Translate

7 Ekim 2011 Cuma

Bu sabah


Sabah kahvaltısı yaparkenki manzaram. En önde patates kavurmalı yumurta, solunda arkaya doğru kuruması için açık havada bekletilen cevizler. (Arkadaki kevgirin içindekileri kendimiz topladık. Aşısız falan ve çok sertler; çetin ceviz yani. Ama nefisler.) Cevizlerin sağında naylon poşet içinde kurumaya bırakılmış adaçayı ve biberiyeler var Özlem'in bahçesinden. Onların arkasında kendi saksılarımızda yetiştirdiğimiz acı kırmızı biberler, yine kurumayı bekliyorlar. Sağda hediye gelen sklamenimiz, en arkada da bu sabah bana güzel bir sürpriz yaparak goncalarını gösteren kasımpatımız. (En sağda ışığı patlatan da uydu antenimiz, Türkiye'yi seyretmek için...)

Bu sabah melankolinin o bulanık ve hüzünlü sularından, son birkaç gündür beni sarmalayan kollarından kurtulmanın son aşaması olarak kendime patatesli yumurta yaptım. Balkonumda sessizlik içinde, artık sonbaharın iyiden iyiye hoşgelmesini kutlayarak yaptım kahvaltımı. Kızım Fransızca sınavına gitti. Oğlan okulda. Babaları kızıyla birlikte. Küçük sarı oğlan Bupçik (the köpek) yanımdaki mavi kilimin üstüne sereserpe uzanmış hafif hafif alçak tondan horlamada...
Mavi halı üstünde sereserpe Bupçik.

 Balkonumuzu yaz boyunça kuşatarak içerisini serin tutan at kestaneleri sararmış yapraklarını döküyorlar yavaş yavaş. Artık güneş içeri daha rahat girebiliyor. Yerler yine yaprak doldu ve insanlar ellerinde hava üfleyen makinalarla yaprakları biteviye hizaya sokmaya çalışıyorlar.

Altı gündür evden çıkmadım. Hastaydım. Öksürük, aksırık, nezle, kendini paçavra gibi hissetme falan işte. Dramatik birşey değil. Ama çok iyi geldi hiç birşey yapmamak. Yani aslında salonun şeklini değiştirdik, ben resim masamı toplayıp bir sürü döküntü attım, yemek odasını hobi odası yaptık, bir de akşamları güzel yemekler yaptım son birkaç gündür (ondan önce kocacım besledi bizi), yarım kalmış bir dantel parçasını yeniden elime aldım, bitmesine az kaldı. Yani hiç birşey yapmamış değilmişim demek ki ama yine de iyi geldi.

(Yukarıdaki son cümleyi okudum da "yapmamış değilmişim" fiil çekimi çok hoşuma gitti. Sizin de böyle hoşunuza giden cilveli, işveli edatlar, zarflar, söz dizileri falan olur mu? Ben dilin kendi müziğinden çok hoşlandığım için bazen böyle takılır kalırım bazı sözcüklere. Mesela geçenlerde kızımla konuşurken ona rehber öğretmeniyle yaptığı konuşma ile ilgili "ne dediydi?" diye sormuştum da kızım çok gülmüştü bu çekime. "İngilizce'de hangi zamana denk geliyor?" diye sorunca da bilememiştim ama ona bu soru cümlesinin ruhunu anlattım. Dedim ki, "bu fiil çekimi, senin daha önce bana anlattığında benim aslında pek de can kulağıyla dinlemediğim bir olay daha sonra -mesela boş kaldığımda- ilgimi çektiğinde ve bu konuda daha fazla bilgi almak istediğimde kullandığım bir zamana aittir." Hadi bunu İngilizce'ye çevir bakalım! Tamam peki "what was it that he said?" falan denir ama "ne dediydi?"nin şiirselliği var mı şimdi bu cümlede Allahaşkına!)

Neyse, şimdi kızım geldi, Fransızca sınavından geçmiş. Bir küçük mutluluk daha yaşadık bugün kasımpatlarına ek olarak. Ne güzel! Hayat hakikaten küçük mutlulukların toplamı mı acaba...



3 yorum:

  1. hayat kucuk seylerin toplami bencede ..ama toplanacaklaklari alt alta yazarken kaydirmamak gerek.. yuzumde kocaman bir siritmayla okudum...EBRU

    YanıtlaSil
  2. benimde dilime son zamanlarda okudugum bir kitaptan gayri kabili mukavemet lafi dadandi

    YanıtlaSil
  3. İşte bu da dil üzerinde lolipop gibi güzel bir tad bırakanlardan: gayri kabili mukavemet! Teşekkürler piyerloti.

    YanıtlaSil