Translate

5 Eylül 2011 Pazartesi

Stokholm

Geçen Çarşamba akşamı iki günlük bir toplantı için Stokholm'e gittim. Tatilden dönüşün hemen haftasında bir iş gezisi çok uygun olmadı; çocukların okulunun ilk gününü kaçırdım, eve alışmaya fırsat bile bulamadım, ama iş işte... Hem önemli bir toplantıydı...

Gitmeden önce her zamanki gibi yine stres düzeyim arttı. Uçak yolculuğu artık çocukluğumdaki gibi heyecanlı gelmiyor hatta korkuyorum. Malum bir riskle ne kadar çok yüzyüze gelirsen başına gelme olasılığı da o kadar artıyor. Neyse, gittik geldik işte...


Tavşan (Kaynak: Wikimedia Commons)
Stokholm beni çok güzel karşıladı. Masmavi bir gökyüzü, hırkayla dolaşmaya izin verecek bir ortam ısısı, ara sıra yağan yağmurdan dolayı pırıl pırıl ağaçlar, otelin hemen yanından akan cilveli bir nehir, karşısında küçük bir park... Yatak rahattı, kahvaltı büfesi güzeldi (domates vardı mesela- her zaman olmuyor), odadaki pencere açılabiliyordu (açılamayan pencerelerden hiç hoşlanmıyorum!) Otele girerken beni şaşırtan Türkçe konuşan küçük bir grupla karşılaşmam oldu. "Olabilir" diyerek geçtim yanlarından. Ertesi gün kahvaltıda bir grup, bir grup daha, bir aile, yanımdakiler falan derken neredeyse oturduğum masanın etrafı Türkçe konuşan insanlarla doluydu. Birlikte kahvaltı yaptığımız iş arkadaşıma bunu söyleyince, Türkiye'de tatil falan mı var dedi. İşte o zaman hatırladım bayram olduğunu. Buralarda bayramı hissetmek çok zor tabii... Gerçi ilk günün akşamı birkaç aile bayramlaşmak için bir araya geldik ama aile büyüklerimizden uzak olmak, işe gidiyor olmak falan bayramı hissetmeyi mümkün kılmıyor.
Çarşamba akşamı gidip Cuma akşamı dönünce, toplantı da bütün gün sürünce gidilen kenti tanımak mümkün olmuyor. Genellikle de iş gezilerimiz böyle oluyor zaten. O yüzden Stokholm'de neler yaptım diye düşününce iki akşam yemeği, yarım saatlik bir sokak gezintisi ve havaalanından kente giden yok üzerinde gördüklerimden başka birşey yok. Ama güzel bir sürpriz de karşıma çıkmadı değil. İkinci gece yemekten diğerlerinden biraz erken çıkıp kendi ritmimde dolanmak, otelin karşısındaki küçük parka gitmek istedim. Burası geçen yüzyılın başında park halini almış, işçi hareketlerinin ve gösterilerinin yapıldığı bir alanmış. Şimdi bununla ilgili bir anıt var ve yine sanırım sendikalara ait bir büyük binanın bahçesinin bitiminde yer alıyor. Bir zamanlar nehre kadar inerken birkaç sene önce bizim kaldığımız otel yapılınca nehir manzarası kesilmiş. Bunları okuyup etrafa bakınırken birden önümde iki tavşan belirivermez mi! Kül rengi, biri küçücük diğeri biraz daha büyük (anne çocuk gibi) iki tavşan. Benim hareket ettiğimi görünce çimlerin üzerinde donakaldılar. Neredeyse hiç kımıldamadan beni izlemeye başladılar. "Çok akıllıca" diye düşündüm. Gecenin karanlığında, sokak lambalarının ışıklarının neredeyse bittiği yerde, çimlerin üzerinde iki gri tavşan. Hareket ettiklerini hissetmesem görmeden geçip gidebilirdim yanlarından. Etrafta kimse yoktu, onlarla oynamaya başladım uzaktan. İki-üç adım attım, hafifçe kıpırdandılar. Emin olamamış gibi... Bacak kaslarını gerip koşmaya hazırlandılar. Durdum. Durdular. 90 derece sola döndüm, hafifçe kulakları titredi. Bir süre onları izledim, içimden onlarla konuştum. Korkmamalarını, onları sevdiğimi söyledim. Sonra yavaşça uzaklaştım yanlarından...

Sonra bir arkadaşımı hatırladım. Bir gün Cenevre'nin ortasında, işyerinin bahçesinde bir tilkiyle burun buruna gelince ona bundan bahsetmiştim. O da hayatta karşımıza bazen beklenmedik anlarda beklenmedik hayvanların çıkabildiğinden, bunun bir anlamı olabileceğinden bahsetmişti. Bunun üzerine çeşitli inanışlarda hayvan totemlerini araştırmıştım. İşte şimdi yine karşıma aniden tavşanlar çıkınca Google amcaya bir sorayım dedim. Elbette binlerce sayfa çıktı. Tavşan totemiyle ilgili olarak da çok güzel şeyler söyledi bana. Mesela tavşan toteminin büyülü birşey olduğunu ve şans getirdiğini; hayatın karşımıza çıkardığı yeniliklere olumlu bir şekilde yaklaşmamız gerektiğini, spontan ve hızlı olmanın önemini... Tavşan aynı zamanda bolluk ve bereketin de sembolüymüş. Ondan alınacak ders dost çevremizde sevinç ve inanç yaratmanın önemli olduğuymuş. Ayrıca tavşan bize yeni alanlara doğru ilerlerken korkularımızla yüzleşip yine de ilerlemeyi öğretirmiş. Yani yenilikler ve onlardan korkmamak... Peki bilin bakalım bugün işe gelince ne oldu? Bir süredir sürmekte olan yeniden yapılanma sonucunda işyerimde yeni bir gruba geçeceğimi öğrendim. Benim minik tavşanlarım sayesinde de şimdi bunu heyecan verici, büyülü ve olumlu bir değişiklik olarak kabul ediyorum. Ne muhteşem!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder