bu fikrede bayildim sizi sevdigimi daha once soylemismiydim? muck muck

    YanıtlaSil
  2. gene ben!! o bardaga bende bayiliyorum afiyet seker olsun, yarasin antioksidan olsun (zamane dualari boyle iste;) bardagim burada http://bestebonnard.blogspot.com/2009/11/blog-arkadasliklari-ispanyol-corbasi.html

    YanıtlaSil
  3. Beste ben de sizi anlatıp duruyorum buradaki arkadaşlara, kocama... Blogunuzdan anladığım kadarıyla hayatınızdan bahsediyorum. Yeni başlattığınız catering işinizden, mantarlardan, yapraklardan, Leo'nun salatasından. Herkes siz nereden tanışıyorsunuz diye soruyor. Tanışmıyoruz ki diyorum, şaşırıyorlar.

    Şimdi düşündüm de 3 hafta sonra bir Türkiye'de olacağız. Acaba bu kavanozu geçirebilir miyim gümrüklerden falan... Valize koymak gerekir, o da sıkıntılı... Neyse, biraz daha düşünelim.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. oooooooooo Hande, bitki karışımların süper. Bu arada biz de burada olmamıza rağmen ülkeler arası blogcular gibi haberleşmeye başladık ya... neyse görüşürüz inşallah...

    YanıtlaSil
  5. ikisatirdokturmelik.blogspot.com7 Aralık 2011 18:06

    kiskandim valla butun blogcular tatli tatli yapmis likorlerini, koymus resimlerini....bende isteremmmm

    YanıtlaSil
  6. Ben son 2 yazıya birden yorum yapacağım.Pratik, lezzetli ve havalı tariflere bayılıyorum. narlı ıspanak salatası da onlardan biri. Ben pazı salatası, çiğ karnıbaharlı uyduruk salatalar yapmıştım ama bu da çok hoş görünüyor en kısa zamanda deneyeceğim.

    Yukarıdaki likör bana 7-8 sene önce yaptığımız tükenmez'i hatırlattı. Mutlaka denemelisiniz. Ana malzemelerinden biri ham muşmula olan bu içki, üzerine şekerli su eklenerek çoğalıyor da çoğalıyor. Adı da buradan geliyor zaten, hiiç tükenmiyor! Tatlı hafif panç kılıklı bir içki oluyor. Bizim yaparken süper komik bir videomuz vardı. Bulursam onu koyayım, deneyin. Bir şerefe de ona yaparız.
    Hande minik bir de notum var, yorum almayı sevdiğin için söyleme ihtiyacı duydum. Biliyorsun ben senin yazılarından email yoluyla haberdar oluyorum. 12 saat filan gecikmeli geliyor email. Saat ayarlarında veya aboneliklerde bu ayar olmalı. Bir de bana tüm yazı geliyor, emailime özet gelse de, üşenmeyip sayfaya girmek zorunda kalsam (bu aslında benim tembelliğim tabi, ama belki benim durumumda başkaları da vardır) keyifli keyifli sayfandan okusam. Ben dayanamayıp emailden okuyorum, onun için de böyle biriktirip yorum yazıyorum...sevgileeeeer.

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Esra, teşekkürler. Evet, hakikaten yorum almayı çok seviyorum. Şimdi hemen blog ayarlarına girip sağı solu kurcalamaya gidiyorum. Ben hala pek iyi bilmiyorum aslında nasıl abone olunur, nasıl içerik alınır. Benim takip ettiğim blogları ben RSS denen bir düğmeye basıp Explorer üzerinde işaretliyorum favoriler altına. Yeni içerik olunca da o blogun adı bold oluyor. O zaman da direkt tıklayarak okuyorum. Bir de şimdi kendi blogumda izlediklerimi farklı bir şekilde gösterme yolu buldum, orada da yeni içerik olunca blog üste çıkıyor. Yani kendi blogumdan da gidebiliyorum. Sen hangi yolla abone olmuştun bloguma? Altta yazan yeni yazı çıkınca e-posta almak için.... olan ibaresinden mi?

    Muşmula tarifini bekliyorum!

    YanıtlaSil
  8. Konserle ilgili son yazının, yayınıyla emaili senkron geldi. Dolayısıyla ilk kısmı çözdün sanırım. Sayfa yanındaki trafiği gösteren kısım da, izlediğin blog listesi de harika olmuş. Ben emaille aboneyim.
    Tükenmez tarifi şöyle:
    MALZEMELER:
    -3 Ayva
    -3- 4 Elma
    -3- 4 Armut
    -1 kg. muşmula (döngel)-bu Kasım gibi filan olan bir muşmula sanırım. Öğreten arkadaş tükenmezin olmazsa olmazı demişti.
    -1 kg. taze üzüm (veya 2- 3 avuç kuru üzüm)
    -1- 5 bardak şeker
    -20- 25 bardak su

    Meyveler yıkanır. Muşmula ve üzüm taneleri bütün, ayva, elma ve armut kabuklu olarak dilim dilim kesilir. Hepsi karıştırılır.Musluklu bir küp veya cam kavanoza bir kat meyve, bir kat şeker olarak yerleştirilir.En üste tülbente sarılmış küçük bir parça ekmek konur. (Sanırım nohut da bu mayalama işini yapabiliyor) 5, 6 litre su doldurulur. Ağzı kapanır. Küp ara sıra sallanır. 15- 20 gün sonra içilebilir.Biz kapalı bir balkonda saklamıştık, ama oda sıcaklığında daha hızlı olabilir sanırım. Dediğim gibi, içtikçe üzerine şekerli su ilave ediyorsunuz, içtiğiniz kadar...Yaparsanız afiyet olsun:)

    YanıtlaSil
  9. Çok teşekkürler! Hem tarif için hem de blogdaki değişiklikleri beğendiğin için. Bu tarifi musluklu bir küpte yapıp balkonda bekletmek gerekir herhalde. Muşmula gerekmese şimdi yapılabilir aslında ama muşmulayı nereden bulucaz burda bilmem. Yaparsam mutlaka yazarım.

    YanıtlaSil
  10. Hande hanım, merhaba. Nerden tanışıyoruz derseniz Beste hanımdan dolayı diyorum. Her iki uygulama da çok güzeller. Bende niyetlenmiştim ama görülüyorki geç kalmışım:))
    Ayrıca, yukarıdaki yorumlarda adı geçen tükenmezi de çok beğendim, arkadaşı da ziyaret edeceğim.
    Son bir şey; bardak çok güzel ama daha önce görmemiştim. Türkiye'de var mı?
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. Sare merhaba. Bloguma hoş geldiniz. Bardağı ben Cenevre'den aldım. Türkiye'de olup olmadığını bilmiyorum ama günümüzde buralarda olup da Türkiye'de olmayan birşey düşünemiyorum doğrusu. Belki online araştırırsanız daha kolay bulursunuz. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. Handecim
    10 gün gecikme ile kahve likörünü hazırlayıp serin bir yere yerleştirdim. Merakla sonucu bekliyorum. Sevgiler
    Nuray

    YanıtlaSil
  13. Nuray.... Nuray... herhalde tanıdığım Nuraylardan birisiniz... Değilse bile bloguma hoşgeldiniz. Likör için ellerinize sağlık. Yılbaşında çın çın! Sevgiler...

    YanıtlaSil
  14. Ay tabiki tanıdığın Nuraylardan biriyim... İTF Halk Sağlığı... Blogunun açtığın günlerde davet etmiştin... bende yazılarını keyifle okuyorum yazma özürlüyüm, önceden ses veremedim:)))

    YanıtlaSil
  15. Nuraycım, ne güzel ne güzel! İyi ki yazdın o zaman. İyi ki de yaptın portakallı kahveli likörü. Yılbaşında çın çın yapıcaz... Yorumlarını bekliyorum. Sevgiler...

    YanıtlaSil