Translate

28 Eylül 2011 Çarşamba

Teyzem elbette...

Hayat ne garip!.. Pazartesi günü Cenevre'den Türkiye'ye gelmek üzere yola çıkmak üzereyken kardeşimden teyzemin kaybı haberini almıştım. Halbuki o günkü uçak biletini çok önce almış ve Marmaris'te Hale'nin beslenerek arınma programına katılmayı dört gözle bekliyordum. Sonra malum haber...

Pazartesi gecesi Bördübet'teki otelime giriş yaptıktan sonra Salı sabah erkenden Bodrum'a doğru yola çıktım. Teyzemin evine girince kötü oldum. Önce Veli enişte yok olmuştu, şimdi de teyzem... Annemle bir fasıl sarıldık, ağlaştık. Cenaze evi olgusunu epeydir yaşamamıştım. Gelen, giden, öyle oturup teyzemden bahseden insanlar... Ellerinde bir tabak dolusu soğuk meyvayla gelen komşular, sağa sola koşturup evin eksiğini tamamlayanlar, tencerelerle yemek getirenler, "keşke onu son bir kez denize götürseymişim" diye ağlayanlar, hiç tanımadığım gözleri yaşlı insanlar... Teyzemin kızlarıyla "keşke o ölmeden önce şimdi olduğu gibi burada hep bir araya gelseydik, ne kadar mutlu olurdu" diye konuşup hayıflandık... Ölümler kesinlikle geride kalanlarda pişmanlıkları ortaya çıkarıyor. Hep ötelediğimiz, ertelediğimiz incelikler (aslında çoğu zaman öncelikler) bir ölümün ardından suçluluk duygusuna sarılmış ve yadsınamaz bir şekilde kabak gibi ortaya çıkıyor!

[Bu arada bu blogda bir süredir arka arkaya okuduğu "kabak" muhabbetinden sıkılan sevgili okurlarım, sanırım bu "kabak (ilginç), kabak (yine mi!), kabak (yok artık!), (peki alın size dannkkkkk!) ölüm!" şeklinde giden sıralama monotonluğu kırmıştır.]

Sonra Facebook'tan gelen bir dolu taziye mesajları... Telefonla arayanlar, e-posta atanlar... İstanbul'dan sırf cenazeye gelen arkadaşlarım... Sağolun. İnsanın gönlüne serin sular serpilmesi böyle bir şey olsa gerek.

Teyzem şimdi bu dünyada değil. Game over! Olay sıfırlandı. Öğrenilecek şeyler öğrenildi, uyanış yaşandı. Artık bu hayattaki kusurlar, hastalıklar gitti, roller, zorunluluklar bitti. Öğrenme geride kalanlarda devam ediyor.

Şimdi teyzeme ait fotoğraflarla bu konuyu bitiriyorum. Bundan sonraki yazılar Bördübet'teki arınma programına dair olacak. Çok kısa da olsa görebildiğim kadarıyla burası tam bir cennet! Şu anda odamın balkonunun altında nazlı nazlı akan nehrin şırıltısını duyuyorum. Üstünde kuğular, içinde balıklar var. Dışarıda doğanın sesinden başka bir ses yok. Akşam her türlü taze bitkilerin başrolünde olduğu canlandırıcı bir yemek yedim. Biraz önce içinde zencefilini bol tuttuğum bitki çayımı içtim. Birazdan yatıp sabah sekizde güne yoga ile başlayacağım.

Artık kendi içime doğru güzel bir yolculuğa çıkma zamanı...

Teyzem ve Veli enişte.

Veli enişte teyzemi evlenmeye ikna etmeye çalışırken... (35 yıl sonra yakalanan fırsat için bir önceki yazıya bakınız)

Teyzemin klasik dörtlüsü: vazelin, Jergens yüz kremi, kaş kalemi ve fırfırlar...
Teyzem (ortada), güzel kızları, iki torunu ve Rus teyzemiz Gala.

3 yorum:

  1. handecim, yazilarinla teyzeni ve veli enisteni cok sevdim sanirim asklarina asik oldum ve kocaman bir ic cektim.. sevgiler EBRU

    YanıtlaSil
  2. Ağzına, diline, ellerine sağlık gerçeği bukadar güzel yansıttığın ıçın benı duygu seline bıraktın yeniden yaşadım ogünleri.
    Sağol varol mutluluğun daim olsun.

    YanıtlaSil
  3. Hande Abla- Thank you for a beautiful piece. It seemed very nostalgic, that the 4 products in the picture is truly one of my most ingrained memories of her as well, along with her bordeaux bathroom (the one in the U.S.)- I don't think I have ever seen it a different color even after she moved to a new apartment. Her home was the one place that seemed never changing in my eyes, as she also was to me. To me she was Halacik, to my kids Buyuk Hala, she will truly be missed.

    YanıtlaSil