Translate

27 Ekim 2011 Perşembe

Mildred Pierce

Dün televizyonda Mildred Pierce dizisini seyrettik. Kate Winslet'in oyunculuğuna diyecek yok. Ama bir yer özellikle dikkatimi çekti, paylaşmak istedim.


Kocasından ayrılan Mildred kendini ve iki kızını geçindirebilmek için iş aramaya başlar. Bu çabaları sırasında 1930'larda Amerikan orta sınıfının üniforma giyilerek yapılan işleri nasıl aşağıladığını görürüz. Öyle ki Mildred cebinde kahvaltıya sosis alacak parası yokken bile bir garsonluk işini geri çevirir önce. Fakat tesadüfen, öğle yemeği için gittiği bir lokantada garsonluk işi neredeyse kucağına düşer.


İşi alır ama kızlarına, özellikle de narsisistik eğilimleri olan büyük kızı Veda'ya bunu söylemez. Bir gün eve geldiğinde Veda'nın bunu öğrendiğini anlar. Veda annesini aşağılar ve anne ile kız arasında çok fırtınalı, sonu popoya şaplakla biten bir sahne yaşanır. İşte benim etkilendiğim sahne tam bu andan sonra başlar.


Mildred kızına neden bu işi aldığını anlatmaya çalışmaktadır. Tipik "nankör evlat, ben sizin için neler yapıyorum, sen ne diyorsun" konuşmasıdır bu önceleri. Ancak konuşması ilerledikçe, aynı zamanda hemen o anda farklı şeyler düşünmeye başladığını da anlarsınız. Mildred gözlerimizin önünde bir "anaaaaaa! anı" yaşamaktadır. (Bakınız Karalayalım yazısı) Kızına aslında yalan söylemeye, kendini aşağılanmışlıktan kurtarmaya çalışırken birden içinde bulunduğu durumu farklı bir perspektiften algılamaya başlar. "Ben garsonluk yapmak için girmedim ki bu işe" der, "bir restoran açmak istiyorum, onun için girdim, en alttan bu işi öğrenmek için." Bu cümleyi tekrarladıkça, detaylandırdıkça bu fikir hayat kazanmaya, canlanmaya, Mildred'in kafasında bir resim olarak oluşmaya başlar. Söyledikçe kendi inanır, Veda inanır, ikisinin inancı bu fikri o anda gerçek yapar. Her ikisi de artık neredeyse görebilmektedirler lokantanın içini. Ve yaşanan bu an, Mildred'in hayatını değiştirir. Ertesi gün işe gittiğinde artık oradaki herşeyi farklı bir gözle görmektedir. Şimdiye kadar görmediği detaylara dikkat eder, notlar alır. Artık bu anını gelecekteki hedefi için bir öğrenme fırsatı, bir laboratuar olarak görmektedir. Yani insan aynı, lokanta aynı, patron, çalışanlar, müşteriler, yemekler aynıdır ama Mildred bakış açısını değiştirmiştir. Ve herşey bu yeni ışığın altında çok farklı görünmektedir.


Mildred'ı takip edeceğim. Öneririm...

1 yorum:

  1. Güzel duygular uyandıran dizileri ben de seviyorum. Ama şu an ilgim başka yerlerde; seramik :))
    Aslında ne zamandır bakıyordum seramik ürünlere, özellikle de seramik bıçaklara, salata yaparken çelik bıçağı daha az temas ettirmek derdine kalın kalın doğrardım salata malzemelerini. Teflon varlığıma baktım da zaten o kadar çok fazla da değilmiş, çünkü ben düdüklü tencere kullanıcısıyım uzun yıllardır, bir de çeliklerim işte. Bu gün carrefoura gittim, doğru bıçakların olduğu yere ve çok büyük olmayanlarından bir tane aldım (16.50 €). Bir de tavalara baktım, ikili satılanlar var fazla da yoktu zaten, 20 ve 24 cm lik olanlardan ( 19.00 € )aldım. Beyaz beyaz güzel görünüyor. Aslında denemek için aldım, bakalım nasıl oluyor diye, ilk denemeyi de yaptım, az bir yağ ile güzel bir pişirme sağlıyor, çabuk ısınıyor, çabuk temizleniyor. Bıçak çok daha güzel, çok keskin dikkatli olmak gerekiyor, özel kılıfı var zaten. Ama çarpmalara ve darbelere karşı dikkatli olmak lazım kırılabiliyor diye uyarmışlar, bu da normal zaten adı üstünde seramik. Şimdi bir de orta boy bir tencere bulmam lazım. Çok iyisinden değiller ama fena da değiller sanırım. Dökme demirlere de baktım ama onlar çok ağır, demir gibi diye boşuna dememişler yani. Bir de dökme demirlerin temizliği biraz daha yor sanırım, iç kısımları pürüzlü bir yüzeye sahip. İşte sevgili Hande bu günlük çalışmam budur, yorumu diğer arkadaşların da okuyacağını bildiğim için onlara yazmadım, buradan okurlar nasıl olsa...Böyle sohbet de güzel oluyormuş...

    YanıtlaSil