Translate

31 Ekim 2011 Pazartesi

Sonbaharda yürüyüş

Dardagny köy meydanı.
Bu Pazar günü epeydir yapmayı istediğimiz birşeyi gerçekleştirdik: çoluk çombalak 3.5 saatlik bir doğa yürüyüşü yaptık.


Hem zemin hem de denizden yükseklik farkı itibariyla kolay bir parkur seçtik bu yürüyüş için. İlgilenenler için bu yol La Plaine ile Satigny arasında yaklaşık 11 km'lik bir rota. Cenevre'den trenle La Plaine'e gidiyorsunuz. Orada trenden iner inmez hemen sola doğru Dardagny istikametine yürüyüş yolunun okunu görüyorsunuz. Bu ok biryere gitmiyor gibi görünse de aslında tren yolunun sağında yaklaşık 50 metre kadar gittikten sonra bir hemzemin geçitten sizi geçirip üzüm bağlarının arasından epeyce dik bir yokuşa varıyor. Yokuş çok dik ama çok uzun değil. Üzerinizdeki katları burada çıkarıp belinize bağlıyorsunuz. (Ceket falan da belinizde kalıyor yürüyüşün sonuna kadar. Durunca üşüyüp yeniden giyiliyor.) Dardagny yaklaşık 40 dakikalık bir yürüyüş. Sonlara doğru hardal ve turp tarlalarından geçiyorsunuz.  Bakın bu fotoğraf da köyün girişindeki bir çiftlikten.
Dardagny'de bir çiftlik evi.
Dardagny hakikaten güzel bir köy. Hele şimdi, sonbaharda... Her taraf sarı, kırmızı, kahverengi, yeşil tonlara bürünmüş.
Sonbahar kıyafetiyle bir çalı.

Dardagny'de bir şarap imalathanesinin bahçesi.
Dardagny çıkışında yol ormanın içine dalıyor ve yaklaşık bir saat boyunca bir yaprak yağmuru içinde yol alıyoruz. Kah uçarak, kah pike yaparak, bazen de kendi ekseni etrafında hızla dönerek düşüyor yapraklar aşağıya. 


Yolun büyük bir kısmında üzüm bağlarının arasından geçiyoruz. Bazılarının üstünde hala tek tük üzüm var. Bazıları budanıp bir sonraki seneye hazırlanmışlar. Yapraklarının renklerinden bir tarlanın içinde farklı farklı üzümler bulunduğunu anlayabiliyorsunuz.
Dardagny Satigny arasında mantarlar.

Bir mantar kümesi.
Yolun yarısında bir yerde durup çıkınlarımızı açıyoruz. Yaklaşık 15 dakika süren bu moladan sonra karanlığa kalmamak için tekrar yola koyuluyoruz. Ne de olsa yanımızda çocuklar var ve yolu bilmiyoruz. Ama Allah'tan korktuğumuz gibi olmuyor. Umduğumuzdan da hızlı yol alıp tam 3 saat 15 dakikada Satigny tren istasyonuna varıyoruz. 


Sonuçta olağanüstü bir deneyimdi. Eh biraz çocuklar mızırdadı, bir-iki yerde sağa mı gidelim sola mı tereddütü oldu, tuvalet bulamadık istediğimiz yerlerde ama bütününe bakınca çok güzeldi. Gezi boyunca yol kenarındaki tarlalardan biraz turp, ve bağbozumu sonrası kalan üzümlerden yedik. Yol boyunca su bulmak mümkün oldu. Hatta artık nerede piknik masası bulabileceğimizi de biliyoruz. (Bu arada piknik yapan Türkleri küçük tüp ve çaydanlıktan tanıyabiliyorsunuz. Dardagny ormanlarında tecrübeyle bir kez daha sabittir.)

Bu turun organizatörü olarak ben biraz endişeliydim açıkçası. Çünkü birincisi yolu ben bilmiyordum, sadece internet araştırmasıyla bilgi almıştım. İkincisi, çocuklar mızırdasa etrafta hemen ulaşılabilecek toplu taşıma araçları yoktu. Hakikaten hedefe kadar yürüyüp oradan trene binmek gerekiyordu. Acil durum olursa o başka, herhalde birilerinin kapısını çalardık. Üçüncüsü çocukların (ve diğer erişkinlerin ve hatta kendimin) en az üç saat sürecek bu yolun sonunda nasıl bir ruh hali içinde olacaklarından emin değildim. Bir de internette üç buçuk saat demesine rağmen gerçekte bunun çok daha fazla süreceğini düşünüyordum. Korktuğum hiç bir şey olmadı. Yolun sonunda herkes bir sonraki program için beni teşvik ediyordu. 


Şimdi planda yine yaklaşık bu kadarlık bir yürüyüş ertesinde termal banyolu bir otelde kalma programı var. Bakalım onu ne zaman gerçekleştirebileceğiz...



6 yorum:

  1. Kostumlu caliya ,mantarlara bayildim ....sizde keyif almissiniz bunada bayildim.....ebru

    YanıtlaSil
  2. Sarinin, kirmizinin her tonu... Ne kadar huzur verici, doganin mis kokusu burnuma geldi. Bakalim kaplicada neler olacak?
    Turk piknikciler her yerde kendini belli ediyor. Bu yaz trafik isiklarinda durdum, kafami sola cevirdim, bir aile aradaki refujde keyifle pikik yapiyor. Ailenin dedesi sermis bir seccade namaz kiliyor...

    YanıtlaSil
  3. Türkiye'de büyük kentlerde o kadar az yeşil kaldı ki, insanların bazen hayatlarını tehlikeye atarak otoyol aralarındaki refüjlere girmelerini ve bir ağaç altına oturmalarını hem komik hem de hüzünlü buluyorum. Üzeri çimenli toprakta, ağaç altında oturma isteği... Hangi psikolojik, içgüdüsel, evrim öncesi duygularımıza hitap ediyor, tahmin etmek değil ama keşfedebilmek zor.

    YanıtlaSil
  4. Özellikle çekilen resimlerin kalitesi harika. Okuyanlar farkında mıdır bilmem; resimlerin üzerine çok tıklayarak büyüttüğümüzde detaylardaki büyüleyicilik bir başka güzel.

    Dardagny köy meydanı ve şarap imalathanesi'ndeki resimleri izinsiz koleksiyonuma kattım bile.. Hatta, köy meydanı, çok önceleri bir benzeri uzun süre bilgisayarımın masa üstünü süsleyen resme rakip olarak masaüstündeki yeri aldı.. Artık bilgisayarım her açıldığında, bir süre gözüm bu güzelliğe aşina olacak..

    Teşekkürler Hande..

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkürler, aslında işyeri Blackberry'mizi değiştirince çok iyi oldu. Bu yeni aletin çekim kalitesi diğerine göre çok iyi. Ben, ne kadar küçük olursa olsun yanında fotoğraf makinası taşıyamayanlardanım.

    Fotoğrafları istediğiniz gibi kullanın. Sadece eğer başkaları da görecekse nereden aldığınızı belirtin ki okuyucu kitlem artsın. :)

    YanıtlaSil